resulullahla benim aramdaki farklar

1 /
vartuhi vartuhi
ve afili filintalar'dan geliyor.. ah muhsin ünlü mermisi!

***

"resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
resulullah yolda ebu bekir'i görse es selamu aleyküm ya sıddık derdi,
ben yolda ebu bekir'i görsem tanımam.
resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

resulullah azrail'i yolda görse tanırdı;
ben azrail'i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.

resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah'ın resulü;
fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?

resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki 'kızım ha gayret!'
ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki 'anneciğim ölmesen'

ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki 'anneciğim seni ben'
annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz.

resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf...

resulullah çok şanslı bir insan
annesi öldüğünde o küçücüktü;
benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü"
tark tark
belki çok şiir okumadım ama çok güzel şiirler okudum. hiç birine haksızlık etmek istemiyorum ama bu şiir...
suskungeveze suskungeveze
''ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının
anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf...''

dizeleriyle insanın içini cızz ettiren şiir.

ama tuhaflık da burda ya. böyle şiirler okuyoruz, hikayeler, filmler seyrediyoruz, duygulanıyoruz, ah anam vah anam moduna geçiyoruz.

sonra? sonrası tuhaf işte. ik fırsatta uzaklaşıyoruz annelerden, offlar çekiyoruz sürekli, ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar lafını illa ki haklı çıkarmaya çalışıyoruz.

bektaşinin namazı gibi, bayramdan bayrama arıyoruz anneleri.

ama şiirlerde şarkılarda pek seviyoruz onları.

ne tuhaf di mi? annelerin ölürken bile ellerimizi bırakmazken, biz ilk fırsatta bırakıyoruz o elleri.

tuhaf demiş miydim?
eni eni
''
.....
annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü"
....
''

o nefesi vah bi' verse..
kendine getiremiyor işte bu beş cümle insanı, deniyorsun olmuyor.
çünkü anneler hiçbir zaman bırakmaz çocuklarının ellerini, ne tuhaf..
çaylakadam çaylakadam
“resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.

resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,

ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.

resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.

ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem…” satırlarıyla… satırlarıyla… eee, satırlarıyla…

ki ben resulullah’ı unutmuştum, çok olmuştu.

yoksa sinemaya hiç bakmayıp hep şiirle mi yazışsaymış. ya da ilerde, “sinemayı biliyorum ama hiç yapamadım mı” diyesiymiş. ama şey demiş:

“zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.”

ben şiir yazmaya hevesli olsam, artık hiç yazamam (allahtan hevesli değilim). kıskanırım. siz de yazmayın.

“sen beni öpersen belki de ben fransız olurum, şehre inerim bir sinema yağmura çalar”dan sonra, şimdi de,

“ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu, derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.”

af edersin, af et…

ama şu satırları şımarık bir uyuncunun tonlamasıyla duymak isterdim:

"resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım."
oniyeoyleoldu oniyeoyleoldu
babasından azar işitirken utancından ayağıyla toprağı eşeleyen çocuk masumiyeti gördüm okurken.

"resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü;
fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?"
gogol un paltosunun altında çıkan dostoyevski gogol un paltosunun altında çıkan dostoyevski
susayım diyorum, yorum yapmayayım diyorum ama dayanamıyorum. bol tecaü-l arif ve bir miktar anne sevgisi temasıyla insanları süper duygulandırtan şiirmiş. şiir okumasam ancak şiir derim, şiir kavramından bihaber olduğum için. ha denilen, "bak kafiye var" ise evet şiir o zaman.

özellikle şu ilk dizeler:

"resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam."

bu nedir arkadaş? meraklanmayın derdim muhammed'i zikretmesiyle değil. hani şiirin ana temasından da kopuk, öylesine laf ola beri gele... şiirin özellikle sonu beni duygulandırmak bir kenara ağzımda kekremsi bir tat bırakıyor.

hadi kolaysa ben yazayım!
1 /