sanat

18 /
marimar marimar
tdk'ya göre sanat:"bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık". o kadar sınırsız ve göreceli bir anlamı var ki, neredeyse soyut diyeceğiz.
şahsen sanatla ilgim sanat olarak gördüğümüz ya da sandığımız eserleri mümkün olduğunca takip etmek ve kendimce yorumlamak.sanat ile ilgimi aklımı kurcalayan soru ise neye sanat diyeceğiz neye demeyeceğiz.bu görecelidir ise cevabımı aldım.yok buna birileri karar veriyor ise kim ve nasıl?yani benim sanat eseri olarak gördüğüm pekala bir başkası ya da sanat merciileri için olmayabilir değil mi?ya da tam tersi.klişe bir örnek olacak belki ama duchamp'ın fountain adlı eseri, ki kendisi bir lazımlık olup en ünlü eseridir, sanat eseri midir. öyle kabul edilmiş evet ama nasıl ve kim tarafından.bana göre değil.salt lazımlık olduğu için değil bende herhangi bir duygu veya anlam arama uyandırmadığı için.pek tabi bir başkasına güzel gelebilir de konu o değil.ticari kaygı işin başka bir boyutu.sonuçta büyük ressamların da birçoğu para için saray ressamlığı ya da bir aristokratın ressamlığını yaparak başlamış işe.peki o zaman canımın istediği şeye sanat diyebilir miyim yani.
1
kanaat onderi kanaat onderi
varlığı muğlaktır ve tartışma konusudur. sanatla zanaat arasındaki ayrımın sebebi sanat lobilerinin onayıdır. sanat kavramına hükmedenler bir esere sanat etiketini yapıştırmadığı müddetçe o eser literatürde sanat kabul edilmez.
halk ise her beğendiğine, ince işçiliğe, kulağına hoş gelen sese sanat diyerek kavramı soysuzlaştırır. bu sebeple sanat lobisinin varlığı da hem bir zorunluluk hem de tartışma kaynağıdır.
tezekcan1 tezekcan1
sanat, en kaba anlamıyla, yaratıcılığın ve/veya hayalgücünün ifadesi olarak anlaşılır.ancak içinde estetik değerler barındırmayan ürünlerin sanat olarak değerlendirimesi yanlış olur.

tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş, bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği, hatta tanımlanabilir olup olmadığı bile hararetli bir tartışma konusudur. açık olan nokta ise sanatın insanlığın evrensel bir değeri olduğu, kısıtlı veya değişik şekillerde bile olsa her kültürde görüldüğüdür.

sanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. sözcüğün bugünkü kullanımı, batı kültürünün etkisiyle, ingilizcedeki 'art' sözcüğüne yakın olsa da halk arasında biraz daha geniş anlamda kullanılır. gerek ingilizce'deki 'art' ('artificial' = yapay), gerek almanca'daki 'kunst' ('künstlich' = yapay) gerekse türkçe'deki arapça kökenli 'sanat' ('suni' = yapay) sözcükleri içlerinde yapaylığa dair bir anlam barındırır. sanat, bu geniş anlamından rönesans zamanında sıyrılmaya başlamış, ancak yakın zamana kadar zanaat ve sanat sözcükleri dönüşümlü olarak kullanılmaya devam etmiştir. buna ek olarak sanayi devrimi sonrasında tasarım ve sanat arasında da bir ayrım doğmuş, 1950 ve 60'larda popüler kültür ve sanat arasında tartışma kaldıran bir üçüncü çizgi çekilmiştir.
lorquet lorquet
metnin tam hali olmasa da şöyle popüler bir söz de var,
ars longa, vita brevis.
sanat uzun hayat kısa.
dar kapsamda bakacak olursan dahi sembollerle yüklü bir sanat eseri insanın nefes aldığı tek bir anı anlatsa da, sanatçı bunun için tüm yaşamını tarar. bir de evet, şu kısa dediğimiz bir ömür elimizdeki tek zaman aralığıdır.
fark ettim fark ettim
üç başlı felsefe-sanat-bilim insan canavarının en eski ve en yaşlı olanıdır.

