rina

1 /
turnthepagee turnthepagee
kızın " n'olur gitme" diye bağırmasından itibaren eridim bittim gittimi. gözyaşları falan durmadı. içimden dedim ben de böyle diyeceğim diye! replikler olağan üstü. sonu garip olmuş ama izlenmesi gerek film.
lillymarlin lillymarlin
arkadaş ne filmmiş beee! dedirtti..
sonu garip olmuş yorumuna katılıyorum, gitmek gitmemek gidememek, hayatındaki güzel bi fırsatı kaçırmak veya yakalamak baabında tam katılmıyorum ama ah o replikler!
çok iyi film!! özlü sözler kapsamında kaybedenler kulübüyle yarışır bence. neden bu kadar tanınmamış bu film, neden daha yeni duydum diye üzüldüm şu an.. (yoksa filme hüzünlendiğimden diil, valla bak)
mindtrick mindtrick
bam teline basmasa da dokunan film.

yaşadıkları adada şarap fabrikası kurma hayaliyle yaşayan ömer, ali ve umut'un hikayesini anlatır. aslında tek bir hikaye üzerine kurulmamıştır. üzerlerine basabasa durulmasa da yan karakterlerin hikayelerini de hisseder insan. adem'in kalp sancısı, perizat'la hilmi'nin hikayesi, şarabıyla evli adamın hikayesi...

"bir film izledim hayatım değişti" filmi değil ama izlendiğinde herkesin kendine yakıştıracağı bir şeylerin olduğu bir film. o ada'yı bozcaada diye farzettim ben misal. ali'yle gökçe'nin-ki gökçe'yi oynayan hanımkızımız ne tatlıdır öyle- günbatımını izledikleri yer de polente'ydi. ali gibi, sadece yaz aylarında görebildiğim ve iki yıldır aşık olmama rağmen tek kelime konuşamadığım bir kadın için bir yıl boyunca romeo ve juliet'in repliklerini ezberlemek istedim. şarabıyla mutlu olan adam gibi olmak onun gibi hayatın karmaşıklığını etkileyici cümlelerle basite indirgemek istedim.

sonu daha iyi olabilirdi belki ama filmin ötesine geçen son sahne durumu biraz toparlamış.
nicholai hel nicholai hel
konusu güzel falan filan film. ama sonu felaket hiç gerçekçi olmamasının yanında üstüne bir de salakça. çok iyi bir şey olabilirmiş aslında biraz elden geçse.

erdal tosun un sahneleri ise çok ayrı. o olmasa, o sahneler olmasa, o şiir olmasa film bitmezdi.*
hendese yapamayan mühendis hendese yapamayan mühendis
erdal tosun abimizin repliklerinin olduğu sahneleri mutlaka facebookta, sağda solda görmüşsünüzdür. ben de rastgele vidyo izlerken denk geldim bu sahnelerden birine. neymiş acaba bu film diye izledim. bu kadar geç izlememe filmi, filmden bu kadar habersiz olduğuma üzüldüm ancak benim gibi çok kişi var ki hakkında sadece 15 giri var sözlükte. gerçekçi oyunculuk, hayattan bir hikaye ve yaşanmışlıklar. hepimizin başına geldi bu olay farklı tonlarda. kimimiz kalbini dinledi, kimimiz yapması gerekeni yaptı ama hangimiz doğrusunu seçti? izleyin dostlar pişman olmassiniz..
pennywise pennywise
bana kim bilir daha kaç kere yalan dünya'yı dinlettirecek olan film.

müzikleri, oyuncuları, oyunculukları, konuşmaları pek güzeldi, güzel güzel izlettirdi kendini, güzel güzel ağlattırdı kendimi.

yalancı yarim'i taze devirmiş ve merve sevi'yi araştırmakta iken keşfettim filmi, kadroda çağlar çorumlu'yu görünce daha bir ilgimi çekti. filmdeki herkes iyi oynamış, ama bu ikisi için izlediğim için özellikle, ikisini de pek takdir ettim. filmdeki oyununu beğenmiş olsam da, paşhan yılmazel'e karşı hatırlayamadığım bi sebepten, hatırlayamadığım bi zamandan kalma bi antipatim varmış, bunu fark ettim.

filmin sonunu yazan ve çeken zatların, o feribotun oradaki iki avuç insan tarafından durdurulabilme olasılığını hesaplamış ve "saçma değil mi yahu?" diye sorulduğundan ellerinde öne sunabilecekleri sağlam kanıtları olduğunu umut ediyorum. ya da oradaki insanlar feribotu fiziksel değil prikolojik baskıyla etkilemişlerse şayet, en azından feribottan birilerinin çıkıp "yahu kardeşim napıyosunuz, dağ başı mı burası, kafayı mı yediniz, bırakın halatı, dağılın huleyn" diye çemkirmesini beklerdim.

kızım diye bağrıma bastığım muhabbet kuşumu kaybettiğim şu günde yapabileceğim son yorum da şudur ki, erdal abi, iyi diyosun, güzel diyosun ,pek yakışıyo sana bu mizaç, ama ne yazık ki benim mizacım böyle değil, ama hüzünlüyüm be abi...
isparoz isparoz
hüzünlü değilim, mizacım böyle..

erdal tosun'un tekrarlayan bu replikleriyle damgasını vurduğu film...

gitmek mi zor, kalmak mı sorusunu öyle bilmem nerelerine koyarak değil,beyninize çakarak sorguluyor. şiirsel anlatımın bu sorgulamadaki başarısı büyük.. ayrıca paşhan yılmazel'in en eli yüzü düzgün filmi..

........spoiler......

gitmek cesaret ister ufaklık. gideceğin yer neresi olursa olsun, sevdiklerinle arana mesafe girince varış yerinin hiçbir anlamı kalmaz. vedalaşmak da zor iştir biliyor musun? oturursun geminin kıçına, bakarsın sevdiklerine. gittikçe ufalırlar, ufalırlar... kaybolurlar gözden. o zaman anlarsın işte; vedalaşmak asıl, kalana değil gidene koyar.


bak, şarabımla beraberim. çocukluğumdan beri hayaller kuruyorum, şarabımdan ayrılmadan hem de. ben şarabımdan ayrılmıyorum, o da bana bunca gidene rağmen hala hayal kurdurtmaya devam ediyor.

veeeeeee

n'olmuş yani büyük adam olamadıksa; hayallerimizi satmadık ya!

........spoiler bitti...........
1 /