rise of empires ottoman

yahudicowboy yahudicowboy
tarihi gerçekliği tartişilan ancak işin kalitesi bakimindan tam not almiş bir yapim... acaba seslendirmeler bir yerden sonra baymiyor mu, sorusunu da sordurmuştur. ama özellikle roma imparatorunun duru oyunculuğuna bittim. gerçekten güzel performans (bkz: tommaso basili)
delikadirulen delikadirulen
istanbul'un fethini iki taraflı gösteriyor olması nedeniyle önemli bir belgesel dizidir. gel gör ki anlatım itibariyle bizans'ın direnişi bir tık daha öne çıkarılmış gibi bence. yani belgeselin sonunda bu bir şehrin düşüşü değil fethidir dese de belgeselin dili şehrin düşüşüne daha yakın. yine de bizim kahramanlık pompalayan fetih filmlerine göre çok daha iyidir.
azwepsa azwepsa
spoiler alert:
sultan mehmet, istanbul'u alıyor.

belgesel niyetine izleyenler için uyarayım bir çok hatalı ve eksik bilgi var.

mesela gelen 4 takviye gemi marmara'dan değil karadeniz'den geldi. lukas notoras kaypak bir karakter değil gayet taşaklı bir adam. sultan mehmet'in istanbul'a yönetici yapmak istediği kişi. haliyle onu öldürten de sultan mehmet değil. çandarlı tarafından oğluyla öldürtülünce aralarındaki mesele üzerindeki kuşkular da bir kanıya bağlanıyor ve çandarlı'nın sonu geliyor.

osmanlı ordusunun ilk saflarında yeniçeriler olmuyor. en önde hep düzensiz unsurları sürüyorlar. yeniçeriler sultanın muhafız birliği. bunu son bölümde hatırladılar.

macar elçisinin ordugahı ziyareti, havan topu, haliç surlarına hücum, yüzer köprüler, modüler kuşatma kuleleri, surların sürekli tamiri gibi detaylar olsa yapım belki daha da lezzetli ve belki bir tık daha uzun olabilirmiş. akşemseddin karakterinin eksikliği hissediliyordu. bu çocuk kıçına sopa yedi diye fatih olmadı.

fetih hazırlıkları çok üstün körü geçse de türk tarafının lojistiği çok muazzam bir çalışma. ben buna değinildiğini görmek isterdim. en basitinden günde 120 ton kaya gülleler ateşleniyor. nerden geliyor? yemekleri nerede pişiyor? gülmeyin ama nereye sıçıyor bu adamlar? türk tarafı kuşatma sırasında salgın hastalıkla boğuşmadı. bunu sağlayacak hijyen ortamı savaş meydanında nasıl sağlandı? tamam kılıç savuran zırhlı abiler de şık ama asıl başarı, zafer buralarda gizli.

öte yandan jan jüstinyani'ye, konstantin paleologos'a ve galata'nın rollerinin vurgulanması iyi olmuş. karşı tarafta da yiğitler ve kaltabanlar vardı. bunu göstermeleri iyi oldu.

sonuç olarak güzel, sürükleyici, başarılı bir yapım. eksik ve hatalarının yanında da pek çok ince detaya da değinmişler.
5
benim kalbim temiz benim kalbim temiz
güzel dizi.

oyunculuklar iyi, diziden daha çok belgesel türünde bence. tarih konusundan bilirkişiler ile olayı anlatması objektifliğini artıyor ve daha iyi oluyor.

mehmet'in gerçekten ne kadar büyük bir lider olduğunu görüyoruz. onca insanı savaş psikolojisinde etki altında tutabilmek gerçekten müthiş bir şey.

anlatıcılar mehmet'e gerçekten hayran.

biz 1453 diye film yaptık, bizans imparatorunu ibne gösterecektik az daha. objektiflik bundan dolayı çok önemli. hele ki tarihi film ve dizilerde izleyiciyi en fazla etkileyen şeylerden birisi.

cennetin krallığı en sevdiğim filmlerdendir. filmde öyle bir selahattin eyyübi karakteri yaratmıştılar ki hayran kalmıştım. filmi sevmemin sebeplerinden biriydi. burada da mehmet'i gerçekten olduğu gibi karakterize etmişler ve izleyici hayran kalıyor gerçekten.

puanım 7,5/10
sychtianarch sychtianarch
osmanlı zart zurt muhabbeti artık gerici fetişi haline geldiği için bende allerji etkisi yaptığı için önyargı ile başladım. daha ilk 10 dakikada önyargılarım kırıldı.

