pamukkale

1 /
neyzeni neyzeni
sıkıldıkça arabaya atlayıp gittiğimiz, denizli'nin merkezine yaklaşık 15-20 dk uzaklıkta olan beyaz cennet. gidiş yolu biraz dar ve de gece sarhoşlar olabileceği için dönüş yolunda çok dikkatli olunması gerekir. biraz üstteki antik tiyatrosundan manzara hele de güneşin batışı izlenebilir, arada konserler de oluyor orada. biraz ilerisinde karahayıt ilçesi var,pamukkale ye gelmişken, kırmızı su'yu ile meşhur olan bu beldemize de uğranmadan gidilmemeli... yüzmek için de şehir içindeki havuzlara nazaran daha güzel otellerin havuzları ya da şifalı sularla dolu olan havuzlara mevcuttur. denizlililer için haftasonu tatilini geçirebilecekleri ideal bir yer...
(bkz: bugünlük bu kadar yeter)
badangel badangel
eski ismi hierapolis olan, yüzyıllardır beyazlığını koruyup travertenleriyle, tapınaklarıyla ve sadece burda bulunan su kanallarıyla bilinen antik kenttir. altında çok büyük bir tarih yatar. bir çok efsanede adı geçer ve herkes tarafından görülmesi gereken büyük bir kültür mirasıdır. denizli'nin 18 km kuzeyindedir.
buz dağının görünmeyen yüzü buz dağının görünmeyen yüzü
özlediğim, bulamadığım cennet pamukkale. çocukluğumda kat kat buluttan havuzlar vardı sanki, ayağımıza yumuşacık toprağı gelir, keyifle yüzerdik pamuklarında. şırıl şırıl su sesleri, üzerimize akan şelaleleri... hafta sonunu iple çekerdik. yıllar sonra yine gideyim dedim. antik kent yerindeydi, yine güzeldi. 2 km yürüdükten sonra vardım pamuklarıma, çok sevindim, buruk oldu sevincim, hayal kırıklığıma karıştı. hani çok sevdiğiniz birini yıllar sonra çok değişmiş görüp şaşkınlık içinde yarım bir gülümseme kalır ya dudaklarınızda, ama yine de çok sevinirsiniz, öyle oldum. yaşlanmış buldum, susuz ve yorgun. önceden ayakkabılarla bile gezilen yerler şimdi sadece çıplak ayaklarla gezilmesine rağmen daha solgundu. o gürül gürül suları yoktu, içine gömüldüğümüz buluttan havuzları yok. olsa da ancak ayak sokulacak kadar. bu haliyle bile eşsizdi, ne şanslıyım ki cennet halini de görmüştüm, içinde doyasıya gezmiş, pamuklarında yüzmüştüm...

dilime bir şarkı dolandı o an düşünceler içinde...

koşarak geldim teninin beyazına
çocukken vuruldum ben ak saçına
killiydin kirlenmemiştin daha
büyüdüm gördüm görmez olaydım ah
kül düşmüş karına, kor düşmüş yarına
senin beyazına hasret kaldım pamukkale
ne tükenmiş harika gördüm ben sen kal orda
dün vardım yarına umudum yok pamukkale
schutzstaffel schutzstaffel
hep karpostallarda görürüz. pamuk gibi kat kat sıralanmış, içinde saf duru bir su bulunan insanın gitmek istediği,"evet türkiye'de böyle bir yerde var muhakkak gidip görelim" denilen bir yer olmuştur pamukkale ama aldanmayın artık o resimlere, özene bezene hazırlanmış karpostallara çünkü yok öyle bir yer. sizin o gördüğünüz pamuk gibi travertenler artık bir kömür edasında simsiyah gördüğünde "bu ne lan böyle bunun içine girmem ben" denilecek bir şekil almış. peki ya bizim güzide turistik bölgemizi nasıl mı korumuşlar? akıllı yönetim hemen bulmuş demişler ki: biz buraya bir kireç dökelim altına da mermer yerleştirelim inceden bir traverten havası verelim nasılsa bizim halkımız yer. yok efendim ben karşıyım bu görüşe olmuş mu yani o sizin sikindirik traverteniniz olmuş mu o yapma havuzlarınız. ulan hadi biz yedik turist napsın adam kilometrelerce yok geliyor denizli'de böyle birşey varmış gidip görelim diyor peki o turist o çirkinliği görünce gelir mi bir daha sorarım size. saçmalayın artık oradaki hoteller su ihtiyacını oradan karşılarsa olacağı bu. siz bu hotellere bir sınırlama bir yasak getirmiyosunuz da gidip yapay traverten yapıyorsunuz. yok arkadaş bu iş güzarlıkla, bu elindekinin değerini bir türlü anlamamakla gitmez bu işler. yıllardır barım barım bağırıyorlar "gitti travertenler artık bir önlem alın" diye ama nato mermer nato kafa bir grup insan hala hotellerden alacağı komisyonun peşinde. gitmeyin efendim pamukkaleye falan verdiğiniz yol parasına yazık.
onurene onurene
giriş ücreti 1 yıl içerisinde 5tl'den 20tl'ye yükselen mekan.

ayrıca doğal dokuyu sikiyor diye otelleri kaldırdılar efenim oradan, bazı bölümlerde koruma altına alındı. yani simsiyah bir görüntü falan yok. haa eskisi gibi değil tabi.
paleface paleface
travertenlere gelen suyu neredeyse kesip -utanmasalar musluktan gelen hortumla verecekler- otellere tahsis eden zihniyetin el birliği ile annesi ile değişik pozisyonlarda "zorla" ilişkiye girdiği yerdir.

suyun azalmasından sonra oluşan kararmayı da "motorlu taşıtların eksoz gazları karamaya sebep" deyip, araç girişini komple yasaklamışlardı bu akıllı bıdıklar.

bir doğa harikasını piç etmek de ancak bizim bir de taliban'ın becerebileceği türden şeylerdir.

türk turizm sistemi'ni her şey dahil konaklama ve hanutçuluk ile eş değer tutan adamlardan da farklı bir şey beklenmez.
stubborn stubborn
kartpostallardaki güzelliğine tekrar kavuşmuş (unesco'nun katkısıdır muhtemelen)ılık suyu ile uzun bir tırmanışı keyifli hale getiren, arkasındaki antik kent hierapolis'inde kesinlikle gezilmesi gereken travertenler. fotoğraf meraklılarına şu bilgiyi vermekte yarar var, tüm müzelerde geçerli midir bilmem ama burada tripoda sadece özel izin dahilinde kullanım izni veriliyor.
1 /