özlemek

3 /
fempusay fempusay
kendini aramanın tam karşılığı gibi samimimi duruşa sahip bir kavramdır özlemek. aynı zamanda ve belki bu tanımla çelişir şekilde olarak, özlemin türüne göre ona yüklenen anlam da değişebilmektedir. o halde bütün bunları kavrayacak ve tek bir çatı altında toparlayacak başka bir tanımlama veya sıralama yapmak -belki her bireyi tatmin eden ve genel geçer bir ifade olmaz ama- yerli yerinde olur. zira özlemek-olsa olsa-; sende olan bir parçanın kaybolmasının ardından hissedilen yoksunluğun etkisi ile belirli bir çekim alanına yakalanmak demek olabilir.
bir puzzle yahut lego parçasının kaybolması ve bulunamaması yahut bir bulmacanın en can alıcı, kilit sorusunun bilinememesi gibi bir izlenim bırakmıştır benim aklımda her zaman. çoğu kere sırf bu yüzden ısrarlı bir arayış ve belki anlamsız bir iz sürme yarışına döner özlem.
özlemenin kendi varlığı başlı başına bir zuldür, işkencedir. özleyenin özleneni boğazlanması veya yaşam alanını daraltması nedeniyle canlı bir ölüm yahut bir tür hür tutukluluk yaşar özlenen. özlemin bir eşyaya, bir insana veya bir mekana dönük olan cinslerinden her iki taraf için de en anlamlı, en can sıkıcı, en boğucu, en zorlayıcı ve yukarıda değinilen türü; bir insana yahut daha özelde bir sevgiliye duyulan özlemdir.
özlenen sevgili olunca, dünyanın bütün mekanlarını terk edesi gelir insanın. ve bütün sokaklarında, bütün camlarında, bütün şafaklarında hep silüeti asılı durur sevgilinin ve her yerden fışkırıp yağacak gibidir onun kestane gözleri.
yanında iken, onu kollarınla sımsıkı sararken bu kadar etkisini hissetmezsin belki de sevgiliye olan yöneliminin. ne zaman ki; onsuz kalırsın ve belki bir daha geri dönme şansı olmaz bırakıp gidenin; işte o zaman kendinden doğar milyonlarca anlamsız tavır, düşünce, iskeletsiz ve biçimsiz kelimeler... özlem, bir insanı kendi kimliğinden uzaklaştıran, ona bambaşka bir sıfat veya kişilik yükleyen bir kimyasal gibi hissettirir kendini genelde. zira, özlemin şiddeti ile özlenene uygulanan tazyik doğru orantılı olsa gerektir. kendini ararken, kendi olmaklığından vaz geçer çoğu kere insan. sevgiliye sırf bu yüzden anlamsız sıfatlar yüklenir. çünkü o, göz önünde değildir. yaptığı her hareket, söylediği her kelime, buluştuğu her arkadaş ihanete bulanır. böylece ihanet, özlemin ikiz kardeşi oluverir özleyenin kelime dağarcığında. özlenen bu yüzden, göz veya telefon hapsinde tutulur.yaptığı her hareket takip gedilir, bütün cümlelerinin araları bir dedektif edası ile aranır, araştırılır. ne var ki; bu tutum özleneni boğar, onu derin çukurlara, uçurumlara iter. belli bir süre sonra çekilmez bir hal alır özleyenin özlemi. sırf bu aşırı tavır, tutum ve davranışlardan ötürü intihara sürüklenen ilişkilerin varlığından bilmem kaçımız haberdarızdır?haniyse -onun varlığında- kendinden sıyrılıp sevgili olabilecek düzeye erişen kişi; özlem sözkonusu olduğunda işte bu kadar bencil, bu kadar şüpheci ve bu kadar tedirgin hale gelir.
özlem, kendi acılarını doğurur belirli bir süre sonra. aslında kendi kendinin ipini çeker özleyen hiç farkında olmadan. belki özlem anındaki bu can çekişmeler, sırf kendimizi tam olarak tanımadığımızdan veya ne istediğimizi tam olarak bilmediğimizden yahut sevgiliye değil ama kendi kendimize bilinçsiz güvensizliğimizden kaynaklanır da bunu hiç bir zaman anlamlandıramaz, anlayamayız.
sözün kısası;
zehirli sarmaşıklar,
gönlümü hayatta tutan sevgilinin saçları!
dikenle dolar hep bütün yollar,
bambaşka biri yapar beni özlemin gözyaşları!
ivy ivy
insanın kalbini ağrıtan, bazılarında uygulamaya geçildiğinde ağlamaya bazılarında ise bir tebessüme neden olan, insanın hayatındaki boşluğu kısmen dolduran duygumsu eylemsi bir şey
tenekeci tenekeci
sabahlara isyan etmek, gecelerle kavagaya tutuşmaktır özlemek o yok diye.. hiç bir şeyden tat alamamak, en güzel şeylerde aklından hiç çıkmayan esksikliğinin acısını duymaktır yüreğinin derinliklerinde..
çaresizce beklemektir özlemek..
özlemek sevginin bedelidir; en büyük sevgilerde en çok can yakan, yürek kanatan bir bedel..
marooned marooned
en beklenmedik anda en olmadık kişi akla gelir bazen.ne kadar çok unutulmuşssa akla geliş o kadar şiddetli olur.o an bu duyguyu tanımlamakta özlemek lafını kullanırız.tekrar istemektir,aramaktır.geçer
gülümsün gülümsün
özlemek... nasıl olduğunu bilmeden, aniden gelen his. zannedersin ki gece uyumamanın nedeni başka bir şey, mesela bir sivrisinek. ya da önündeki işleri sabahtan beri yanlış yapmanın nedenini dikkatsizlik zannedersin, olmayacak şeye sinirlenirsin, olmadık insanlara gereksiz yere terslenirsin. hepsinin nedenini sabah uykunu alamamana bağlarsın. inadına özlemediğini ima etsen de özlemişsindir. rüyanda sevdiğin bir yemeği yiyecekken uyanırsın ya bu özlemek de öyle oluyor bazen. sabah kalkınca özlemin bitecek zannedersin, bitmez, inadına daha bir üstüne üstüne gelir.

