örümcek

1 /
aqua aqua
hayatları ağ örmekle geçen şirin mi şirin değil hayvanlardır. ağlarına takılanları, artık sinek mi olur başka bir böcek mi her ne olursa yerler. anlaşılacağı üzere, vejeteryan değillerdir. zaten lahana da tutup örümcek ağına takılmaz.
greeen greeen
böcek olmamakla birlikte küçük, çok ayaklı davetsiz hayvanlar arasında tahammül edilebilenidir, hatta iyice küçük olanlarını yukarıdan ağını yakalayıp havada sallamak eğlencelidir
azureel azureel
ele avua sığmaz bir varlıktır. ne an, ne tarafa döneceğini kestirmek imkansız. 8 bacağı var her biri ile ayrı yöne gidecek utanmasa. gidiyor da zaten, gitsin bakalım.
ha örümcekler çok sevimli hayvanlardır bu arada; ne kadar kötü görünseler, insanlar onları ne kadar antipatik bulsa da, o hayvancıklara saygı duyanlar vardır. kutsal bulanlar bile vardır, tabi bu konumuz dışında.

<benjamin> örümcek sokmuştu beni bir keresinde, onu da anlatayım. zehirli olmadığını bildiğim için, hayvanı epeyce bir dürtmüştüm, haliyle de ısırmıştı parmağımı. elime bir şey olmadı, bu agresif hareketinden ötürü örümceklere olan saygım da bir değişme de olmadı*. sadece amacım onları biraz daha iyi anlayabilmekti. tüylü müylü sevimli hayvanlar, vallahi.*
örümcekleri sevin.
zeus zeus
dini konularda ise örümcek kutsal bir hayvandır..ezip geçmemek, terlikle kafasına indirmemek lazım..

yamulmuyorsam; yazılan hadislerde, hz. muhammed'in (s.a.v.) hicret sırasında saklandığı mağrayı, arkasından kovalayan tehlikeden* korumak amaçlı, kapısının tamamına ağ ören bir örümcekten bahsedilir..böylelikle arkadan gelenler, onun bu mağraya giremeyeceğini fikrine kapılırlar..çünkü örümcek ağından oluşmuş doğal bir kapı mevcuttur o sırada..
aqua aqua
adını sanını hatırlamadığım psikopat bir türü olan hayvan. bu psikopat tür, diğer arkadaşları gibi ağ kurup "salağın biri gelse tuzağıma düşse, ben de karnımı doyursam" demiyor, bizzat kendi çıkıyor avlanmaya. suyun üstünde yaşıyor genelde. nilüfere benzeyen bir bitki üzerinde oturup suyun altını gözlüyor, yüzeye yakın gördüğü bir balığı veya kurbağayı tek hamlede kapıyor.

kaptığı kurbağayı sudan çıkarıyor ve çırpınmalarına falan aldırmadan canlı canlı yemeye başlıyor. dişlerinden salgıladığı bir zehir, yiyeceği kısmı sıvı hale getiriyor ve yutmasına yardımcı oluyor. ve bu aç örümcek, kendisinden 5-6 kat büyük olan kurbağayı sıvılaştırıp emerek, etiyle kemiğiyle kısa sürede yok ediyor. işin ilginç yanı, kurbağanın, örümcek kalbine yetişene kadar debelenmeye devam etmesi.

(bkz: kürk için eziyet) - bu videoyu izlediğimde, yıllardan beri belgesel izleyen biri olarak hayvanların dünyasında [yılanlar ve bazı böcek türleri hariç] avını canlı canlı yiyen bir hayvanın olmadığını, bu insanların hayvanlardan bile aşağı olduğunu düşünmüştüm. ama onlar kadar psikopat yaratıklar da varmış dünyada.
sizofrenkedi sizofrenkedi
adını sanını hatırlamadığım gibi, boyunu posunu yakından görmediğim halde aşşağılık olduğuna ilgiyle kanaat getirdiğim hayvancık. "biri gelse ıma düşse, ben de 'kendi kendimi tatmin etsem'" demiyor, bizzat kendisi çıkıyor avlanmaya. geçen ben discovery channel da gördüm, iyi bilmediği, doğasını tanımadığı hayvanlara saldırmayı seviyor. nilüfere benzeyen bir bitki üzerinde oturup gözlüyor heryeri, kendisine uzak gördüğü bir kediyi veya herhangi bir babayı, böceği, bitkiyi tek hamlede kapıyor.
...

