propaganda

1 /
neverwinter nights neverwinter nights
propaganda kavramı, gerek içerik gerek biçim ve gerek uygulama bakımından farklı biçimlerde tanımlanır ve yorumlanır. propagandanın temel işlevi, insan davranışlarını belirli bir fikir çerçevesinde güdüleme ve yönlendirmedir. tarihi insan kadar eski plan propaganda, başlangıçta, herhangi bir doktrini yaymak için kurulan örgütleri ifade etmek amacıyla kullanırken, zamanla doktrinin kendisini ifade etmek amacıyla kullanılmaya başlamış, daha sonra ise doktrini yaymak için kullanılan teknikleri ifade eder duruma gelmiştir.
emma emma
sinan çetin in yönetmenliğini yaptığı film. yaşanmış bir olaydan esinlenerek oluşturulan bir senaryosu vardır. türkiyenin savaştan sonra yeni yeni sınırları çizilirken, bir köyün yarısının sınırın bi tarafında, diğerinin de sınırın diğer tarafında kaldığı durumlar çok fazla görülürmüş. hatta bir evin bile birkaç odası sınırın ötesinda kalırken, bir kaç odası diğer tarafta kalırmış. velhasıl, akrabalar, komşular bu durumda, bir süre sonra ayrı ülkelerde yaşayan kişiler olmaya başlarmış.
filme dönecek olursak, kemiğini bu öykünü oluşturduğu film, sınırın ayrı taraflarında yaşayan iki arkadaşın (metin akpınar ve kemal sunal) çocuklarının birbirine aşık olması üzerine kurulu. kemal sunal ın oğlu ali sunal da tesadüfen ekibe dahil olup, görev düşkünü bir memuru oynamıştır. film bir çok ödül almıştır çeşitli festivallerde.
soldier in the army soldier in the army
sepultura 'nın bir parçası. sözleri;

why dont you get a life and grow up
why dont you realize that youre fucked up
why criticize what you dont understand
why change my words, youre so afraid

you think you have the right to
put me down
propaganda hides your scum
face to face you dont have a word to say
you got in my way, now youll have to pay

dont, dont believe what you
see
dont, dont believe what you read
no!

i know my ways, im here to stay
i didnt start all this yesterday
ill prove you wrong all the way
life teaches me youre always alone

dont, dont believe what you
see
dont, dont believe what you read
no!
magdelena magdelena
bir ismet özel şiiridir..

köleler gördüm, karavaslar
hayaları burulmus bir adamın ayaklarını yıkamaktalardı
artık kelimeleri kalmamış fiyatları sormaktan
saçları taranılmaktan usanmışlar
sinemalarda saklanıyor kışın
yaz olunca denizin yalayışlarına
kaldırımlarda demokrat
otobüslerde dindar

geceyi
saatlerine bakarak anlıyorlar
ve sabah
gökyüzünün karnını gerdiği zaman
dağların kokusundan fabrikalar
acıkınca
köleler!
gözleri camekânlarda.
silâhlar gördüm
namlusu akla çevrilmis sahra topları
mürekkebin utandığını gördüm basılı kâgıtlarda
tetiğe basan parmaklarda çare yok, gördüm mürekkebi:
çare yok, radyoları kapatsam
çare yok, secde etsem anılarıma
bu bozulmus yeminlerin bayrakları altında
olacak şeymi duymak portakal bahçelerini
mermiler araya girmeden anlayabilir miyiz artık
hangi kızlar hangi serin yerlerimize değdi:
sanırdik saçlarımız kumrularla kaplanır
bir çocuk, işte ırmak! diyerek haykırınca
o zaman belki çocuklar zabıtalardan daha çoktu
belki biz daha çok ağlardık bir ask pıhtılanınca:
gördüm
gözlerinde zindanlarla bana baktıklarını
düşündüm yaslanarak şehrin kasıklarına
düşündüm kafa kemiklerimi eritinceye kadar
nedir bu kölelerin olanca silahlari
silahların köleleri olmaktan başka
bıkmadım
koyu renkler kullanıyorum hayatımda
koyu mavi acıyı anlatırken
sessizce öperken koyu beyaz
ve saçlarım hakaretlerle okşanırken
koyu bir itiraf sarıyor beni
susmak elbette zehirlidir
ve rahatlık getirir yazıklanmak da
ey tenimde uzak yolculukların lekeleri
ey çocuklarda uyuyan intizamsız güneşler
gelin ve boğdurun bu köleleri
marv marv
her izlediğimde gülmekten ağladığım şahane film.oyunculuk süper,yönetmenlik süper daha ne olsun.ölmeden önce izlenmesi gerekir.
melomania melomania
film gerek içerdiği dram, hüzün yönünden olsun, gerek devletlerin, bürokrasinin pratik hayatta düştüğü komik durumlar yönünden olsun eksiksiz ve de kusursuz. müthiş bir hiciv, gayet güzel ve haklı bir çığlık. eleştirel taraflarıyla sinan çetin'in çok sevdiğim ve en önemli özelliği olan "resmiyetin insana eziyeti ve resmiyetin rezilliği" teması çok güzel bir biçimde göz önünde gene. tıpkı kısa filmi mutlu ol bu bir emirdir'de, yeni çıkacak olan kısa filmi kağıt'ta olduğu gibi... oyunculuklara, senaryoya, sinan çetin'in kadrajına söz yok, saygı var. kemal sunal fevkalade, metin akpınar şahane, meltem cumbul göz dolduruyor, rafet el roman bile çok hoş oynamış... gayet güzel. arka fonu süsleyen sezen aksu ve nejat özer de son derece başarılı. yalnızca sınırın kırıldığı sahnedeli gitardan hoşnut değilim ben. temaya uygun değil diye düşünüyorum. sonuç; arşivimizde bulunması gereken, herkese önermemiz, izletmemiz gereken bir eser.
1 /