birden özlersin, birden! hayal veya rüya değildir, o nasıl gerçekse, o'nu özlemen de bir o kadar gerçektir.

özlemeyi yaşıyorsan, hissediyorsan bütün söylenenler hikaye gibi gelir. kimse kimsenin derdinden anlamaz misali herkesin özlemi de kendinedir. kendi içinde yaşarsın ve sadece özlediğinle paylaşırsın özlemini. paylaşılan her şey eksildi gibi gözükse de ne eksilir ne de hafifler. paylaştığın şey özlemse artar da gider burnunun dikine. kimsenin gücü yetmez onu gittiği yoldan çevirmeye, kimse buna cesaret edemez.

özlemek kendi kendine devam eder de eder.
la fee la fee
özlemek insanın neresinde yaşar
bulup çıkarabilseydim keşke..
bırakıp bi köşeye,kaçabilseydim
çıkardığım yerlerime sensizliği doldurabilseydim.
kaskatı kesilebilseydim ardından
sen hiç olmamışsın gibi
hiç sen olmamışım gibi
hiç ben olmamışsın gibi
gelmemiştin ki gittin der gibi..
seni özlememiş gibi
ya da özlediğim besbelli
bulup çıkarabilseydim keşke
bırakıp bi köşeye kaçabilseydim
zefura zefura
kokusu düşer burnuna,
her insan yüzünde biraz o,
elini uzatsan sanki eline değecek,
nereye baksa gözlerin; onun derinliğiyle birleşecek,
her telefon sesiyle onun sesini duymak için heveslenecek,
geleceği yollar şehrin en güzel manzarası ilan edilecek,
ve özleyecek...
ama özlenenin bundan haberi olmayacak.
despinaa despinaa
kanımca süreye bağlı olmayan bir eylem..
sevginin ölçütü..
aman 1 ay fazla geçti ben daha çok özledim gibi bir şey olmaz yani.
lullaby lullaby
şuur dışı, kalp takviyeli bir söz dünletemeyiş birşeylere, varlık ardından gelen yokluğu sindirememek.cümlenin sonundaki nokta yanına iki nokta daha koymak
yalnızlık senfonisi yalnızlık senfonisi
belki bir daha hiç bir araya gelemeyeceksin. ama hala özlersin. içinde bir çarpıntı kalır.. özlersin!. geveze ama duygusuzlar vardır, yer yüzünde herşeyi çok bilirlermiş gibi.. unutursun unutursun der ama unutmazsın aslında. sadece gömersin içine. yaşamın bir kenarından tutup bakarsın hayatta.. hep böyle olmuştur. bundan sonrada kim değiştirebilir ki bu düzeni(?).
kurabiye kurabiye
uzakta birisi vardır, telefonla konuşursunuz yetmez, mailleşirsiniz yetmez, icqdan konuşursunuz gene yetmez, zaten yetmeyeceğini bilirsiniz, hiç biri yanınızda olması gibi değildir, bilgisayarın diğer ucunda olmasındansa yan odada olmasını istersiniz, onunla gülmeyi özlersiniz, size kızmasını özlersiniz, yaşadığınız komik şeyleri ona anlatmayı özlersiniz, kitaplar hakkında konuşmayı özlersiniz, her konuşmanızda ne zaman geleceğini sorarsınız, ne oldu babacım özledin mi yoksa der, üzmemek için bir şey söyleyemezsiniz..
3 /