özledim

1 /
fempusay fempusay
funda arar isimli türkçe sözlü hafif batı müziği insanının, son günlerde müzik kanallarında sıklıkla gösterilen ve şahsi görüşüme göre, yapılagelmiş en etkileyici küçük gösteri filmine sahip eserinin adıdır. istanbula göre insanın, insana göre sevdanın dile getirildiği bir gösteri gerçekleştirmiş bu işi yapanlar. neyse işin bir yanı bu.... (sözlerini yazmıyayım da eksik kalsın)
özlemek, kelimesi bir duygusal alan işaretlemesi gibi geliyor bana. kendileştirmek kendinden kaçıp gideni tadında. yani aslında kendinde var ettiğin bir nesnenin -ki zaman zaman kendilik, özne halinden nesne haline de geçiş yapabilir-, senden gitmesi ve senin de onunla birlikte seni terk etmen sonucu; o nesneye dair yapılmış olunan ilk tanımlamanın derinlemesine etkilerinin dışa vurulmasıdır. sahip olduğunu düşündüğün bir nesne düşünelim -bir kadın,bir erkek veya kent yahut böcek- ona dair hissettiklerin, tam bir tanımlamadır aslında, senin kendi kendine yapmış olduğun. ve sonra ne olursa olur ve o nesne senden gider. sen, ona dair taşıdığın tüm değerleri ceplerine sıkıştırır ve ardı sıra yola koyulursun. onunla olursun hala o senden gitmesine rağmen. yani aslında o giderken, sen de senliğini geride bırakır ona gidersin. bu noktada özlem dediğimiz durum ortaya çıkar ve sen onlu onsuzlukta sadece "özledim" diyebilirsin. ve tanımlarını çıkartmaya başlarsın ister istemez öylece ceplerinden boynun bükük olarak. o tanımlar sana, seni hatırlatır.-işte tam şurada şöyle demişti, şöyle olmuştu, böyle yaşamıştık tadında gelişir hikayenin gerisi.ve geliştirdiğin bu hikaye, zihninden, bilinç altından, kayıt defterlerinden süzülür ansızın, gider yüreğinin en hassas ve zayıf noktasına saplanır kalır. işte tam bu saplanma anı, sadece "özledim" diyebildiğin andır. üzerinde hiç düşünmediğin en bakir an bu an. düşündükçe, karmaşıklaşır "özledim" demeler. ve sonra gerekçeler, hükümler veya vargılar çıkar ortaya. o noktada suçlamalar, nefret daha öte isyan bile doğabilir ara ara, eğer giden, sana göre haksızsa. (yok haklıysa o zaman "özledim" der kalırsın)
öyle işte "özledim".....
wendy wendy
bir selami şahin klasiği, hislere tercüman...

sen gittin ya, yaşantımın bir anlamı kalmadı;
sen gittin ya, pencereme bir kez güneş doğmadı;
sen gittin ya, senden sonra mutluluğum olmadı;
senle geçen günlerimin değerini bilmedim...

sen gittin ya, gözlerimden yaşlar bir an dinmedi;
sen gittin ya, ellerimden resmin bir an düşmedi;
sen gittin ya, o gün bugün yüzüm gülmedi;
senle geçen günlerimin değerini bilmedim...

özledim, teninin kokusunu özledim;
özledim, sımsıcak nefesini özledim;
özledim, sohbetini, o sesini özledim;
gelmedin gözbebeğim, can yoldaşım gelmedin...
absinthe absinthe
güzel bir orhan ölmez şarkısıdır..

bilemezsin neler gördüm
ne düğümler çözdüm
çok yol aldım senden sonra
neler aştı gönlüm

herşeye çözüm bulsam da
kalbim hala senin sanki
aşkın bende çıkmaz sokak
çözülmeyen düğüm gibi

sesini duymayı özledim
elini tutmayı özledim
yüzümü görmesen bile
adımı söylemeni özledim ...

bilemezsin neler gördüm
ne dağlar deldim
çok zor oldu senden sonra
neler aştı kalbim
gülümsün gülümsün
kaç kere özledim ile biten cümleler kurdum bilmiyorum. bu cümlelerin öznesi olan babama ve sana;