sanat yatay bir doğrultuda ilerler. atılan bir kurşun gibidir ve geri döndürülemez. duygularda yaşamaktadır. duyguları manipüle etme imkanı sunduğu için din iktidarları, monarşiler, oligarşiler ve hatta işçi iktidarları sanatı elinin altında bir silah olarak kullanmak istemiştir. çok güzel ve ölümsüz eserler çıkmasına rağmen aykırı bir sanat (ister edebiyat ister resim ister heykel ister tiyatro olsun) bu iktidarların çöküşünü hazırlamıştır.

sanatla düşünülmez. sanatla düşünen toplumlar manipüle edilmeye ve bizim gibi arabesk sosuna bulanmış acıyla güdülenmeye mahkum olur.

sanat duygularını besler, duygularını yorar, duygularınızı güçlendirir, duygularını yıpratır. onlarca saat bir işte çalışırken bir anda duyduğunuz şarkı veya bir şiir dizesi sizin bütün ruh halinizi değiştirerek fantezi dünyasına sürüklemeye yetecektir. bu yüzden insanı kullananlar sanata yer ve zaman ayırmak için çabalama derdindedir.

sanat insanla geliştiği için hangi ortamda hangi tesiri göstereceği çağa ve koşullara göre değişmektedir. eskiden sizi bir savaş meydanında harekete geçiren şiir 21. yy'da aynı tesiri göstermez.
calmty calmty
moda ve magazin camiasına dair merak ettikleriniz, en son kültür & sanat haberleri, tiyatro ve konserler ile ilgili duyurular çok daha fazlası ve tüm detayları ile birlikte titiz ve özverili yayıncılık anlayışı ile ön plana çıkan haber365'te yer alıyor. www.haber365.com.tr
geçmiş zaman yolcusu geçmiş zaman yolcusu
iki ayağı var sanatın: yaratıcılık ve çalışma. yaratıcılık, sanatın teorik kısmı olarak görülebilir. ikincisi ise işin zanaat kısmıdır. müzikal bir eseri kağıt üzerinde yaratmak ile onu icra etmek farklı şeylerdir. bunlar bir dönem o kadar farklı görülmüştür ki sanatın zanaat kısmı olan icra küçümsenmiştir - en azından avrupa'da böyleydi.

gerçekten de bir enstrümanın icra edilmesi, bir resmin çizilmesi, bir heykelin şekillendirilmesi, tıpkı tezgah başında halı dokuyan veya bakıra şekil veren ustanın, bir zanaat ustasının çalışmasını andırır.

oysa yaratıcılık, zanaatta olmayan bir olgudur: zanaat, bütünüyle el alışkanlığına dayalıdır. sanatta aslolan özgünlüktür. oysa zanaat bir tektipleştirme ve bunun kültürel olarak aktarımıdır.

fakat sanat ne yaratıcılığa ne de zanaata indirgenebilir. sanat bu ikisinin toplamıdır. çünkü icra süreci ne kadar küçümsense de, yalnız zihinde kalmış bir resim, resim değildir. buna kimisi fikrin cisimleşmesi, kimisi figüratif yapının somutlaşması, kimisi de objektivasyon diyor. bu kavram, sanatsal fikrin birtakım tekniklerle somutlaşması anlamına geliyor ki bu da işin zanaat kısmıdır. sanatın bir ucu fikirde ise diğer ucu da el işçiliğinde... bu ikisi bir araya gelmeden sanatsal yaratım süreci mümkün olamaz.
darth minor darth minor
sanat kavramını, estetik ile bütünleştirdiğimiz zaman ortaya çıkan doğru sanat, kendisiyle toplum arasında uygunluk bulunan, dolayısıyla toplumu en iyi yansıtan sanattır. diyebiliriz.
darth minor darth minor
sanatsız bir toplumu hayal etmek, yozlaşmış bir halde görmek demek. oysa sanata dair hiç bir şey susmamalı. üretim, tüm bu tüketilen zamana karşın-devam ettirilmeli. insan hayat damarını kesebilir mi? işte sanat bunun için var. bize hayatımızı anlatmak, anlamak için var.
18 /