paralel evrenler kuramı

1 /
bioluminicence bioluminicence
kuvantum teorisi kütle çekiminde incelenince, tek bir evren formülünün olmadığı ve bu durumda 11 tane farklı boyut olduğu sonucuna varıyormuş. farklı çeşitlilikte ve farklılıkta evrenler olabileceği, hatta bunların bizim yaşadığımız evrene paralel olabilecekleri ve bu sayede birçok şeyi hissedebilceğimiz sonucuna, bu durumda bizlerin de paralel dünyaların yansıması ve hatta uzağımızda olanların yansıması olabileceğimiz. bu yüzden paralel evrende olanları hissedebileceğimiz, hatta bizim özlemlerimizi ya da anlık hislerimizi, düşüncelerimizi etkileyebilecekleri çıkarımında bulunuluyor.

yani bu konu galiba hafif derin.
razputin razputin
eğer doğru anlayabildiysem, bu sayısız evrenlerden birisinde evrenin hakimi olmam da ihtimaller dahilindedir. o açıdan içim rahat, burda o kadar kasmama gerek yok yani. o razputinlerden birisi de benle iletişime geçebilseydi keşke, ama şu halimi görüp "sen razputinlerin yüz karasısın, seni reddediyorum" diyerek yüzüme tükürürdü büyük ihtimalle.
lordofthething lordofthething
m kuramından yola çıkılarak varılan kuramdır. (bu kuramın yakın tarihte deneyle ispatlanabilirliği olmadığından teori mi kuram mı tartışmaları sürmektedir.)

bir de yamulmuyorsam bununla ilgili şöyle bir deney vardı. bir parçacığa verilen ışınla parçacığın spin hareketleri gözlemlenmektedir, en son kütlesi daha da küçültülen parçacığa verilen ışınla birlikte parçacığın dönmediği gözlemlenir, ama bu nasıl olur. parçacığın teoride dönmesi gerekmektedir, buradan parçacığın başka bir paralel evrende döndüğü varsayılır.
kisil kisil
1900'lerin ortasına kadar muazzam bir ilerleme kaydeden fizik bilimi, evreni anlamamız ve doğanın yasaları ile ilişkili yeni tahminlerde bulunmamız açısından elverişli bir ortamı hazırlamıştı. bu ortamın hazırlanışta kuşkusuz iki alan çok önemlidir: birincisi einstein ile somutlanan ve evrenin davranış biçimini makroskopik boyutlarda hazmetmemizi sağlayan genel görelilik teorisidir. ikincisi ise kuantum mekaniğidir. hiç şüphesiz bu iki ilerleme 19.yy sonlarında tamamen anlaşılan termodinamik yasaları ile elektromanyetik alanlar kuramının etkisiyle birleştiklerinde, asırlardır evreni makroskopik boyuttan mikroskopik boyuta kadar anlamlandırma isteğimizi derinleştirdi. işte 20.yy'ın ikinci yarasından itibaren çoklu, paralel, evrenler kuramı bu noktada devreye girmiştir.

peki paralel evrenler kuramı hangi düşünceye dayanmaktadır? aslına bakarsanız, çoklu evrenler kuramı kuantum mekaniğinin 1930'lardan itibaren bir fanteziden gerçeğe dönüşmesi itibariyle göz önüne çıkmıştır. öte yandan makroskopik boyutta genel göreliliğin, mikroskopik boyutta ise kuantum mekaniğinin başarıları arttıkça bu ikisi arasındaki geçişi nasıl sağlayacağımız sorusu da ister istemez ortaya çıkmıştır. genel görelilikte ısrarcı olan ve kuantum mekaniğine şüpheci yaklaşan einstein, epr paradoksu ile kuantum mekaniğinin henüz olgunlaşmamış ve eksikli bir yöntem olduğunu ortaya atmıştı. tartışma uzun yıllar boyu devam ettiyse de, kuantum mekaniği için yol bitmemiş ve olağanca popülaritesini korumuştu. öte tarafından çeşitli mikroskopik parçacıkların keşfi ile bu yönteminde eksikli, gedikli tarafı ortaya çıkmıştır. işte bu gelişmeler ışığında, zaten fizikçilerin ebedi cevap, her şeyin teorisi takıntısı da olağanca hızıyla büyümüş ve bir tutkudan öte matematiksel modellemelere dökülmüştür.

bu arkaplan çerçevesinde gelişen paralel evrenler kuramı, sicim teorisinin ortaya atılması ile matematiksel bir modelleme ile artık kabul edilebilir bir çerçeveye oturmuştur. bu teorinin ilerlemiş noktası olan m teorisi ise, paralel evrenler kuramını bugün bildiğimiz anlamına sokmuştur.

