redemption song

squadron squadron
bob marley'in süper ötesi bir şarkısı.
sözleri;

old pirates yes they rob i
sold i to the merchant ships
minutes after they took i from the
bottom less pit
but my hand was made strong
by the hand of the almighty
we forward in this generation triumphantly
all i ever had is songs of freedom
won't you help to sing these songs of freedom
cause all i ever had redemption songs, redemption songs

emancipate yourselves from mental slavery
none but ourselves can free our minds
have no fear for atomic energy
cause none of them can stop the time
how long shall they kill our prophets
while we stand aside and look
some say it's just a part of it
we've got to fulfill the book

won't you help to sing, these songs of freedom
cause all i ever had, redemption songs, redemption songs, redemption songs

emancipate yourselves from mental slavery
none but ourselves can free our minds
have no fear for atomic energy
cause none of them can stop the time
how long shall they kill our prophets
while we stand aside and look
yes some say it's just part of it
we've got to fulfill the book

won't you help to sing, these songs of freedom
cause all i ever had, redemption songs
all i ever had, redemption songs
these songs of freedom, songs of freedom.
dna dna
bir çok kişi ve grup tarafından cover'lansa da bob marley'in gitar akorundan mı yoksa ingilizcesinden mi bilinmez asla orjinali kadar güzel olamayan bob marley şarkısı. bob marley'in son çıktığı barış konserinde söylediği şarkıdır. ayrıca sahnede söylediği son şarkı olma özelliğini taşır. rastafarian felsefesinin izlerini taşıyan sözleri insanın içine umut sevgi aşılar.

bob marley cenazesinde bu şarkıyla uğurlandı. ayrıca i am legend filminde yer almış, soundtrack olmuştur nitekim güzel şarkıdır. dinlemek mutlu eder.

"kurtarın kendinizi zihinsel kölelikten
kendimizden başka kimse özgür kılamaz aklımızı
korkmayın atom enerjisinden falan
hiçbir şey durduramaz zamanı çünkü"
myfakeplastic myfakeplastic



birileri bir yerlerde hala şiir yazıyor muydu? bu çıktı birinin ağzından. ruhunu yan yatırıp düzelmesini bekleyen bir kaç adam, sıradan bir kelimeye daha fazla ne yapılabilire kafa yoruyordu. üstüne çok söz söylenmişiğin sinmediği bir iki kitap, bir kaç ev çözüm olabilirdi belki. ve o insanlar ansızın o evlerin birinde karşılarına çıkardı, kim bilir. ne var ki tarih yanlış anlaşılmış insan topluluklarından fazlası değildi; bir yığındı, hem öyle olmasa rastlamaz mıydık onlara? öyle olmasa burada mı olurduk? gökyüzünde süzülmek için yeri ıskalamamız yetiyorken, her şeyi ıskalayıp zafer naraları atıyorduk. ''gündüz, çevremizde dolaşan bir sıcaklık ve gece yatağımızda bir rahatlık ya da gündüz, çevremizde bir rahatlık ve gece yatağımızda dolaşan bir sıcaklık uğruna bütün hayallerimizden vazgeçmemiz gerekiyordu.''* neyse ki kayalar bu durumu umursamamıştı, onlar ne istediğini biliyordu. ellerime aldığım her çizik, ağzımda tuz tadı bırakıyordu. onlar çentiklerdi, ilkel görünümlü sayılar yani. 2 ve 5 gibi sayılar. 42 gibi sayılar. evrenin sonundaki restoran'da tatlı servisine anca yetişmiş mesihlerdi her biri. ağızlarındaki limonu bile kurtaramamış bir iki adam. onları izliyordum. toprak oynuyordu ayaklarımın altında, karşıya ulaşacak gibi kıpırdıyor, kabarıyor sonra tekrar yerine dönüyordu. kızıla çalan gökyüzü ve yağmur vardı yüzümü boyayan.







(bkz: #6761726)
deniz büyücüsü deniz büyücüsü
çok eskiden aynalara bakarken, ait olduğum tarafa, içlerine girmeye çalışırdım. çalışmadım sonra unuttum. piyano kursuna yazıldım. yıllar siyah ekranda beyaz numaratörler şeklinde geçti. hiç aynaya bakmadım tabi bu aralarda. bir gece ayrık vadide yürüyorum gene. hatta geçen gene ayrık vadide yürüyorum. bir baktım lord elrond. bana gülümsüyor. oturuyoruz şelalenin birinin altına. çay söylüyor. yanında fırından yeni çıkmış elf peksimeti ikram ediyorlar. arwen çayı getirirken şekeri unutuyor. geri gidiyor mutfağa. gelirken gözümün içine bakıyor. ron roon rooon. elrond burnunu karıştırıyor görüyorum. alarm çalıyor. mesaj alarmı ama iphone. yatak odamda falan değilim. arwen hala karşımda.(burda holivud gerilim filmlerine yeni bir ters köşe sahnesi verdim. uyanacam rüya falan sandırdım. ama uyanmadım. bunu sonra konuşacaz olm.) mesaja bakıyorum;

"maccu picchu sahilinde bir cam şişe içinde bir not bulunmuş."

dear god;

günahlarım için beni affet. günahlarımı affetmen için yapmam gerekenleri yapamadığım için affet. ruhumu kılıcı ile ikiye yaran kötülüğe esir düştüğüm için beni affet. sevdiklerim, sizi seviyorum.

arwen çayın boşunu alırken gözucuyla mesajı okumaya çalışırken ayıkıyorum. hemen yüzüme bir ramiz dayı ifadesi takınıp, müsade istiyorum. piyano kursunu asıp eve koşuyorum. mahallenin köpekleri ile beraber binanın etrafında bir ısınma turu atıyoruz. sonra cumburlop binaya. 97 basamak sonra eve. on adım sonra aynanın karşısındayım. fonda redemption song çalıyor. bir adım geri gider gibi yapıp hızla aynanın içine zıplıyorum...