çok küçüktüm. o zamanı hatırlayamayacağımı söyler annemler. hayır. içime öyle bir işlemişti ki özlem... bizden sınırlar boyu uzak olan babam için kağıda neler karaladığımı bir ben bilirim. ne okumayı biliyordum ne de yazı yazmayı, doğru dürüst kalemi bile tutamazdım. ama kağıda çizdiğim her şekli babam anlayabilirdi, o'nu ne çok özlediğimi ancak o bilebilirdi. 80'li yılların başları, telefonla bile görüşmenin lüks olduğu zamanlar, kağıda kaleme sarılıp içimedeki özlemi bembeyaz bir sayfaya aksettirirdim. sonra anneme yalvarırdım postahaneye gidelim diye. zarfın içerisine benim resimlerimi koyardı annem. ellerim iki yana açılmış, babama koşuyormuşum gibi poz verdiğim resimler kilometrelerce uzağa gidip sahibine ulaşırdı.
aradan seneler geçti...
ve şimdi sen. yokluğunda gözlerimin yaşı, ellerimin soğukluğu olan özlemin. denecek çok da bir şey yok aslında. sadece tek bir kelime tüm çekilenlere, tüm yaşananlara vurgu yapıyor; özledim.
caydanlik caydanlik
1. hiç görmediğiniz için özlersiniz. ihtiyaç duyduğunuz içindir (arkadaş veya sevgili veya akraba ya da bir sıçan hiç fark etmez).
2. hiç olmamış birini özlersiniz. bu da ihtiyaç duyduğunuz içindir (arkadaş veya sevgili ya da akraba ya da bir sıçan hiç fark etmez)
3. az gördüğünüz için özlersiniz, doğaldır.
4. her gün görülmesine ramen özlenen şeyler mevcuttur bir de. görürken özlersiniz, görmediğinizde de özlersiniz. mütemadiyen özlersiniz. pek tabi ki ihtiyaçtır. bu aralar en sık hissettiğim şeydir. * *

bu ve benzeri numaralandırılmaya çalışılmış şeylerin sonucunda, özledim dersiniz.

x. ama belki de özlemezsiniz.
halfelf halfelf
sözlerini yazayımda eksik kalmasın.



pişirdim sevdiğin yemekleri
suya koydum sevdiğin çiçekleri
evde ne varsa baktım, elledim
özledim, çok özledim
kucağımda senin aldığın bebek
dinledim hep aynı şarkıyı, dinledim
mumlar bitti ben yine bekledim
özledim, çok özledim

hep yürüdüğümüz sahildeyim
şu küçük tekneyi nasıl da severdim
resmin buruştu terli elimde
onu denize atsam mı yoksa
bağrıma bassam mı bilemedim

önünden geçtim abonesi olduğumuz kahvenin
girip oturmaya cesaret edemedim
seni sordu bizim balıkçı
gözyaşlarımı tutsam mı yoksa
salsam mı bilemedim
gülümsün gülümsün
özledim dedin mi akıl kar etmez.
özlem manyağı olur insan. adı duyulmamış otobüs firmalarına bilet kestirir. uzun yolların kadim dostu olur. dinlenme tesislerinde içilen bir bardak çayın demi olur, demlenir. yeri önemsenmeyen şehirlerin meydanlarında bağırarak gezinir. bir kenara atıvermiştir aklını. hüviyeti geçersizdir, hükümsüzdür. ne sokak başındaki zavallıdır ne de şehrin en hallicesi. kaçaktır, mültecidir.
betatron betatron
izel çelik ercan 'ın en bilinen şarkısı

gözlerim dolu dolu oluyor
sen burdan çekip giderken
içimde bir özlem uyanıyor
ellerim kuru kuru duruyor
resmini alip bakarken
özledim özledim seni ben

bırakipta gittin gideli
dudaklarim bomboş şimdi
giderken hiç düşünmedin mi
yalnizlık tak etti canıma
ağlarken duyduklarıma
özledim özledim seni ben

şarkılar hep bizi soruyor
buluştuğumuz kafelerde
içimde fırtınalar kopuyor
gözlerim dolu dolu bakiıor
sen burdan cçkip giderken
özledim özledim seni ben
gülümsün gülümsün
yok, bu sefer tat, tuz kaçtı. sabah bahar havası vardı, sağolsun güneş de masama doğru vuruyordu, onun verdiği ışıltıyla canlılık hakimdi. ama akşam üzeri iş değişti. bulut kapladı havayı, can sıkıntısı zuhur etti. sabahki havaya aldanıp giydiğim gömlek üşüttü, ayağımdaki çizmeden de rahatsız oldum, e bu eteğin beli de bir tuhaf; sıkmaya başladı, kilo mu aldım ne? mola verip bir çay mı alsam? yok, o da acımsı, güzel demlenmemişti öğlen içtiğimde. kaç saattir ateşin üstünde hem. çay kavrula kavrula yanmış kıvama gelmiştir. kısacası; hangi bahaneye el atsam hepsi ben sana göre değilim, uzaklaş ayarı vermekte. dua ediyorum, kimse çatmasın bana. ayarlanmış durumdayım, bik diyene dünyanın lafını edebilirim.

ama şimdi bu huysuzda tek söz yankı yapıyor;

ö z l e d i m . . .
erkancans erkancans
candan erçetin' in gori vatra filmi için seslendirdiği hoş şarkısı:


dönüş yok sevgilim
gittiğin gün benim
kıyametim oldu
sonsuz bir boşluk içim

dönüş yok sevgilim
ardından ben gittim
artık soğuk nefesim
hissetmiyor ellerim

ne hayatın renkleri
ne o sevda sözleri
mazlum bir gölgeyim
sen gittiğinden beri

ne baharın gelişi
ne sıcak yaz güneşi
garip bir gölgeyim
ben gittiğimden beri

özledim,özledim
herkesten uzak yerim
özledim, özledim
ben sensiz kimsesizim

çaremiz yok, hasretiz sevdiğim
1 /