osmanlı türkçesi

1 /
hoppa hop hop hoppa hop hop
çoğunlukla "osmanlıca" ya da "eski dil" diye tabir edilen, batı türkçesi'nin 13.-20. yüzyıllarını içine alan türkçe devri.
alfabesine arap alfabesi çoğunluk olmak üzere türk ve fars dillerinin de kimi özelliklerinin katıştırılmasıyla kendine özgü bir yazın dili oluşturulmuştur. beslendiği kaynakların çok olmasının verdiği güçle zengin bir kelime altyapısına sahip olmasına rağmen saray dışına fazla çıkamamıştır. gelgelelim yüzlerce güzel eseri de bünyesinde barındırır.
denker denker
13-20. yüzyıllar arasında anadolu’da ve osmanlı devleti’nin hüküm sürdüğü yerlerde yaygın olarak kullanılmış olan, özellikle 15. yüzyıldan sonra arapça ve farsçanın etkisinde kalan türk yazın dili. osmanlı türkçesi ya da eski yazı olarak da bilinen osmanlıca arapça, farsça ve türkçenin karışımıdır ve arap alfabesiyle yazılır.
osmanlıca terimi tazminat dönemi (1839-1876) aydınlarınca ortaya atılmıştır. daha önceleri türk lehçelerinin hepsine türki (türkçe) ya da lisan-ı türki (türk dili) deniyordu. 19. yüzyılda artan milliyetçilik hareketlerine karşılık, osmanlı devleti’nin siyasal bütünlüğünü korumak amacıyla yeni bir milliyetçilikle ortaya çıkan tanzimat aydınları, millet-i osmaniye (osmanlı milleti) kavramını geliştirdiler. osmanlı toprakları üzerinde konuşulup yazılan türkçeye de osmani (osmanlıca) ya da lisan-ı osmani (osmanlı dili) adını verdiler.
türkler tarih boyunca farklı din ve kültürlerle bir arada yaşadıkları için farklı alfabeler kullanmışlardır. 5. yüzyıldan 20. yüzyıla değin yakın ilişki içinde bulundukları kültürlerin etkisiyle göktürk, uygur, çin, tibet, nasturi-süryani, mani, brahmi, peçenek, kuman, yunan, ibrani, slav, arap ve latin alfabeleri değişik dönemlerde kullanılmıştır. bunlar arasında türklerin büyük bölümü tarafından en uzun süre (11. yüzyıldan 20. yüzyıla değin) kullanılanı arap alfabesidir.

tarihsel gelişimi açısından osmanlıca üç döneme ayrılır:
1. eski osmanlıca ya da eski anadolu türkçesi: (13-15. yüzyıllar arası)
2. orta osmanlıca ya da klasik osmanlıca: (16-19. yüzyıllar arası)
3. yeni osmanlıca (19. yüzyıl-20. yüzyılın başları)


1. eski osmanlıca (eski anadolu türkçesi):
türklerin büyük bölümü 10. yüzyıla değin uygur harflerini kullanıyordu. islamiyetin kabul edilmesinin ardından, arap kültürünün etkisiyle arap harfleri kullanılmaya başladı. 15. yüzyıla değin dilde arapça ve farsça sözcük ve tamlamalar azdı. öte yandan 15. yüzyılda istanbul’da başlayan saray yaşamı arap, iranlı sanat ve bilim çevrelerini kendisine çekti; türkçenin yanı sıra, arapça ve farsça yüksek sınıf ve aydınlarca kabul görmeye başladı. bu yabancı öğeler 15. yüzyıldan sonra özellikle nazımda arttı.


