özelleştirme

1 /
aqua aqua
türkiye'de bir türlü adam gibi yapılamayan şey. özelleştirme, devlet şirketini özel sektöre devretmektir. ama bizde nedense yabancı şirkete devretme olarak anlaşılır. sonra da "yabancı sermaye geldi ihya oluruz artık" diye sevinilir.
azwepsa azwepsa
diyelim bir fabrikanız var. bir adam aldınız, fabrikayı yönetecek. fabrikayı borçtan kurtaracak, kara geçirecek, çalışanların maaşlarını verecek, üretimin kalitesini artıracak, herkesi memnun edecek. böyle bir adam aradınız buldunuz.

bu adamı genel müdür koltuğuna oturttunuz. ama o zamanlar daha herkes acemi. iş bilen bir tek bu adam var. pek de marifetli. işçiler torna tezgahını kullanamıyor, sizin genel müdür geçiyor tezgah başına torna yapıyor. öğle vakti geliyor işçiler acıkıyor ama aşçılar acemi. giriyor mutfağa kurufasülye, pilav yapıyor. yemeğini yiyen adam tuvalete sıçıyor tuvaleti bok götürüyor. fabrikaya temizlikçi almamışınız. genel müdür giriyor tuvalet temizliyor. bunun yanında adam ayrıca idari işlere bakıyor.

gel zaman git zaman bu genel müdür işi büyütüyor, kazandırmaya başlıyor. yatırımlar yapıyor işler büyüyor. artık iki torna tezgahı var, daha fazla kişi yemek yiyor ve daha fazla kişi sıçıyor. idari yük de aynı oranda artıyor.

genel müdür iki tornacıya işi öğretip tezgahları onlara devrediyor. baktı kendi aşçılarında iş yok onları işten çıkarıp yerine bir catering firması ile anlaşıyor. ayrıca bir temizlik şirketi ile de anlaşıp tuvalet temizliğini de bırakıyor. bundan sonra sadece idari işlerle ilgileniyor. mal alış satış anlaşmaları yapıyor, teknik eğitimler ayarlıyor, işçilerin sigortasını yapıyor, vs. vs.

öte yandan siz de zaman zaman bu genel müdür için "vay anasını... herif günden güne daha az iş yapıyor. benim fabrikama temizlik şirketi soktu, torna tezgahlarımı amelelere bıraktı, mutfağı çürümeye bırakıp dışardan yemek getirtti. bir de üstüne zam istiyor, ipne" diyebilirsiniz. ya da artık asıl işi olan kontrol'ü yapmak için daha çok imkan bulacağı ve size daha fazla kazandırabileceği için destekleyebilirsiniz hamlelerini.

işte böyle bişey özelleştirme.
marla singer marla singer
temelde, savaşarak alınan toprakların parayla satılmasıdır. satılan kişiler özellikle de yabancı olunca, kolay kolay kaldırılamaz.
bizim kankinin chevrosu bizim kankinin chevrosu
vatan malının tamamen yabancı sermayeye satılmasına uydurulan kılıf.

şurada çok güzel anlatılmıştır:

bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı
satılıktır her santimi her gramı
sen şehit oğlusun yazıktır incitme atanı
kim daha fazla verirse sat bu cennet vatanı
hydramec hydramec
türkiye’de özelleştirme; stratejik öneme sahip bütün kit’leri, dolasıyla sosyal devleti tasfiye etme sürecidir. ımf ve dünya bankası desteğinde bütün kamu varlıkları bir bir elden çıkarılmaktadır.
özelleştirme, türkiye’de ımf’ye yaranmanın, bunların mali ve politik desteğini alabilmenin, dolayısıyla emperyalist ülkelerin çıkarlarına hizmet etmenin aracıdır. ımf programlarının dayattıkları, hükümetleri tutsak kılıcı ve aşağılayıcı programlardır.bu da özelleştirmenin emperyalizmin dayatması olduğunun bir göstergesidir.
ımf ve dünya bankası dayatması olan özelleştirme programları asla değişmemektedir. dün bunu uygulayan ecevit hükümetiydi, bugün ise akp hükümetidir. hem de ne uygulayıcı! tayyip...
tazmanya canavarı tazmanya canavarı
etkin bir şekilde gerçekleştirildiğinde gerçekten de büyük verimlilik artışına neden olan uygulama olmasına rağmen bizdeki gibi bir iki yıllık karına, yabancı sermayeye peşkeş çeker gibi, elindeki her şey üç-beş kuruşa satılıp devlet anadan üryan bırakıldığında finansal ve de reel sektörleriniz manipülatörlerin gösteri sahnesi haline gelebilmektedir.

bazı kimseler de devletin elindeki bu yerlerin vatandaşa yardım, işsizlere iş yeri falan gibi kullanıldığını zannederek isyan ederler özelleştirmeye küfrederek. halbuki devletin iş yerinde atıl bir şekilde sadece maaş alıp yatan kişi kendi cebinden, vatandaşın cebinden yemektedir de kimse bundan bahsetmez.

