pol pot

2 /
soğanınağlatamadığıadam soğanınağlatamadığıadam
2020 ağustos ayında türkiye'de hortlamıştır.

az evvel bir bakanı dinledim adı lazım değil, çokomelli açıklamalar yaptı.

diyor ki, "yurt dışına gidecekmiş birileri. dolar yükseldi diye gidemiyor üzüldü, vatandaş niye sallamıyor çünkü işi yok orayla bıdı bıdı."

aziz dostum sevgili bakan, senin devrin çabuk biter; sen gidersin bizler kalırız, bu memleket kalır.

canını yaktığın, hayatına dokunduğun hiçkimse yaptıklarını unutmaz. yapma, söyleme. beceremiyorsan bırak. şerefinle namusunla istifa et, kötü anılma. bunlar yanlış şeyler, yanlış sözler. herşey ortada, daha neyin inkarı.

görünen o ki, malum zümre artık okuyan, gezen, tatile giden ve mersedes hayali olan-kendinden olmayan insanları halkın önüne atıp kellesini vurdurma peşinde.

çok yanlış yapıyorsunuz. hakka giriyorsunuz.

bugün seni dinledim, aklıma ilk gelen pol pot oldu. sana da yazıklar olsun ki bu adama benzemeyi becerdin.
stahanov stahanov
kamboçya'nın ihtilalcilerinin lideri. hakkında fantastik şeyler söylenmiş kişi. bilgileri inceleyince, bilimsel, siyasi, kültürel ve güncel olan her şeyin birbiri ile çeliştiği, filimlerden fırlamış gibi bir ada canlanıyor gözünde insanın:

pol pot;

- entelektüel ve beyaz yakalı düşmanı, aptal mesela, gözlüğü yasaklayamıyor, takanı öldürüyor ya da işkence ediyor.
- psikopat ve kör cahil bir sosyalist, kurşun tasarrufu için insanların kafasını kıra kıra, acılar, korkular içinde öldürtüyor, sanırım fakir ülkede kör pala var, entelektüel bıçaklar mevcut değil, tasarruf için, bıçakla boğaz kesmek mümkün olamıyor.
- birkaç milyonluk ülkesinde, despotluk olsun diye, düşünmüş taşınmış, herkesi pirinç tarlasında çalışmaya mahkum etmiş.
- satanizme merak salmış olacak ki, ilaçları bile yasaklamış.
- pala olmadan yaşamanın mümkün olamayacağı bir coğrafyada, pala ile insan öldürmek onun aklına gelmiş.
- ilk defa, 'kafa emekçisi filozoflar oldukları için' seçtiği militanları, kendilerine rakip istememişler ki, görevlerini, abartılı bir canilikle yerine getirebilme olgusunu keşfetmişler.
- anti-komünist olduğu çok belli ayrıca. teknoloji, sanayi, bilim, sanat vs. 'nin sosyalist birer işçi mantığı ile kullanılması gerektiğini düşünen marx ve engels'e tüm öfkesini kusmuş gibi görünüyor.
- tüm diğer sosyalist ya da komünist liderlerden çok daha fazla insan öldürmeyi başaramamış, nüfus oranı yetmemiş.
- kendisine muhalif olan ve öldürttüğü kişilerin ailelerini de öldürtmesi, tam bir "ingiliz komünizmi" klasiği gibi görünüyor. (hepimizin bildiği gibi ingiliz marksistleri, afrika ve hindistan'da - gerçekte diğer her yerde- sosyalizmin inşasında anti-komünist liderleri kullanmış, marksist olan ve olabilecek herkesi ya sakat bırakmış ya da öldürmüştür.)

uzun lafın kısası, kamboçya ve vietnam gibi ülkeler oldum olası sisli, puslu, yaman coğrafyalar olmuşlardır. çoğu zaman, gözün gözü görmediği dünyamızda sürekli olduğu gibi, hiçkimse atıp tutma fırsatını kaçırmamış. bildiğimiz tek sağlıklı bilgi, lenin gibi siyaset bilimcilerin bu gibi olgu ve olaylardan hiç hazzetmemesidir.
dumrul dumrul
anlatılanlar çok fantastik geliyor değil mi? yani o kadar abartılı ve absürd ki hayatın olağan akışına aykırı bir durum var burada. tıpkı ışid hakkında söylenenler gibi.

