oyuncu

kerkerte kerkerte
naçizane fikrimce 3 gruba ayrılan sanatçı kişilik.

-oyunculuğunu sadece para için kullanan yani meslek sahibi olanlar. vasat oyuncular.

-rolünü düşünerek ve kendini bu role tamamen vererek yani o an sadece olması gereken şey olup, dünya ile ilişkisini koparanlar. iyi oyuncular.

-rolünü düşünerek ve kendini bu role tamamen vererek yani o an sadece olması gereken şey olup fakat aynı zamanda bütün dizginler elinde olanlar, yani süreci kontrol edebilenler. muhteşem oyuncular.
nigthmare nigthmare
oyunculuk aslında ne kadar güzel bir meslektir. örnek olarak ayhan ışık , yılmaz güney , tarık akan vs. ama soalsun güzide türkiyemizde hele ki bu bu son dönemlerde bir oyuncu patlaması ordan torpilliler şurdan gaz verilenler sayesinde oyunculuk meslek olmaktan çıktı bir bok olamayanların işi haline geldi ve zaten üşengeç bir toplum olduğumuzuda ele alacak olursak televizyonlarda ne verirlerse yemeğe başladık oyunculuk kısacası ciddi bir iştir tıpkı diğer meslekler gibi
insafkaynaklarıuzmanı insafkaynaklarıuzmanı
gerçekten yapacaksan yürek ister kocaman. zannedildiği gibi çıkıp repliğini söylemek değildir oyunculuk. sesinle, duygularınla, yüreğinle, herşeyini ortaya koyarak yapılacak iştir. yoksa şimdiki gibi sesini kullanamayan salakların yapacağı iş değildir. sestir oyunculuk, bedendir, yürektir...
ayrıca bir zamanlar merak saldığım ve ben bu işi yapacağım diye tutturduğum meslek. ancak 'bir kadın, bir düş, bir oyun' adlı oyunda izledikten sonra hayran kaldığım işık yenersu'nun performansına bakıp sonra da düşünüp düşünüp ikimizin de aynı sıfatı taşıyamayacağımıza karar verip vazgeçtiğim meslek.
ceyus ceyus
yetenekli olması gereken kişidir. bu işi layıkıyla yapabiliyorsa da aynı zamanda şanslı bir kişidir. çünkü sevilir, kendini gerçekleştirebilir. ayrıca tiyatro, sinema oyuncuları sahnede/perdede bir karaktere bürünme şansına sahip olarak, o an için, normal hayatta asla olamayacakları bir kişiliğe, görüntüye bürünebilirler.
skolastikoma skolastikoma
bir yalanı gerçek kılma sanatını sahiplenen kişilerin tümü. fakat unutmamaları gereken bir şey var, izleyen samimi bir göz samimiyetsizce yalan söyleyen oyuncuyu yakalar. oyuncular hayatı bir takım bakış açıları ile bize sunmaları durumu halindeyken, izleyeni düşünerek rol yaptıklarını hissettirdiklerinde, büyük yalana düşüyorlarmış hissine kapılıyorum. belkide hayatın bir adım önünde olduklarını düşünerek yaşamaları bu duruma sebep olabilir. insan bir takım örnekler karşısında huzur bulabiliyor. beni izle beni izle diye mızmızlanan oyuncular olduğunu bile düşünüyorum bazen,özellikle televizyonla ilişki kurduğumda. kimi aktörlük yapmanın yoluna düşerek meslek sahibi olduğunu unutmuş şekilde meslek sahibidir, kimi aktörlük erkeğe aktristlik kadına mahsustur diyerek böler konuşmayı. insanoğlu illa bir takım açılımlar yapacaksa ilk önce meslek açılımları yapsınlar. ne de olsa varsa meslek eve girer ekmek.
41kere 41kere
biletler kesildi. kurdeleler kesilmedi.

- ne oynuyorsun?