(bkz: kürk için eziyet) - bu videoyu izlediğimde, yıllardan beri belgesel izleyen biri olarak hayvancıkların dünyasında avını gizli gizli, kendisi nirvana ve orgazm arası bir yerdeyken yiyen bir hayvancığın olmadığını, bu insanların hayvanlardan bile aşağı olduğunu düşünmüştüm. ama onlar kadar psikopat yaratıklar da varmış dünyada.
lightblue lightblue
avladığı sinek veya böceklerin hepsini bir anda yemeyen, ağlarıyla bi güzel paket yapıp, zor günler için saklayan hayvandır kendisi. bi de kardeşim örümcek adamı izleyip izleyip, duvardaki örümceğe kendini ısırtmaya çalışıyor. o değil alerjik bi bünyesi var bişey falan olacak.
guest8644 guest8644
kendilerinden en fazla korkup en çok nefret eden şahsiyetlerin bile becerilerine saygı duyacağını düşündüğüm sevgili hayvancıklardır.şahsen pek bir severim kendilerini,ağ örüşleri kendilerine hayran olmam için son derece yeterli bir sebeptir zira.hele o avlarını ağları ile sarıp sarmalayışları;böyle bir yandan tek kollarıyla avın poposuna vurmak suretiyle döndürürken,bir yandan da ipliklere dolayışları...
tiny mini spyder...
spyder spyder
üç kuruşluk aciz metafor vasıtasıyla hakaret peşinde koşan şizofreniden mustarip kimi dört ayaklı mor hayvandan her şartta yeğ tuttuğum mahlukatlardır. doğal hayat akışı içinde her gün gerçekleşen basit olayları sırf kendi başına gelen hadiseler sanan ve bunların kasten, plan dahilinde yapıldığını öne sürecek kadar şuursuz kedilerin yanında baş tacı bile edilebilirler. vazifesini yerine getirmek amacıyla oturup habitatını gözlemlediği zamanlar olur; yeri gelir orada bulunmaması gereken organizmalar görür ve seri bir hamleyle onlardan arındırır ortamını. imkanları dahilinde gücünü içinde bulunduğu ekosistemin döngüsünün rayında kalmasına yardımcı olmak için kullanır.

ha şimdi tabii karşısındaki mantık, duygu ve düşüncelerinin kontrolünü elinde tutamayan klinik vakaysa her türlü yalan dolanla itham edilebilir. ava çıkarmış, kendini tatmin edermiş, kendisine uzak gördüğünü baba-kız demeden yutarmış, evet bir de unutmadan psikopatmış...

yıllardır belgesel seyrederim, national geographic okurum. bu sayede karşılaştığım canlıları cinsiyle türüyle tanırım, boyunu çapını iyi bilirim. fakat misal felis domesticus demektense kedi derim ona, kaçıncı nesil olduğunu bile anmaya gerek duymam. bilirim nice nesil nesil, boy boy kediler geçti elimden. kimi mrrladı kimi hrrladı. korkanlar tırmalamaya çalıştı, aklını çelmeye çalışanlar sırnaştı. oysa örümceğe bakıyorum hep yerinde duruyor, ağlarıyla örüyor, koruyor evi bellediği yeri. yanaşanı tanımadan yargılamıyor, ağının içine çekip kapmıyor. şerait lüzum gösterirse de sekiz bacağıyla doğru bildiği yolda koşturuyor. üçüncü göbekten hısımdı dinlemeden aynı kefeye koyup paketliyor kımıl zararlılarını.

türlü türlü video seyrettim (konulu-konusuz), örümcekler hakkında bu kadar ucuz, bu kadar düzmece senaryo görmedim.

ayrıca hafızaları da bir hayli sağlamdır. kendisine kimin niye düşman olduğunu hatırlamakta güçlük çekmez. sadakat, vefa gibi değerleri bünyesinde bulundurur. misal hiç unutmam çirkef saldırılara uğrayan dostunun yanında görmüştüm bir örümceği. saldırıp da ummadığı yerden ısırılınca kuyuruğunu arkasına sıkıştırıp kaçmak zorunda kalmıştı agresif felis. sonra dönüp kedisevenler derneklerine başvurup ağlaştığına tanık olmuştum. hayvan olmasa avrupa insan hakları mahkemesi'ne başvuracaktı şüphesiz.

bir başka hikaye daha anlatayım bu hayvanın dünyasından.