insanları bir kafese kapatıp bir tekneden deniz, göl, nehir her neyse ona bırakarak öldürmek. bir direğe köpek gibi tasmayla zincirleyip yakarak öldürmek, esir aldığın insanın kafasını ekmek bıçağıyla kesmek bu arada üç beş ayrı profesyonel kamerayla bunu filme alıp klip çekmek, adamı bir araca bağlayıp roket atarak öldürmek... sigara içeni, müzik dinleyeni, tavla oynayanı köy meydanında direğe bağlayıp kırbaçlıyor adamlar.

inanılmaz fantastik şeyler. 50 yıl sonra torunlarınıza anlatsanız "hassiktir dede ya, emperyalizmin propagandası bunlar" filan diye taşak geçilir sizinle.

ama tüm bunların yaşandığını biliyoruz değil mi? kurşuna para vermek istemediği için ekmek bıçağıyla kafa kesmiyor adam. bunun yarattığı dehşet duygusu kafaya kurşun sıkmaktan kat kat yoğun olduğu için yapıyor. öldürmekteki amaç öldürüleni cezalandırmak değil. senin üzerinde yarattığı dehşet sayesinde gücünü ve belli bir alandaki egemenliğini korumaya çalışıyor.

çok güzel sonuçlanmasını umduğunuz bir şeyi denemeye girişmişsiniz, kıyıda köşedeki bir laboratuarda değil, dünyanın üçte birinde yapıyorsun bu deneyi ve bu deney bütün olarak çöküyor. rasyonel insanlar burada dönüp "ulan nerede yanlış var" diye deneyin kendisine bakarlar. oradaki sıkıntı tespit edilmeden aynı deneyi aynı şekilde yapmaya kalkışırsan yeniden zaman, insan ve prestij kaybedersin. istediğiniz buysa kore kamboçya çin gibi deneyimlerdeki aşırı boktan pratiklerin sahiplerini alkışlamaya devam edebilirsiniz. kimse de sizi engelleyemez. biz mesela tayyip'i şakşaklayanları engelleyebiliyor muyuz? sen ne dersen de "ülgemiz galgındı, istihdam gelişti" deyip duruyorlar. bunu elbette engelleyemeyiz. mümkün değil.
1
beste çalan mahur beste çalan mahur
varlık dönemini ikiye ayırmak gereken kamboçya komünist partisinin lideri olan kişidir. birincisi vietnam'da kaybeden amerikanın kamboçya'ya yaptığı yoğun saldırılar. bu saldırıların sonucu vahim, açlıktan ölmenin normalleştiği bir coğrafyada anti emperyalist mücadale veren bir silahlı örgüt var. bu örgüt iktidarı ele geçiriyor ve aç kalmamak adına bir takım önlemler alıyor. örnek aldığı yer de mao çin'i yani. ikincisi de çin-sovyet ilişkileri neticesinde vietnam'la girdikleri mücadele. pol pot burada olsa olsa çimen olabilir. bugün kendisini ve ülkesini andığımız çoğu şey doğru olabilir ama bir çoğu şey, dönemim sovyet propagandacılarının da dahil olduğu asılsız ve aslını aşan söylemler. vietnanım'ın işgal sürecini bu şekilde haklı göstermek gayet mantıklı bir yol.

başında bir abd'ye karşı kullanılmış, sonra abd ve çin tarafından sovyetlere karşı kullanılmış basit bir maocu katil diyebilir miyiz, muhakkak diyebiliriz. ama cinayetlerin hepsini de üstüne yıkmak haksızlık olur.
karl radek karl radek
stalin'e katil diyorlar ve bu her zaman karşımıza çıkıyor. sebebi açık; eskimiş kara propagandalar. eskimiş, çürütülmüşler ancak döngüsel anlamda her zaman kapımızı tıklatıyorlar.
peki bu aynı insanlar pol pot'u neden suçluyorlar? sınırlı kaynaklarla "elde ettikleri" gerçeklerle nereye varmak isterler? onun kamboçya'yı yıkıma uğrattığı gibi bir yalana mı inanalım yoksa gerçekleri ifade ettiğimiz müddetçe suçlu mu olalım...

evet, pol pot'u savunmak yaşamı savunmak demektir. o, kamboçya'da yeni bir yaşam kurdu ve biz de bizzat bu yaşamı savunacağız...
müthiş sol ayak müthiş sol ayak
aptallığından utanmayan, tarihten bir haber beyinsizlerin halen savunduğu tescilli orospu çocuğu.

ek: pol pot denen cani, kendi halkından 30bin kişiyi vietnam sempatizanı suçlamasıyla öldürtmüş bir adet orul orul orospu çocuğudur.
2 /