yorumcular arasında celal şengör de var ve ii. mehmet şengör'ün yorumuna yakın şekilde resmedilmiş. ne dinci pezevenklerin histeri ve aşağılık duygusu ile karışık ilahlaştırma ne de batılı oryantalist aşağılama var.

tophane'den gemilerin (dönemin savaş gemikerine göre nerefeyse kayık sayılır) indirilmesi mevzusunda hep genova faktörü es geçilir, burada salt kahramanlık kadar, çıkar çatışmalarını yönetmek ve ince diplomasi sözkonusu. o kadar tekneyi genovalıların haberi olmadan, ormanda yol açarak denize indiremezsin.

osmanlı, islami yönü ağır bassa da roma'nın mirasçısı bir devlet olarak görülebilir. bizim milliyetçi musakkacı tipler ne kadar görmezden gelseler de bu böyledir. fatih'in sikkelerine bakın. ha bir de bugün adımbaşı arapça konuşulan beyoğlu'nun adı neden beyoğlu, onu da araştırıverin. öyle ezbere işkembeden tarih konuşmakla olmuyor. türkiye"de levanten iitalyan çok eski aileler var. belki bir kısmı zamanla islamiyeti seçerek türkleşmiş olabilir.

italya, birliğini kırım savaşı'na kadar oluşturamamış ve hala ulus kavramını oturtamamış bir ülke. kuzey güney ayrılığı hala ciddi gündem meselelerinden biri. venedik, bizans ve devamı osmanlı'nın azılı hasmı iken genova, ticaret ayrıcalıkları sürfürülebilir oldukça, yakın müttefiki idi.

diğer husus da ortodoks katolik çatışması; bu da konstantin içinde süren habis tümör gibi bir şey. roma, venedik (hala roma' dan ayrı kilisesi var), konstantin üçgeninde yüzyıllar süren gerilim biz türklerin işine öyle yarıyor ki, kuşatmaya karşı oluşturukan hristiyan ittifakı isteksiz ve göstermelik kalıyor. zaten boğazına kadar pisliğe batmış bizans gün sayıyor olmalı. elbette fethi yine de küçümsememek gerekir. urban'ın toplarını da sahiplwnmek yerine vizyonerlik olarak yorumlayabiliriz. fetih, ortaçağ'ı bitiren, rönrsans'ı başlatan bir gelişmedir nihayetinde.


netflix güzel iş çıkarmış. beşinci bölümü bitirdim, daha eyüp sultan'ın mezarı tiyatrosuna değinilmedi. belki saçmalık diyedir. ne var ki moralden düşen asker için iyi bir motivasyon olmuş. burada inanç ve hurafelerin yöneten ve yönetilen ilişkilerindeki önemi unutulmamalı zira, dizide bil bol kehanetlere yer verilmiş.

efendim başka ne incileyebilirim, hah; lgbt olayı elbette akepe'nin netflix'i kapatma sürecini tetiklerdi. buna değinilmemiş olması ve olması gerektiği kadar tarafsız olması laik ve anti laikler açısından önyargılara hitab etmiyor. tariih, özünde game of thrones'dan ibaret. yazan yapana sadık olduğu müddetçe iyi yorumlanırsa huzuru bulabiliriz. şiddet seviyesinin vevkıtlığın en az görülen döneminde yaşıyoruz. umuyorum bağzı katliamlardan övgü çıkaracak kadar kendimizi kaybetmeyiz. insan insanın kurdudur.

son olarak istabul iyi ki alınmış. çomarlar ırzına geçiyor olsa da hala avrupai, hala iklimi ılıman, hala güzel bir şehir. kıymetini geç olmadan anlamak dileği ile...

istabul arkeoliji müzeleri
bizans
4 haçlı seferi
venedik

şimdi musakkacı milliyetçi tipler için dipnot düşüyorum, istanbul ismi cumhuriyet'ten sonra yaygınlaşıyor, zaten rumca kökenli konstantiniye yerine yine rumca kökenli istanbul ismini kullanmakla batı taklitçisi falan olmuyoruz. osmanlı'nın diğer adı devlet i aliyye konstantiniye.

yerli ve milli bunağımız vakti ile bir panoda konstantin ibaresi geçince atarlanmıştı. o dönem akepe, yetmez ama evetçiker fetöcüler beraber yürüyorlardı. neyse, bu tür hassasiyeyleri olanlar için malazgirt'in de ermenice olduğunu hatırlatayım istedim. türkiye'nin bir çok şehri ve ilçesi için etimolojik kökeni uyduruk hikayelere dayanmıyor. hiç orta asya'da sivas, erzurum, trabzon, yozgat, antalya gibi belde ismi duydunuz mu?

