sage francis

diagonaleklem diagonaleklem
neden rap dinlediğiniz hakkındaki soruların yegane cevabını slug'la birlikte oluşturan abstract hip hop insanı. hala bahsinin geçmemiş olmasına şaşırdığım bir sea lion parçası vardır ki, insanın içine işler, nakarata bağıra bağıra eşlik ettirir. kendisi ayrıca indie plak şirketi strange famous records'un sahibidir.
bomlet bomlet
manyak bir adam bu. deli gibi kelime haznesi falan var, komplike sözleri beatlerde akıyor, çılgın atıyor. ayrıca duygularını şarkılara müthiş katıyor ki bu rap türünde sık görülen bir durum değildir, ne demek istediğimi anlamak için crack pipes dinlenebilir. slug ve eyedea ile embarrased adlı bir parçası var ki 20 kere üst üste dinlense baymıyor, slug'ın geçişler falan dehşetengiz, on numero.
trip track trip track
makeshift patriot şarkısını yapabilecek kadar politik, super mario theme'i üzerine freestyle kayıt yapabilecek kadar rahat biridir. underground rap'in en kral adamlarındandır.

asi, anarşist, politik, romantik, karamsar, iyimser; kısacası her türden bir insandır kendisi. şiddetle tavsiye etmeye gerek yoktur. dinlemeyeni döveceğiz yakında çünkü.
gardimsi gardimsi
xaul zan lakaplı, a healthy distrust isimli albümüyle ilahlaşmış spoken word ustası.

yolda yürürken kulaklığınızda healthy distrust albümünden "slow down gandhi" şarkısı çalmaya başladığında hayatı hızlı ileri sarma tuşuna basılı halde yaşıyormuş hissi verebilir.

bu albümü dışında iki özel albümü daha vardır ki; bir tanesi bu yıl piyasaya sürülmüş olan.

the human death dance ve li(f)e.

human death dance albümünden underground for dummies adlı parçada xaul, nas'tan girip dmx'ten geçip jay z'den çıkıyor. ben brook-nam'da parasını ödeyemediğim arabamda sert yerlerde yatarken bunlar gününü gün ediyordu diyor. alayına isyan hesabı pek şeker bi' şarkıdır.

bunun yanı sıra aynı albümden civil obedience, keep movin' ve got up this morning parçaları dikkat kesilmeye değer.

2010 çıkışlı li(f)e albümüne ilk ve son şarkılarını dinlemek suretiyle başlarsanız "bu rap değil, başka bir şey.. ne olduğunu bilmiyorum ama rap değil." türü tepkiler verebilirsiniz.

albümün tamamının altyapılarında canlı enstrümanlar kullanılmasının yanında pek ünlü rock müzik gitaristleri ve yine dünyaca ünlü klasik müzik sanatçısı yann tiersen'in imzaları var.

little houdini, polterzeitgeist, slow man, london bridge ve best of times parçaları da bu albümde dinlenmesi gerekenler...

velhasıl kelam, sage francis 2010 yılında piyasa müziğine direnerek söylemek istediklerini söyleyebilen, sesini insanlara duyurabilecek güce sahip pek az adamdan biridir.

gelen onca teklifi elinin tersiyle itip "strange famous records" ismiyle kendi müzik şirketini kurup tarzına müziğine halel getirtmemiştir. şarkılarını az buçuk dinleyenlerin de bildiği gibi sage francis iflah olmaz bir aktivisttir.
mucan mucan
abstract ,experimental hiphop ,spoken word gibi rap -hiphop tarzlarının ilahı.sea lion şarkısı hayatımda dinlemekten sıkılmadığım şarkılarından biridir sage'in. freestyle'ları da izlemeye ve dinlemeye değerdir gerçekten ki kendisi de çok değerli bir arkadaştır bence. saul williams,sole , why gibi arkadaşları da dinleyebilir sage'i sevenler.
chiroptera chiroptera
tartışmasız dünyanın en iyi rap sanatçısı. sanatçı dedim bak. rap müzik değil diyenlere itinayla yaptığım kapakta bana yardımcı olan kişidir.

spoken word konusunda insan olmadığını biliyoruz zaten. tek derdi müzik. piyasaymış,paraymış adamın sikinde değil. yann tiersennin piano ritimlerinin üstüne rap söyleyen bir adam ki ilk 2-3 dakika nerdeyse kick,snare falan hiçbir şey yok sadece piano.

underground'ın da babasıdır, hatta allah'ıdır.

kel kafasıyla , hacı sakalıyla ayakkabısız çıktığı sahnede çılgın atar.


sevkethamditan sevkethamditan
geç keşfettiğim harika adam. şu şarkısı üzerine pek lafım kalmadı, bu kadar içten sözleri hiç görmemiştim.


herkesin hikayesi.
"when everything collapses,trust me kid,
it's not the end of the times"