bu kurama göre, bildiğimiz pseudo öklidyen 3 mekan 1 zaman boyutu ile sınırlı değildir. bu boyutların üzerine kıvrılmış başka boyutlarda mevcuttur. ancak bu boyutlar, yeterli enerjiye sahip olmadıkları için bu evrende yokmuş gibi algılanırlar. o halde bu boyutların açılabilir oldukları başka evrenlerde mevcuttur. bu evrenler 4 temel kuvvetin bileşkesinde de anlaşılabilmektedir. grup teorisine uygun olmak koşuluyla bu 4 temel kuvvet tek bir kuvvetin şeklince ifade edilebilirler. öte yandan, kütle çekim kuvvetinin mikroskopik boyutta etkisiz kalması işleri bozmaktadır. fizikçiler her temel kuvvetin bir alana sahip olduğunu ve bu alanı oluşturanın taşıyıcı kimi parçacıklar olduğunu bilmektedirler. o halde, kütle çekimin taşıyıcı parçacıkları ile bir sıkıntı mevcuttur. teorisyenler bunun bu parçacığın doğasından kaynaklandığını ve paralel evrenlerce bu kuvvetin emildiğine dair düşünceleri bulunmaktadır.

şimdi bu noktada durduğumuzda her şey bizim gerçek anlamda bildiğimiz ve makroskopik boyutlardaki evrenler için geçirlidir. bu evrenler mevcuttur ve bir dizi fizik teorisinin doğrulanmasının da anahtarını oluşturmaktadır. bunların nasıl ispatlanacağı konusu bir başka yazının konusu olduğu için şimdilik geçiyorum. öte taraftan kuantum mekaniğinin olasık yoğunlukları üzerine kurgulu yapısından da çoklu evrenlerin varlığına dair bir tartışma yapılabilir. buradaki olasılıkların her biri farklı evrenleri temsil etmekte ve buna göre çoklu evrenlerin varlığına dair ontolojik bir çalışmanın yapılması gerekmektedir. tartışmalı, öte taraftan matematiksel olarak modellenebilir bir yanının bulunduğunu kabul etmek gerekiyor.

kısacası paralel evrenler kuramı, 1990'lardaki popülerliğini korumasa da, fiziğin bugün ulaştığı sınırlardan biridir. bunu sınır elbet aşılacaktır. öte yandan kuramın varlığı, fizik biliminin varmış olduğu noktayla ilişkilidir. kuramın yanlışlanabilirliği ortaya dökülürse, şimdiye değin bildiğimiz fiziğin yorumunun başka açılardan da yapılması gerekmektedir. öte yandan bu belli bir bilgi birikiminin de hebası anlamına gelecektir.

konuya dair incelenmesi gerekenler:

(bkz: genel görelilik )

(bkz: kuantum mekaniği)

(bkz: sicim kuramı)

(bkz: m teorisi)
cizmedin ki kesesin cizmedin ki kesesin
insana "lan yoksa?" dedirten teoridir..
bir alıntı yapılırsa şayet..

-----alıntı---------alıntı---------alıntı---------alıntı---------alıntı----

teori, uzayı, içlerinde bizim eşizlerimizin bulunduğu başka evrenlerden oluşan çok boyutlu bir labirent olarak görüyor. hawking, bu "kobold evrenler"in yaşayanlarını "gölge insanlar" olarak nitelendiriyor. yani, bizim evren olarak tanımladığımız belki de, gerçekte iç içe geçmiş, birbirini şekillendiren ve hatta belki birbiriyle iletişim halinde olan, birbirine paralel çok sayıda evrenlerin bulunduğu sonsuz bir uzayın minik bir kesiti.

bu, sadece birçok esrarengiz olguya aniden bambaşka bir açıdan baktığı için değil, aynı zamanda sıradan yaşamımızın bu kadar basit olmadığını göstermesiyle de büyüleyici bir evren tasviri. birçoğumuz, yaşadığımız olaylara hep daha fazla anlam yükleme eğilimindeyiz. "yaşamımda, ne olduğunu bilmediğim bir değişiklik olacağını hissediyorum" dediğimiz anları hepimiz yaşamışızdır. korkular, hayaller, özlemler, fikirler... ortada neden yokken, birden bire nasıl çıkıyorlar, nereden geliyorlar?

genç iş adamı, her pazar sabahı eşiyle birlikte tenis oynuyordu. o gün de, bütün diğer pazar sabahları gibiydi. daha farklı geçeceğini gösteren en ufak bir belirti yoktu. ancak, bir süre sonra iş adamı oyunu savsaklamaya başladı. servis atışları hep fileye takılıyordu. konsantrasyonu tamamen dağılmıştı. huzursuzluğu giderek arttı. birden aklına annesi geldi ve bu düşünceyi bir türlü kafasından silemedi. eve döndüklerinde telefonları çaldı, arayan babasıydı. öğlene kadar her yerde onu aramıştı. annesi bir kalp krizi geçirmiş ve hastaneye kaldırılmıştı. iş adamının konsantrasyonu, bu olayı sezinlediği için mi dağılmıştı? peki nasıl sezmişti bunu? böyle bir olaya, şimdiye kadar sadece parapsikoloji uzmanları açıklama getiriyorlardı. bilim adamları, ciddiyetsizlikle suçlanmamak için böyle konuların üstünde durmamayı tercih ettiler.