tarafsızlık, akillik sözkonusu olduğunda kimse mangalda kül bırakmıyor da.

bir de cengiz çandar'ın büyük büyük dedesi var, bozgunculuk aileden galiyor sanırım.
howard campbell jr howard campbell jr
başıma bir şey gelmeyecekse olmuş sanki dediğim dizidir. sanki diyorum çünkü mükemmel değil fakat emsallerinin de ötesinde yine de. belgesel, kurgu harmanı iyi dengelenmiş bence. özellikle uzmanların anlatımları sırasında farklı planlar kullanılması çok hoş bir detay olmuş. yine uzmanların aktarımları gayet yerinde ve hiç sıkmıyor. özellikle celal hocanın verdiği bilgileri sanki olayların içindeymişçesine yaşaması müthişti. kurgu ayağına geldiğimiz zaman ise dizinin iki boyutlu bakabilmesini takdir ettim. bir tarihi olay açıklanırken en az olayın tarafları kadar bakış açısı üretilebilir. bu yapım da olaya hem bizans hem de osmanlı cephesinden bakarak gereksiz milliyetçi mastürbasyon yapmaktan uzak durmuş. aynı zamanda tarihe mal olmuş kişiler sinirleri aldırılmış, asla başarısızlık ya da korku nedir bilmeyen süper kahramanlar değiller. pers istilası karşısında yunanlılar, mısır'da sonumu bekleyen markus antonyus, alparslan ve romen diyojen, nihayetinde fatih ve konstantin birbirleri ile mücadelelerinde korku ve paniği hissetmişlerdir. bu örneklere kolomb'u, napolyon'u, atatürk'ü bile ekleyebiliriz. işte rises of empire her iki tarafın da muzaffer olmak için yanıp tutuşurken bir yandan da yaşadıkları buhranları gayet güzel ortaya dökmüş. dizinin bir diğer sevdiğim noktası da hiç bir lider tek başlarına değildir, kurmayları, danışmanları, muhalifleri ve hatta iş birlikçileri ve yardakçıları da onların hamlelerinin parçasıdırlar. aynı zamanda her savaşın ya da harekatın politikayla ve casuslukla örülü bir yapısı vardır. nihayetinde sokak kavgası yapmıyorsunuz bu nedenler "fatih istanbul'u aldı" cümlesi ile yıllardır ders kitaplarında yer alan fetihin tarihsel gerçekliği tam olarak yansıtmadığı şüphesiz. işte dizi çeşitli perspektifler ile bu noksanı kapatmaya çalışıyor. şimdi bu kadar övdükten sonra biraz da olumsuzluklardan konuşalım. madem kurgu ile bezeli bir iş hele de gerçek bir savaşı anlatan bir iş yapıyoruz o halde epik bir tarafı da kalın kalın vurgulamak lazım. savaş sahneleri bu anlamda oldukça yetersizdi. özellikle finale geldiğimizde son saldırıya çok hızlı bir geçiş yapıldı ve yavan bir fetih anlatımı oldu bence. bunun dışında oyunculuklar nasıldı? bence vasattı tek tek şu böyleydi, bu şöyleydi demeyeceğim benim favorim osman sonant oldu. fatihimiz cem yiğit üzümoğlu ise epik bir fatih görmek isteyenleri tatmin etmez ancak çok daha iyi olabileceğini düşünsem de insan bir fatih görmek isteyenler için tatmin edici idi. velhasıl izlediğim en müthiş dizi olmaktan fersah fersah uzak, osmanlıya dair en iyi yapımlar arasında oldukça öne çıkan başarılı bir iş olmuş.
rose whisper rose whisper
repliklere 2 kat daha fazla çalışıp aksan öğrenmek çok zor değil bence. herhangi bir videodaki aksanı bile iki üç kere taklit edince ağzınızdan doğru çıkmaya başlıyor. bu kadar basitken böyle bi yapımda bu derece kötü ingilizce aksanı çok sırıtıyor.

insanlar genelde bunu eleştirmemiş belki de milliyetçi damarları tuttuğundan ama ben hiç sevmedim türk aksanıyla ingilizce konuşmalarını. ciddiyeti bozuyor. sokakta olsalar önemli değil ama uluslararası bi platform.