örümcek dostum her zamanki halinde sağda solda dolaşır, çevreyi gözler, etrafı kolaçan edermiş. bahçede bir çocuk görmüş. örümceğin ilgisini çekmiş, yerleşmiş bir kocamış ağacın üstüne. hem onunla sohbet ediyor, hem çocuğu izliyor. bakmış bir de ne görsün, çocuk hasta. halüsinasyonlar görüyor. rahatsızlığı onu çevresi için tehlikeli kılıyor. önüne çıkan canlıyı eziyor, örümceğin arkadaşlarına şımarıklık, ukalalık, çokbilmişlik yapıyor. bahçeyi talan ediyor, kendisine sunulan güzelliği ve de daha önemlisi orada yaşayanların diğer canlıların evini yıkmaya çalışıyor. örümcek demiş yaşlı ağaca,
"bilge ağaç sen bahçenin efendisisin söyle bana nedir bu çocuğun yaptıkları, hangi baba böyle yetiştirmiş çocuğunu?"
bilge ağaç usulca dallarını indirmiş fısıldamış örümceğin kulağına
"çocuktur o, aklı başında değildir. toydur, hatasını hoş görmek gerekir."
peki demiş örümcek ağına dönmüş.
gel zaman git zaman çocuk bahçede kurcalamadık yer bırakmaz olmuş, gelmiş sonunda sekiz bacaklının ağını bozmak istemiş. bu sefer ileri gitti diye söylenmiş örümcek. bilge ağaç seslenmiş hemen,
"aman dostum sen ona uyma, çocuktur bilmez ne yaptığını"
örümcek kızmış ağaca
- ne yapayım yani bırakayım da aylardır ördüğüm ağımı oyuncak mı etsin? çocukluk bir yere kadar! hadi bugün ben dokunmadım ağım sağlam bir şey olmaz diyelim. senin ev sahipliği ettiğin şu kovandaki arıları bilirsin, onlar sinirlidir ve sözünü de dinlemezler. yarın parmağını o kovana daldırmak isterse, arılar sokar delik deşik ederler yavruyu. madem sen bu bahçenin efendisisin ve madem bana kıyma diyorsun o zaman bul yolunu da iyileştir bu çocuğu.
bilge ağaç düşüncelere dalmış o vakit.

hikayenin gerisini de başka bir güne saklıyorum sevgili örümcek dostları.
sizofrenkedi sizofrenkedi
komiktir, hebeledir, metafordur, histeriktir. çünkü duyan ya kediyi kovanı bozmaya çalışan ayıyla karıştırır yada örümceğin yaşadığı ambiansı bozmaya çalışan bişi sanar(ki iki canlının alakasız ortamlarda varolduğunu söylemek için bilge ağaca başvurmaya gerek duymuyorum)
kedi farkındaymış 9 canın aslında çabucak bitebileceğinin ama bilmiyomuş örümcek her bacakla birine saldırırsa sekiz tane bitiverirmiş bigün(belki de biliyormuş ama anı düşünüp yaşıomuş sadece)
bilge ağaca kedi bile saygı duymuş başta(ki eminim aynı odundan bahsediyoruz). aslında bilge gelmemiş ama bakmış kediyi dinliyo hemde lafına diğer birkaç arı gibi "ben senin bilmem neyindeyken... yıl "96..." diye başlamıyor söze. sonra işler sapıtmış, bilge aslında tümüyle yanlışmış. lafına inanmamak gerekirmiş, bu yüzüne gülüp arkasından dedikodusunu yaptıgı insanlar bigün neyin ne olduğunu umarız
anlarlarmış falanmış filanmış.
bigün bibakmış örümceğe lanet derneği gayet kalabalık olmuş hatta bazıları bu kurumdan çıkıp anti-kediye bi uğramış sonra tekrar buraya gelmiş sonra bidaha geriye gitmiş. sonra azınlık demişki "kediye ne kadar sevgi verirsen o kadarını alırsın. onu önce kovalayıp sonra uykusuna devam etmesini beklersen halt edersin. eğer uyuduğunu sanıp -küçük müçük ama-değer verdiği şeylere saldırmaya kalkarsan daha çok muhatap olur bide üstüne başını ağrıtırsın"
birinin anlattığı gibi kedi ve bi kaç kişinin bi pzt. günü gelip de "ama dimi abi ya olur ya" deme şansı hiç olmamış o yüzden ancak bu kadar şikayet edebilme hakları olmuş.

başka güne bişey saklamıyorum umarım her eve konuk olan aynı davranmaz
1 /