uzay-zamanın bükülmesiyle oluşan "solucan delikler"in zaman yolculuğunu mümkün kılabileceği düşünülüyor.


stephen hawking'in geliştirdiği evren teorisi, hesaplamalara dayalı yepyeni bir açıklama getiriyor. hawking, mantıksal olarak, beynimizde hiçbir şeyin bir bütünden bağımsız gerçekleşmediğini ileri sürüyor. yani, tenis kortundaki olayları şöyle açıklayabiliriz: görülebilir evrenimizin dışında, iç içe geçmiş ve eşizlerimizin bulunduğu, görülemeyen daha çok sayıda evren var.

iş adamı, annesinin geçirdiği kalp krizini telefonla öğrenmediğine göre, dolaylı yollardan öğrendi; yani eşizlerinden biri aracılığıyla.
eğer hawking haklıysa, daha pek çok olgu paralel evren teorisiyle açıklanabilecek. hiçbir neden ya da bulgu olmadığı halde neden bazen korkuya kapılıyoruz? eşizlerimiz o anda bu korkuları yaşadıkları için mi? neden bazı insanlarla ilk kez tanıştığımız halde, sanki onu uzun süredir tanıyormuşuz duygusuna kapılıyoruz? başka bir dünyada onu uzun süredir tanıdığımız için mi? ya ilk bakışta aşk? aslında böyle bir şey belki de yok ve her şey başka bir evrende yaşanan bir aşkın o an için hissedilmesinden ibaret. gerçekten de, bir bilimkurgu senaryosuna benziyor.


-----alıntı---------alıntı---------alıntı---------alıntı---------alıntı----
baharda yine geliriz baharda yine geliriz
fizikçilerin alanlarından kaymaya başladığını düşündürür.bir kuram değildir aslında hiptoez bile değildir belki model sayılabilir.deney ve gözlem yoluyla doğruluğu,yanlışlığı ispat edilemez.tabii şu da var bu model, matematiksel olarak ortaya konulabilir, ispatlanabilir veya yanlışlanabilir ve matematik içerisinde sağlam bir teori haline getirilebilir.sonlu olduğu matematiksel olarak ispatlanmış evrende de yeni bir hayat başlayacaktır.bu açıdan mantıklıdır.
mr random mr random
aslında işin özünde mantığı çok basittir. ama sadece mantığının basit olmasıyla kalır bu durum.

örneğin nokta boyutsuzdur ve boyut sayısı arttıkça bir önceki boyut anlamını kaybeder. ilk boyuta geldiğinizde örneğin bir doğru, sonsuz tane noktadan oluşur ve bir önceki boyutun bir önemi kalmaz. doğru sonsuzdur ve bu sonsuzlukta tek bir nokta önemsizdir. ikinci boyutta keza, birinci boyut anlamını kaybeder. düzlem sonsuzdur ve bu düzlemde doğruların bir önemi yoktur. bu süreç üçüncü boyuta geçildiğinde de bu şekildedir, sonsuz bir küp düşünün bunun içine sonsuz tane düzlem yerleştirebilirsiniz.

iş bundan sonraki boyutlara geçtiğinde fizikten ya da diğer popüler bilimlerden çıkıp farklı disiplinlere hatta dine doğru yönlenmektedir. eğer bir önceki boyut anlamını kaybediyorsa ve bir sonraki boyutta sonsuz defa bulunuyorsa o halde dördüncü boyut zaman olmak zorundadır. zaman boyutunda sonsuz adet üçüncü boyut bulunur. devamında da sonsuz zamana ulaşmak gereksinimi de paralel evrenler teorisini doğurmaktadır. eğer beşinci bir boyut varsa bu sonsuz tane zamanın olduğu bir bütünlük yani paralel evrenler olmak zorundadır.

bir sonraki boyut düşünüldüğünde de iş iyice karmaşıklaşmaktadır ve konu tamamen metafizik ve dine kaymaktadır. bir sonraki boyut var ise ve sonsuz tane paralel evreni içeriyorsa düşündüğümüzün dışında bir şeyler olmalıdır. örneğin ahiret hayatı için yedi farklı boyuttan bahsedilir, buna bağlı olarak bu yönde yapılan araştırmalar 11 veya 12 boyut olduğundan söz ederler.
bluesky bluesky
bilimsel kanıtı olmayan bir kuram aracılığıyla sonsuz sayıda paralel evreni tanrı, sonsuz sayıda evren içindeki sonsuz ihtimali de (istemeden ve farkında olmadan) ahiret inancının kanıtı yapma yöntemi.
1 /