özgüven

1 /
pj7 pj7
maden fakültesinde gördüğü her güzel kıza 'sana teklif ediyorum, benimle çıkarmısın?' diyen bay özgüven.
asurninova asurninova
çevrenin gazıyla edinildiği takdirde kendine dev aynasından bakmaya neden olabilme durumu ve sonuçta hayal kırıklığı ve bunalıma girme risk ihtimali taşıyan,ülkemizde daha çok cüzdan ve banka hesabı ile orantılı olarak sergilenen,özünde,kişi kendinden bilir işi tadında yaşanırsa sessizsedasız bir güzellik sergilenmesine neden olabilecek ruh hali.
böcek böcek
''ben'' olabilmek, hayır diyebilmek, ezilmemek büzülmemek, dik durabilmek. yokluğunda ''biraz sen biraz o'' olur birey,yok olur gider. çünkü hiçbirşey olamamıştır aslında.
gibigibi gibigibi
kişinin bir birey olduğunun farkına vardığı anda edindiği özellik. kişideki öz güvenin hayatta başarısı ile ilginç bir ilişkisi var. düşük özgüven atıldığı mesleğin, genel kültürün vs.. tavan olması gerektiğine inanır. (bkz: mükemmeliyetçilik) bu da kişinin kendisini fazlası ile yetiştirmesine neden olur. olması gerektiğinden fazla olan öz güven ise kişinin genel anlamda bir üstünlük hissine kapılmasını sağlar. bir konuda birkaç şey öğrenmesi bile kendisini tatmin eder. bu da kişinin yalın bir birey olmasına neden olur. en sağlıklısı yeteri kadar özgüvendir. sonuçta herkes bir bireydir. ne kendimizi üstün görmemiz için ne de ezik hissetmemiz için bir neden vardır. olmalıdır olmalıdır olmalıdır
hell guardian hell guardian
bu hissin miktarı ve ne kadar olması gerektiği her insanda değişir. kiminde yukarı çıkma kiminde aşağılara inme eğilimine sahiptir. bazı insanlarda her fırsatta yerine gelir ve hemen yukarı çıkar, buna bahane arar ve hayata iyi gözüyle bakıp işlerin yolunda gittiğine güvenme eğilimi sağlar. diğer yönden kimi insan en ufak bir olumsuzluk belirtisinde öz güvenini yerin dibine sokma eğilimine sahiptir ve hemen bahaneleri değerlendirir.

sanırım miktarının ayarlanmasının yanında bu hissin aynı zamanda istikrarlı ve öyle kolay kolay etkilenmeyen bir yolda ilerlemesi de çok önemlidir. öyle her bahanede yukarı aşağı oynayan bir öz güven grafiği de sağlıklı değildir. düşünsenize; tam bir işin ortasına güzel güzel dalmışken ufacık bir nem kapmayla "bitti bitti olmadı" hissine giren biri bütün işi mahvedebilir. tam tersine aniden gelen ve olayın hasaslığına fazla kaçabilecek bir öz güven patlaması da işlerin fazla şişmiş balon gibi dağılmasına sebep olur.

bütün bunların yarattığı şok da cabası. insan bir daha öyle bir hisse girmeye korkar ve sütten ağzı yananörneği gibi artık kendine güvenmemeye (ya da hep fazla fazla güvenmeye) geçer. miktarı ve istikrarının sağlanmaması hastalık doğurur.

şahsım hakkında bir itirafta bulunalım: bende öz güven istikrarsızlığı bulunabilir ve bu yüzden çok büyük bir gazla giriştiğim ya da hayalini kurduğum etkinliğin olamayacağını görünce bıçak gibi saplanıp ağrı yapan bir hüsran yaşarım bazı zamanlar. aniden alakasız bütün diğer işleri de yakıp yokedesim gelir. söz gelimi bugün okulda yapılamsını düşündüğüm çok kral bir etkinliği tasarlarken, irtibata geçmeyi düşündüğüm diğer bir kulüp mensuplarının benim fikirlerimle ters düşerek bu etkinliği yokuşa süreceğini düşündüğüm için aniden durdum. gerçekten de bazı temel fikirlerin ayrlığından dolayı o kulüple aramda durup dururken bir sorun çıkacak diye düşündüm. sonra onlarsız acaba başka bir takım bağlantılarla olur mu diye düşünürken bir baktım ki çok uzun zamandır tasarladığım bu etkinlik tek başıma yapılamazdı. hatta ancak o düşündüğüm kulübün bağlantıları gerekirdi. sonra aniden moralim düştü, derken hiç bir şey yapamayacağımın sıkıntısı geldi, sonra kendimi kemirdim "salak senden bi bok olmaz" demeye geçtim. öz güven denen şey kalmadı o an için, sıfırlandım, bittim...derken okul ve mesleki durumum hakkında saçmalamaya geçtim vs... içinden neyseki iki saat içinde çıktım sanırım. şimdi de bu giriyi girdim...

yani dostlar, öz güvenin miktarını ayarladığınız gibi sağlamlığını ve istikrarlılığını da sağlayın ona göre.
hector hector
gönül işleri tartışma konusu olduğunda ortaya konulması her daim kafamı bozmuş, migrenlerimi azdırmıştır.

