rüzgar erkoçlar

1 /
sokak kültürü sokak kültürü
albenisi yüksek, olması gereken erkek. bu arada eğer herhangi bir yöneticinin cinsiyet kimlikleriyle sorunu yoksa sözlüğün derhal nil erkoçlar başlığını rüzgar erkoçlar olarak değiştirmesi lazım. öbür türlü bu oyuncuya yapılmış bir saygısızlık olur.
ariel ariel
ayşe arman 'la yaptığı söyleşide kadınlardan hoşlanmasına rağmen lezbiyen olmadığını bildiği için cinsiyet değiştirdiğini söylemiş. kendi bedeninden penis yapmışlar, göğüslerini aldırmış vs. psikolojik olarak zor zamanlar geçirdiği belli ama bana sorarsanız uzun vadede spot ışıklarının altında kalmaya yönelebilir.
mürekkepbalığı mürekkepbalığı
erol köse'nin twitter'da dedikodu yaparak zorla gündeme düşürdüğü cinsiyet değiştirmiş oyuncu. ama hem akıllı hem de cesur bir hareketle anında ayşe arman kişisine ropörtaj vererek durumu lehine çevirmiş bence. iyi etmiş, başarılı bir halkla ilişkiler hareketi.

ayrıca gerçekten de çok yakışıklı bir erkek olmuş. elalem ne der düşüncesini kafasından silip atmış, onca acıyı göze alıp katlanmış, ameliyatını olmuş. çok para kazandığı kariyerini bile gözden çıkarabilmiş. bundan sonra mutlu olmaması için geriye bir sebep kalmamış, kim tutar onu. umarım mutlu olur.
hypnotica hypnotica
erol köse'nin paylaştığı fotoğraftan "çok kötü" olarak yorumlamıştım.(cinsiyet değiştirmesini değil, görüntüsünü) hatta kendisini katherine moennig'in türkiye şubesi ilan etmiştim. fakat...

bugün fotoğrafları görünce ağzım resmen açık kaldı. bildiğin yakışıklı olmuş. yakışıklılığı da geçtim. bir ışıltı gelmiş, herhalde özüne dönmenin verdiği rahatlamayla olmuş bu. kadınlıktan erkekliğe geçmek, erkeklikten kadınlığa geçmekten daha zor bir süreç. homofobik bir ülkede yaşıyoruz evet ama ataerkil bir toplum olduğumuz için erkek olmasının o kadar da yadırganacağını düşünmüyorum. kendi yolunu seçmiş, bundan mutlu olduğu da her halinden belli oluyor. ve evet çoğu erkekten daha yakışıklı ve tatlı olmuş.

buradan kendisine "sinemaya gidebilir miyiz" demek istiyorum. açık açık çıkma teklif ediyorum evet.*
empress ki empress ki
helal olsun dediğim insandır. o ne cesaret arkadaş, valla takdir etmemek elde değil. bu durumda olup da korkudan intihar eden nice insan var, bu adamın yaptığı resmen takdire şayan.

kızken pek güzeldi doğrusu ama erkek olarak da fena olmamış.
sokak kültürü sokak kültürü
olayı kesmek biçmek olarak tanımlayanların anlayamayacağı adam. ayol sene oldu 2013 halen kesip biçtiklerini, taktırdıklarını falan sanan insanlar var. he gülüm protez kol gibi taktırdı, samuray kılıcıyla da kestirdi.

çok yakışıklı bir erkek olduğu artık aşikar. ileride kas egzersizleriyle norveçli çocuklardan farkı kalmayacaktır. öylesi bir taşlıkta eminim kıskanan erkeklerin olacağı da ufukta gözükmekte.

ya neyse şakayı makayı bir kenara bırakalım da olay kısaca şu arkadaşlar:

senin cinsiyetin biyolojik cinsiyetinle yani ana rahminden çıkarkenki vücudunla uyumsuz ve sen o ruhunda yaşattığın gerçek cinsiyete geri dönüyorsun. yani biyolojik cinsiyetinle ruhunda yaşattığın cinsiyeti bir portada buluşturuyorsun, uyumu yakalıyorsun, olay bu.