2. orta osmanlıca (klasik osmanlıca):
16. yüzyıldan başlayarak arapça ve farsça yalnızca sözcük kullanımı olarak değil, dilbilgisi açısından da türkçeyi etkilemeye başladı. 19. yüzyıla değin süren bu dönemde arapça ve farsça tamlamalar yalnızca isim soylu sözcüklere değil fiillere de girdi. kökü yabancı bileşik sözcükler oluşturuldu, düzyazı dilinde kısa ve yalın tümcelerin yerini bağlaçlarla uzatılmış yabancı öğelerle dolu tümceler aldı. dönemin sanatçıları eski osmanlıcada kullanılan görece yalın türkçe yerine arapça ve farsçadaki ustalıklarını gösterme yolunu seçtiler.



3. yeni osmanlıca:
19. yüzyılda osmanlı devleti’nde matbaanın kurulması, çeşitli konularda gazete ve dergilerin yayımlanması ve batı kültürüne açılma çabaları düzyazıda etkisini gösterdi. halkın anlayabileceği bir dille yazma girişimiyle dönemin yazar ve yayıncıları daha yalın bir dil kullanmaya başladılar. yazıda ilk kez noktalama işaretleri kullanılırken, edebiyatta batı etkisiyle roman, hikaye gibi yeni türlere ilgi arttı. türkçe kavramı üzerinde durularak dilbilgisi kitapları ve sözlükler yayımlanmaya başladı. öte yandan batı’dan alınan yeni kavramları (batılılaşma, milliyetçilik, osmanlıcılık vs.) karşılayacak türkçe sözcüklerin olmaması sebebiyle yeniden arapça ve farsça sözcüklerle tamlamalara başvuruldu. arapça ve farsça sözcük köklerinden yeni sözcükler türetildi. bu dönemin sonunda özellikle şiirde ağdalı bir dil kullanılmasına (edebiyat-ı cedide, fecr-i âti) ve yabancı sözcüklere yer verilmesine karşın, dilde yabancı öğelerden arındırma çabaları devam etti. bu süreç 1928’deki harf devrimi’nden sonra daha da hızlandı
dunyayadonmevaktigeldi dunyayadonmevaktigeldi
edebî ve anlatım gücü doruklarda olduğu dönemde, ingilizce ve diğer sivrilmiş, mütekâmil avrupa dillerinden doğu medeniyetine çeviriler/ aktarımlar ancak bu dille mümkün idi. payanda niteliğindeki arapça ve farsçanın dahi takatinin yetmediği yerlerde osmanlıca daima devreye girmiş ve çeviriyi ustalıkla üstlenmiştir. bir dönem kelime varlığı açısından osmanlı türkçesi birinci olan ingilizceden sonra geliyordu. dominion ve commonwealth sonrası emperiyal dil hüviyetine kavuşan ingilizce raiyetinden sömürdüğü ülkeleri ayırdıktan sonra bile kelime varlığını daraltmamış, bu nedenle bugüne değin gelişmeye, türemeye, dolayısıyla çoğalmaya devam eden kelimelerinin sayısı halihazırda bir milyonu aşmıştır. osmanlı türkçesi önüne set çekildiği için, rekabeti kaybetmiştir ve bugün bazen lehce, hollandaca nevi dillere bile yetişemeyebilmektedir. tasfiye nüansları yok etmiştir. lakin bütün bunlara rağmen iyi yönler de mevcuttur; türkçeye asli dil unsurları, yapıları kazandırılmış ve doğru birtakım adımlarla halk diline yaklaştırılmıştır. girişik ve anlaşılması güç bir halden her tabakadan vatandaşın anlayabileceği bir dil haline büründürülmüştür.
dipnot bizim namımız dipnot bizim namımız
bugün türk dili ve edebiyatı, tarih ve sanat tarihi gibi bölümlerin bel kemeği olan derstir. osmanlı toplumun ki bilirsiniz doğu medeniyetine yüzünü dönmüş olan bir toplum olan osmanlının yazı ve edebiyat dili olan bu dil arapça ve farsça etkisi ile yoğurlmuş ve bir takım fonetik etkileşimlerde bulunmuştur.
hamsi kafa hamsi kafa
latin harfleri kabul edilmeden önce kullandığımız, arap harfleriyle yazılıp türkçe okunan miras dil.
okuması bir derece daha kolay diye düşünüyorum. çoğunluğu müslüman olan bir ülkede herkesin bir kere de olsa yaz tatilinde camiye gitme tecrübesi vardır. ama yazmak zor iş. şekiller çok kötü oluyor ilk zamanlar. yazıyı biraz düzeltince kelimeyi bakmadan yazma çalışması başlıyor, bu daha da fena. iki tane 'p' ünsüzü var mesela, iki tane 'ç' ünsüzü, 'g' ünsüzü öyle, 's' ünsüzü öyle. daha da devam ediyor bu. günümüzde karşılığı olmayan harfler de var.
biraz odaklanmak ve sıkılınca bırakmamak lazım. çünkü bu alfabeyle yazılan bir metin okuduğumda ben gurur duyuyorum şahsen.
biraz daha fazla kazanıp rakiplere fark atmak için öğrendiğimiz ingilizcenin, fransızcanın yanında ecdadın mirasını kimseye minnet etmeden çözebilmek beni mutlu ediyor.
selim pusat selim pusat
19.yy sonu ismail gaspıralı eserleri ile 20.yy başı ziya gökalp eserleri arasında karşılaştırmalı okuma yaparken ne kadar beter bir türkçe olduğunu farkettiğiniz dildir.

