parasite

i am a man who walks alone i am a man who walks alone
kiss in hotter than hell albümünden bence albümün en güzel şarkısı. hoş bi solosu vardır. sözler;

she'll always be there trying to grab a hold
she thought she knew me, but she didn't know
that i was sad and wanted her to go

parasite lady
parasite eyes
parasite lady
no need to cry

i didn't wanna have to get away
i told her things i didn't want to say
i need her and i hope she'll understand

parasite lady
parasite eyes
parasite lady
no need to cry
dr conners dr conners
gönüllere işleyen bir nick drake şarkısı:

lifting the mask from a local clown
feeling down like him
seeing the light in a station bar
and travelling far in sin
sailing downstairs to the northern line
watching the shine of the shoes
and hearing the trials of the people there
who's to care if they lose.
and take a look you may see me on the ground
for i am the parasite of this town.

dancing a jig in a church with chimes
a sign of the times today
and hearing no bell from a steeple tall
people all in dismay
falling so far on a silver spoon
making the moon for fun
and changing a rope for a size too small
people all get hung.
take a look and see me coming through
for i am the parasite who travels two by two.

when lifting the mask from a local clown
and feeling down like him
and i'm seeing the light in a station bar
and travelling far in sin
and i'm sailing downstair to the northern line
watching the shine of the shoes
and hearing the trials of the people there
who's to care if they lose.
and take a look you may see me on the ground
for i am the parasite of this town.
and take a look you may see me in the dirt
for i am the parasite who hangs from your skirt.
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
72. cannes film festivalinde altın palmiye ödülünü alan, oscar adayı, bong joon honun yönettiği güney kore filmi. çok sağlam bir kurgusu var. kara mizah, dram, gerilim, aksiyon, yer yer ise korku filmi niteliğinde nerdeyse. bir durumdan diğerine sürükleyip kilitliyor seyirciyi. o açıdan oldukça akıcı bir film, özellikle 2.yarısı. henüz çok taze ancak ilk düşüncelerim, ana tema işsizlik, açlık, hayatta kalma çabasının insan üzerinde ne denli bir stres oluşturduğu ve neler yaptırabileceği çerçevesinde gelişiyor. zengin-fakir hayatını karşılaştırmalı çok iyi vermişler. yine de film bunları göze sokmuyor, sanki bir ailenin hikayesini anlatır gibi ama arka planda tüm toplumu anlatıyor. her oyuncu bulunduğu sınıf, cinsiyet, aldığı sorumluluklar açısından toplumun diğer benzer bireylerinin genel özelliklerini taşıyor. gerçekten katman katman film. metaforları da oldukça yoğun. sınıf farkı koku ile anlatılmış en basitinden. velhasıl kesinlikle tavsiye ettiğim filmdir. fragmanını da bırakayım:

jeremymatheson jeremymatheson
dün beyoğlu sineması'nda izleyip çok beğendiğim film.

filmin süresi yaklaşık 2 saat 10 dakika. göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor. yer yer eğlenceli, yer yer de insanı gerim gerim geren kısımlar var.

filmin özellikle kurgusuna bayıldığımı söylemeliyim. senaryo mükemmel akıyor. küçük detayların bile oldukça önemi var. ilerleyen sahnelerde olaylar acayip şekilde birbirine bağlıanıyor, o kısımları ağzınız açık izliyorsunuz. hala vizyondayken kaçırmayın dev ekranda izleyin derim.
toshiro toshiro
bugün beyoğlu sineması'nda izleyip çok beğendiğim film.

aslında klasik bir sanat filmi. öyle holivud filmlerindeki gibi vooouvv diyeceğiniz bir sahnesi, görsel efektleri ya da ters köşe yapan bir sonu yok. evet bir güney kore filmi ancak dünyanın her yerinde hatta iki sokak ötenizde bile görebileceğiniz sınıf çatışmalarını konu alıyor. evet, sanat filmi dedim ancak bazılarının yaptığı gibi seyirciyi uyutması bir yana, özellikle de ikinci yarısındaki temposu ile seyirciyi içine alıyor, bitene kadar ayakta tutuyor.

filmin en sevdiğim yanı, üzerine sayfalarca kitaplar yazılan, parazit gibi saatlerce film çekilen devasa bir konu olan sınıf çatışmasını küçücük bir ayrıntı ile özetlemesi.

filmle ilgili aklımda bazı soru işaretleri kalmadı değil ya da kaçırdığım bazı göndermeler olmuş olabilir ancak bunları yazmam ağır spoilere gireceğinden filmi izleyenlerle tartışmak gerek.

salondan mutsuz ayrılacağınızı göze alarak izleyin bu filmi.
çıpa çıpa
başıma bir şey gelmeyecekse 7/10 vereceğim film. ama bu filmle beraber kendimle ilgili bir şeyin net bir şekilde farkına vardım, ben filmde başkaraktere sempati duyamıyorsam filme de sempati duyamıyorum.

filmin alt metni hoş ama içimi daralttı benim. öyle patara kütere aksiyon filmi veya komedi filmi seven biri değilim aslında dram filmleri daha çok ilgimi çekmiştir. ama bu iç daratma bi başka, filmde kendime bir taraf seçemiyorum, ana karakterlerimiz zaten desteklenecek türden değiller. zengin tarafa baktığımızda onların aslında pek sevilesi yanları yok, zaten onlar filmde birer figür gibiler verdikleri alt mestin dışında.

-spoiler-

en sonda kim'in kendisini öyle bir tecrit hücresinde ölüme terketmesini anlamsız buldum bir de. korkunç bir hücreden farkı yok oranın, her an yakalanma korkusuyla, yemeğini bulmanın bile garantisi olmadan kendini oraya hapsetti. onun yerine gitse polise teslim olsa adam yaralamadan 5-10 yıl yatar çıkardı hem hapishanede yeme içme sorunu da olmazdı konuşacak arkadaşları da olurdu. yakalanma korkusuyla da yaşamazdı.

evet basit bi izleyici olarak buna takıldım. oysa kim bilir yönetmen/senarist bunu böyle yaparak neyi kast ediyor nerelere selam çakıyordur...

-spoiler-