yeri geldi mi spinoza'nın teorileri hakkında entel entel döktürenler maşallah konu lgbtye, insan haklarına geldi mi en diktatör kesiliyorlar. yalan değil. yenemiyorsunuz işte içinizdeki erkeği. yani "erk"i. sürekli yanıp kavruluyorsunuz her ortamda erkekliğinizi göstermek için ona laf söyletmemek için. hatta durum öyle bir noktaya geliyor ki kendi mantıksızlığınızla kimin erkek kimin kadın olduğuna dair direktif vermeye çalışıyorsunuz sözüm ona. ha demeyin şimdi şöyle olsaydı iyi olurdu yazık etmiş kendine martavallarını. sokakta görseniz acınası bir gözle bakacaksınız bu erkeğe ve bunun sonucunda psikolojik baskı altına alacaksınız bu insanı. şimdiye kadar gördüğümüz örnekler bu. gerçeğe gerçek.
jouissance jouissance
kadın olarak ölüm ve erkek olarak yeniden doğum ile dile gelen inkarı,
"benim bedenim, benim cisnelliğim, benim kararım" ile kendini gösteren narsisistik gerilemeyi, toplumsal olandan kaçışı, psikotik kapanışı,
yalnızca nil ve rüzgar isimlerine bakarak bile anlaşılabilecek birbirinin yerini alma süreçlerini,
kadın olarak cinsellikten nefretle, erkek rolleriyle özdeşleşmenin nasıl da diyalektik bir ilişkide olduklarını ve bu diyalektiğin son noktada nasıl da bir eyleme geçişle sona erdirildiğini,
...
tüm bunları göz önüne almadan budalaca alkış tutanları ya da aptalca eleştirenleri gördükçe cinsel olanın nasıl da hafife alındığını ve bu hafifseyişin bedellerinin nasıl da ağır yıkımlarla son bulduğunu anlamak zor olmasa gerek.

cinsellik yalnızca penis ve vajinanın fizyolojisiyle ilgili olsaydı eğer, budalaca alkışlayabilirdik bu "cesur kararı". lakin öyle değil; kadınlığının inkarı üzerine monte edilen bir erkek kimliğinden, hezeyanın sonucu olandan, halüsinatif bir yeni dünya kuruluşundan bahsetmeliyiz. rüzgar erkoçlar'ın penisiyle onun erkek oluşu arasındaki bağlantının nasıl dda hayali olduğunu ve bu hayali bağlantıda sabitlenmeye nelerin yol açtığından bahsetmeliyiz. ayrıca sonuçlardan da: fallusa sahip olduğunu hissettiren penisin boşalma sonrasında küçüldüğünü biliyorsak eğer, bu tip bir küçülmenin böylesi bir öznede her seferinde nasıl yıkıcı düşüncelere yol açabileceğini, inkar edilen, dışlanan kadınlığın her küçülmede nasıl geri geleceğini bilmeliyiz. vajinayla yaşanamayan cinselliğin, penis ile de yaşanamayacağını ve bu yaşantısızlığın (zevksizliğin) sonuçlarının transeksüeller için sonuçlarını öngörebilmeliyiz.
...
eğer ki rüzgar erkoçlar üzerine birşeyler söyleyeceksek. ve geride yatan güçlü intihar eğiliminden hiç bahsetmedim bile. her şeyin güllük gülistanlık olabileceğine inanan biri varsa ya hiç transeksüel görmemiştir ya da -dediğim gibi- insan cinselliği üzerine hiç birşey bilmiyordur. üstelik bunu özgürleşme olarak görüyorsanız, insan yaşamını bilimkurgu gibi falan değerlendiriyorsunuz sanırım. üç doz hormon, iki ameliyat ve al sana özgürlük. işlerin böyle yürümediğini görmek için izlemeye devam edin rüzgar erkoçlar'ın yaşamındaki sonraki hikayeleri.
1 /