sonuç olarak artık yerleşikliği yadsınamaz hale gelen dünya düzeninde devlet üretici rolünü hiçbir şekilde üstlenemez. kaytarmaya meyilli rasyonel insan devlete kapağı attığında suistimaller başlamaktadır. bu dünyanın her yerinde böyledir. ama bu demek değildir ki devletin elinde piyasadaki çeşitli sektörlere dair üretim yeri olmamalı. tam aksine hemen her sektöre dair bir adet bulunmalıdır. ama bunun amacı yukarıda da söylediğim gibi işsiz vatandaşlara iş kapısı, vatandaşa bedava mal ve hizmet üreten bir işletmenin var olması değildir. yine kamu yararına çalışıp, piyasada oluşacak aşırı karları engellemeye yönelik önlemler alınmasında uygulamada kolaylıklar sağlayacak bir piyasa elemanı olarak kullanmak olmalıdır. ne zamanki yerli firmalar uluslararası arenada küresel devlerle rekabet edebilecek seviyeye gelirler, o zaman elinizde ne varsa "kendi" sermayenize satar kaldırdığınız parayla da düşük fazili krediler verir dünya devi olmaya aday küçük girişimcilerinize destek olursunuz.

bütün bunlar teoridir. türkiye'de her zaman teori olmadan pratik uygulanmaya kalkışılmıştır veya teori çok teorik kalmıştır ya da başkalarının başkalarına yönelik teorileri başı ağıranın kıçı ağıranın kullandığı fitili alıp "ne de olsa ikisi de hastalık" deyip yutması mantığıyla uygulanmaya çalışılmıştır.
zeus zeus
devletin asli görevi olan savunma, güvenlik, sağlık, eğitim, yargı ve altyapı hizmetleri dışında kalan tüm ekonomi ile ilgili faaliyetlerin özel girişimciler eli ile yürütülmesi de özelleştirilmenin temel amacı olarak kabul edildiği bir dünyada acaba türkiye'deki özelleştirme politikalarının nasıl bir hukuk çerçevesinde gerçekleştirildiğini kendime sormadan yapamıyorum..devlet elinde olmaması düşünülemeyen teşebbüslerin yabancılar ile ortaklaşa (belki gelecekteki politikalar sayesinde daha da ilerisi) yürütülmesine anlam verememekteyim..

yorum yapacağıma tematik yaparak bitireyim, sinir etmeyim gece gece kendimi; zıttına "devletleştime" diyoruz..
options options
devleti satmakla arasında aslında ince bir çizgi bulunan olay.

devletler işletme ile ilgilenmez, devletin amacı istihdam, hizmet, işleyişi sağlamaktır. gelişmiş ekonomilere sahip devletler bir işletmeyi işletmektense o işletmeyi özel şirketlere devredip/kiralayıp vergi geliri getirmesini ve istihdam açılmasını sağlarlar. aynı zamanda işletmede çalışanların, ya sırtımı dayamışım devlete ay sonu bankamatikte maaşım hazır demesini engellemektir.

özelleştirme kötü birşey değildir, kötü olan yok fiyatına özelleştirmeler yapılmasıdır. zira yıllarca zarar açıklayan kurumların özelleştirme aşamasında meğer yıllarca kar diyor(!) olmasına ancak gülüyorum.

lakin eğer devletin üst düzey yöneticileri de ay sonu bankada maaşım hazır deyip özelleştirmeleri çocuk oyuncağı sanarlarsa, bir süre sonra devletin naaşı kalkacağından bankamatiklerden de maaş kalkacaktır.
asosyal demokrat asosyal demokrat
sadece komünistlere kötüleme hakkı verilmesine gülünecek yer aranmaktan geçirilmez. özelleştirmeyi her zaman ön plana çıkaran serbest piyasa ekonomisi modelini savunmak ya da savunmamak kişiye kalmıştır. bakarsanız, bazı kimselere göre devlet tamamen çekilmelidir. bunun adına da gelir liberalizm diyebilirsiniz. iyi mi edersiniz, ben bilemem.

sonra tek bir dev firman olur elinde, diğerleri ezilir. o geldiği tekel konumunda faaliyet gösteren bir şirketin de yapacağı hizmet belirlidir. "a ama bak pek hümanist şirketiz biz! insanları seviyoruz. her şey para değil!" diye böğüren bir ceo ile yürüyen o tek şirket, madem parayı sevmiyordu neden tekelleşmeye gitti diye sorulur.

tabii ki ticari değildir devlet, sanaldır. paravan şirketler kurunca onlar gerçek oluyor zira. hep öyle yapmalıyız. herkes özel olmalı. tabii ki.

sanki devlet adına bu işi yapan kamu kuruluşları yokmuş gibi laf edilir devlete.

tepeden inme bir şekilde serbest piyasa aşığı kişilerin tapındığı bu modelde varacağınız nokta, hele ki türkiye gibi anarko kapitalizm yanlısı yetersiz bir düzeydeki ekonomik yönetimlerle yönetilmeye çalışılan bir ülke gibiyseniz; açık ve net biçimde ortadadır.

ha, özel firmalar olmasın mı? kanımca olsun. devlet tekel olunca iyi olacak diye bir şey yok. ha devlet tekelleşmiş, ha kişi. ancak, temel hizmetleri özelleştiremezsin. ne gibi şeyler kalmalı devlette? eğitim kalmalı, sağlık kalmalı, yargı kalmalı, askeri yapılanma kalmalı, iletişim kalmalı. örneğin yani.

özelleştirdiğin diğer yan hizmetlerden de denetimi aksatamazsın.

aksi halde geleceğin nokta belli işte. özelleştik, özeliz biz. (bkz: türkiye)
1 /