otobüs

1 /
nesseja nesseja
insanları sardalyaya, kullandıkları aeacı aluminyum saklama kutusuna benzeten şöförlerin yolda birbirleriyle kapışarak yada taşıdıkları yolcuları düşünmeyerek gereksiz sollamalar, sağlamalar, frenler, gazlar yaparak kullandıkları toplu taşıma araçları
ynitm ynits ynitm ynits
istanbul elektrikli tramvay traleybüs işletmeciliği tarafından a noktasından b noktasına toplu taşınmamız için satın alınmış araçlara verilen isim. halen zangır zungur 1985-1986 yapım ikarus olanları bol bol gezip tozmaktadır şehri şehirimizde. yeni alınmış yeşil, havalı, 750 amortisörlü, özellikle de körüklü olanlarında da havalandırma problemi sebebiyle yolcularının zaafiyet geçirdiğine rastlanmıştır.
bthn bthn
istanbul da ulaşım için kullanılırken vasıtadan ziyade işkenceye dönen götürgeç. sabah ve akşam iş saatlerine denk gelindiğinde hayattan bıkmanıza bin türlü küfür sarfetmenize ve birden çok kişi ile akraba moduna girmenize, girmemize neden olan; uzun, birçok koltuğu olan genelde buhran geçirilen...
bouboulına bouboulına
hiçbir zaman beklenen otobüs gelmez,
her zaman beklenen otobüs bir sefer beklenmeyip başka bir otobüse binilecekse bu sefer hemen her zaman beklenen otobüs gelir,
her otobüse mutlaka akbili biten ve yanında bilet olmayan bir insan biner,
daha kötüsü birkaç insan da binebilir, bunların her biri ayrı bir mevzu yaratır,
her zaman otobüsün en hareketli insanı yanınıza oturur, bir sağa, bir sola döner hareket eder,
herkesin mutlaka tanımadığı bir insan omzunda uyumuştur,
kışın kimse hasta bir insanla aynı havayı tenefüs edip hasta olmaktan korkmaz da camları açıp üşümekten korkar,
mutlaka yaşlı bir teyze veya amca yer vermeniz için tepenizde dikilir hatta bazıları bacağınızı dürtükler ufak ufak yer vermeniz için,
otobüste ders çalışanlara, ders notlarına göz gezdirenlere bakılmazken kitap okuyanlara cüzzamlı muamelesi yapılır,
akşam 10 dan sonra binildiğinde mutlaka birinden alkol kokusu gelir...

kapısından giren birçok insanın dışardaki bütün değerlerini hiçe saydığı ender yerlerden biridir otobüs, apayrı bir dünyadır...
jane jones jane jones
şöförünün hız denemesini kaldıramayacak olan cüssesi ve yaşından ötürü çıkardığı seslerle, midesi açlıktan böğürdeyen ve kapanına kıstırdığı insanları yutarak açlığını gideremeyip kendini çılgınca bi sonraki durağa atan doymak bilmez yaratığı andırır.
andromeda andromeda
otobüslerde sinir oldugum bi durum var. dolu bi otobüste kapı önünde ya da kapıya yakın bi yerdeyseniz mutlaka biri gelecek ve "dügmeye basar mısınız?" diyecektir. hep olur bu, bu normal. bu olaydan sonra, dügmeye basıldıgını görmesine ragmen, o durakta inecek olan herkes kapıya geldiginde dügmeye tekrar basar, basmasa da "basıldı mı?" diye sorar. lan, bosuna mı koymuslar o kırmızı ışıkla koskoca ışıklı duracak tabelasını oraya?! kafanı kaldırıp bakmak bu kadar mı zor? hayır, hadi bu neyse; yurdum insanı bu, konusmak kaynasmak ister. ama bu kadar mı güvenilmez duruyorum da tekrar tekrar basıp duruyorsunuz? bi de bunların arka arkaya basan modelleri var, cok feci. yetti be!!
insansevmeyenhayvan insansevmeyenhayvan
çok güzel bir konuyu çok güzel bir şekilde işlemiş olsa da, hayvanca bazı anlatımlar yüzünden türk sinemasının yüz karası diyebileceğim bir filmdir benim için..

tamam, avrupa kültürü yozlaşmış, insanlık kalmamış felan ama; film bunları öylesine bir seviyede anlatıyor ki. sanki stockholm'de herkes ama herkes yoldan sapmış...

yanı başında buzlu göle düşen insana "pis herif" diyenler mi dersin, toplanıp her gece seks partileri düzenleyen onlarca insanlar mı dersin..

yahu metro istasyonunda gezen 7-8 kişiyi korkutmak onlarla eğlenmek için o yaşta adamlar dünyanın neresinde böylesine örgütlenir? maskeler, lastik yemekler bırakmalar felan...abartmanın da sınırı var. film gerçeklikten uzaklaşıyor..

tekrar söylüyorum, avrupanın bazı yerlerinin ahlak yönünden yozlaşmış olduğu açık, hayvanların bile yapmadığı şeyleri yapanlar var. ama bir filmde bir ülke vatandaşları hakkında böylesine sert şeyler anlatılması, hem de tek olumlu bir şey bile gösterilmeden bunun sadece en uc noktalarının anlatılması bence kasıtlı yapılmış bir düşmanlıktan başka birşey değildir...

o güzelim konu, o güzelim oyunculuklar ve o güzelim otobüs, başka amaçlar nedeniyle resmen katledilmiştir..
ninkasi ninkasi
içinde yıllar geçtikçe çeşit çeşit insan türemiş vasıta. yarı dolu su şişesini takip edip onu yerden almaya çalışmayanından tutun; öndekinin gazetesini okumak için binbir türlü acı çekenine, koridor tarafında oturup bir ayağı koridor tarafında olan diğer ayağı içeride, her daim ayağa kalkıp inicekmiş gibi duran amcalara kadar hepsi mevcut otobüsün içinde. garip lan. özellikle sonuncusuna açıklık getirilmeli diye düşünüyorum. aceleniz nedir? nereye? benim tarafımda da cam var, ordan baksana. niye koridor tarafından bakıyorsun?
aynı adamlar bi de otobüste boş yer bulunca yanınızdan kalkar. "götüm mü kokuyor noldu niye gitti?" diye sormaktan alamazsınız kendinizi.
1 /