özgüvenin ne olduğunu açıklamaya gerek yok, insanın kendini sevmesi ve herhangi bir şeyi başarabileceği konusunda kendisine güvenmesi demektir bu. basit, açık ve nettir.

araba alıp satarken kimseye danışmam, hep de kar ederim. giysi seçerken bana yakışanı en iyi ben bilirim, yanımda arkadaşlarımı götürürüm, fikirlerini siklemeden kendi istediklerimi alırım. amirlerimden asla tırsmam, asla kendimi ezdirmem, her söylediğinin çata çuta karşılığını veririm. o ibneyle geçinemiyorsam geçer başka yerde çalışırım. umrumda olmaz. asla kısık sesle konuşmam, kimseden gözlerimi kaçırmam ve daha sayamayacağımız pek çok şey. umarım özgüvenimin narsizm boyutuna eriştiğini anlamışsınızdır.

"kadınlar kendine güvenen erkekten etkilenir"

bu ne abi ya? bu lafta zerre samimiyet vardır diyenin alnını karışlarım. "ben kendime güveniyorum abi bu kızı kesin kapatırım" şeklinde beyin dalgaları yayan bir bünye anlamsızlığın ve gereksizliğin doruklarındadır. nihayetinde bu iş, karşıdakinin seni beğenmesine bağlı değil mi kardeşim? şah, diktatör, armatör, terminatör gibi bi titrin yoksa bu işlerde "kesin" diye bir ibare bulunamaz. hoş, böyle bir titrin olsa bile bulunamaz çoğunlukla. ee o zaman bu adam neyine güveniyor da bu dalgaları yayıyor? acaba karşıdaki kadını hafif mi buldu? evet bence cevap bu. hafif buldu. bunlar göreceli kavramlar ama gözlerinden özgüven okunan bir adamla birlikte oluyorsa bi kadın en ağırından salaktır afedersiniz. şimdiye kadar alıcı gözüyle baktığım kadınlarda hafif gördüklerime karşı süper bir özgüven duydum. olsa da olur olmasa da olur zihniyetiyle yaklaştıklarımda gözlerim parıl parıldı. kaybedeceğim hayallerim falan yok tabii. ama "nolur allah baba bu kız beni sevsin" dediğim kızlara selam verirken afedersiniz kedi gibi olurum özgüven yerin dibine iner. niye? çünkü her şey onun o anki ruh haline bağlı, bana bakınca hissedeceği şeylere bağlı. "tamam ben süperim, benden iyisini bulamaz ama, ya şimdi bir terslik oluverirse" diye düşünmeyen adamda deli cesareti vardır özgüvene ek olarak. ben aslan olsam kaç yazar, dağ olsam kaç yazar. başkasına bağlı olan bir işte nasıl kendime güvenebilirim ki? ne olacak yani "eninde sonunda benim ne kadar muhteşem olduğumu anlayacak nasıl olsa, kafa yoracak bişey yok" mu diyeyim. ne biliyorum bu akşam yalnızlığından bıkıp denyonun tekine kendini adamayacağını?

aklın yolu birdir düsturundan hareketle özgüvenin kadınları etkilemesine tek bir açıklama bulabiliyorum, "cebinde parası olan adam yürüyüşünden bellidir". bu tarz bir özgüvenden bahsediliyor sanırım. ya da kadınlar kendilerini erkeklerinin yanında basit ve hafif hissetmek istiyorlar. ikisinden biri.
cveevezvea cveevezvea
şampuan reklamlarına göre bir şampuan ile elde edilebilen şey. "şampuanım bana %100 öz güven sağlıyor!" şeklinde bir cümle insanı düşündürür. lan hiçbir şey sağlamadı da o şampuan mı sağladı tüm bunları? "bir gün bir şampuan ile saçımı yıkadım; hayatım değişti." tarzında bir iddia ile karşıma çıkarsan gülerim arkadaşım.
perküsyon çalarım, paraşütle atlarım, saçımı da bu şampuanla yıkarım. yakınlaşırken de %100 özgür olurum. ben çok fırlamayım!
tatalu tatalu
* sevgilin olacak o adam safın teki.
- ama bende ancak onu idare edebilecek kadar kapasite var hayatım.

bakınız, ne olduğunu bilmek ve bunu kabullenmektir öz güven.
kuntay uralhan kuntay uralhan
fazlası g.t kalkmasına, azı ezikliğe neden olan insanı topluma bağlayan temel yaşam ünitesi.

para,çekicilik,zeka,statü ve inanç ile yükselir.

aşk yarası,kavga,ihanet ve ciddi hatalarla düşer.
1 /