- ne olursa, oynarım.

fark etmiyordu. şişenin içinde görülen sıvı kırmızıydı. ama mavide olabilirdi. yer ve zamanın anlamı yoktu. kalitenin önemi vardı. el değmeden hazırlanmalıydı. hazırlıklıydı. sular seller gibi yok edici değildi. aksine fanusun içindeki balık gibiydi. yerinde duramıyor, dolanıp arada sırada ağzını açıp kapatıyordu. bir bütündü her şey. o da bütünü tamamlayan en son parçaydı.

- artık oynama.

- neden?

ayarlanması gerekiyordu. ayarlarla oynamaya başladı. ince ayar verme konusunda yetenek sahibiydi. bütün kaba işler olabilirdi. ama incelik bir başkaydı. hassas bir konuydu. bundan dolayı da ince parmaklara ihtiyaç duyuluyordu. parmakları kalem gibiydi. iki ileri bir geri olan kısımsa, işin sırrıydı.

- oynarken dikkat et. bir şeyleri kırma.

- sen merak etme. sadece seyret ve gör.

acemice davranmıyordu. attığı her adımın, ölçeklerle değerlendirilemeyecek planları vardı. o nedenle rahattı. rahat olduğu içinde, oynadığı meydanlar genişti. oynuyor olmasının anlamlı olduğunu düşünüyordu. kırma eylemi bir yana, çatlağa bile izin vermeyecek kadar oynuyordu. oynarken de elleri ve kolları sürekli hareket halinde oluyordu. yakıştığını hissedip durdu.

- oynarken kaşın gözünde oynuyor. ne güzel.

- güzel tabi. herkesin ki oynayamaz. bunu da bil.

denge ustasıydı. çocukken tahterevalliye ilgisi vardı. bu nedenle de spora karşıda yabancılık çekmiyordu. doğuştan sporcuydu. dengeleri alt üst edecek kadar da yetenek sahibiydi. ama bu yeteneğini göstermekten yana değildi. yanlışlıkla prize parmağını sokup, çıkarsa da vücudu dengeli tepki veriyordu.

- sen her oynayandan anlarsın değil mi?

- işi çabuk kaptın.

- evet. kaparım.

oyuncudan anlardı. ama ne oynandığından ise anlamazdı. aynanın karşısında orasını burasını düzeltirken bile oynayan, kaş ve gözleri dışındaki organlarına hayranlıkla bakıp duruyordu.

ilk yardım çantasıyım. ama arabanın bagajındaki takoz değilim.
sanatismus sanatismus
şuanki zamanı ve mekanı unutma becerisi olan kişi.

ruh sağlığını koruması gereken kişidir. özellikle kariyerinin başında. bir taksici eve gidince yahu bu gün arabayı iyi kullanamadım diye hayıflanmıyor ama bir oyuncu o gün bok gibi geçmişse oyunu sinirden oturup ağlayabiliyor.

ayrıca neşeli bir gününde gayet enerjik uyanmış iken akşam oyuna veya sete gidip oynadığı karakterin içinde bulunduğu duruma üzülüp salya sümük hıçkıra hıçkıra niye ağlasın insan kardeşim ?. niye gerilip sinirleri boşalsın. manyak mısınız ?. dağılalım bence.

dip not; türkiye'de sadece tiyatro ile uğraşıyorsa akbile koyacak parayı zor bulan kişidir.
dionysos dionysos
bir bok değildir. eğer cidden oyuncuysa, akbil basmasına gerek kalmadan mevzuyu bağlar zaten parası yoksa. bir de şey var, ııımm, yeteneklerine bakılmadan toplanan tipler. ya bayanlar baylar, siktirin gidin reşmeci veyahut overlokçu olun zeytinburnu seyitnizam mahallesinin önceden beş para etmeyip de şu an milyon eden konfeksiyon atölyelerinde. mekanla artar değerler. mekansızlar vardır bir de.

selam, ben marlon.
nhxmh nhxmh
zuhal'in 93 senesinde çıkan albümünün ismi (zuhal dedim tanıdık havası vermek için ama nerdeee..) leyla vardı bu kasette, yengemi delirtmek için bas bas çalardım arabada, nedendir bilinmez ayar olurdu hatun buna.