iki eser arasındaki farkı şöyle vereyim. ismail gaspıralı türkçe'nin bütün türk dünyasında anlanması için sadeleştirilmiş olabildiğince türkçe düzenler kullanmıştır ve kendisi kırımlıdır, bununla beraber ziya gökalp de bu akımdan çıkmıştır ama ismail gaspıralı kadar net olamamıştır.

hal böyleyken yani iki tane dilde sadeleştirme yanlısından osmanlı kökenlisi bile türkçe'den acayip uzak yazılar yazarken varlığının devamı türkçe için büyük yıkım oluşturabilecek dildi. velhasıl ismail gaspıralı'nın izinden gidenler tarafından sade, tüm türk lehçeleriyle birçok ortak sözcük barındıran günümüz türkçesi orta çıkartılmıştır ve iyi de olmuştur
sakil sakil
hâlâ her sınav öncesi en baştan, alfabeden başlamak zorunda kaldığım ders. ben mi balık hafızalıyım, yoksa bu mu çabuk unutuluyor bilemiyorum.
sarıpapatya sarıpapatya
evet, osmanlıca değil, osmanlı türkçesi'dir o. evet, türkçe, arapça ve farsça kelimelerden oluşan bir dildir. grameri, her dil gibi tahsil ister. yazımda çeşitlilik vardır. el yazısında hızlı olunmaya çalışılması bu çeşitliliğin nedenlerinden biridir. sesli harf kullanılmaz. kullanılan harfler ise diğer harfler ile birleşerek sesli harf sesi verir. cümlenin gidişine göre okunur. benim gibi acemiler de 'kara' kelimesini 'kare' diye okuyabilir. hatta 'dış' kelimesini 'diş' diye okumuşluğum vardır. hâlbuki, birinin baş harfinde 'tı' diğerinde 'dal' denilen harfler vardır.

geçmiş için, geleceğe bakabilmek için elzemdir.
littlenapolyon littlenapolyon
kaotik bir dil. her bir kelimenin yazılışı ayrı ayrı ezberlenir mi lan? üç tane d sesi var mesela. bunun arapçası var farsçası var. bazı kelimeleri arapça'ya uygun almış, bazılarını istediği gibi almış. karışık yani. unutmam 10-15 kural yazdırmıştı hoca geçen hafta yazımla ilgili her birinin istisnası var. ama bence uğraşması çok keyifli bir dil. hobi olarak bile öğrenilebilir.
1 /