sanat için sanat

phlerghetron phlerghetron
aklıma servet-i fünun'u,tanzimat edebiyatı 2. dönemini ve fecri ati'yi getiren cümle.lise hayatımızda en az 500 defa karşılaşırız "sanat için sanat" cümlesiyle.
novarese novarese
toplumdan kopuk hafif kırık sanatçıların, trafik kazasını andıran yapıtlarını meşrulaştırmak için arkasına sığındığı ifadedir.
sleepyhead sleepyhead
bence sanat toplum için olmamalıdır zira sanat sanat için olmalı ki sanat daha anlamlı ve daha güzel olsundur. sanatı insan için yaparsan sanat olmaktan çıkar ve o bir görev haline gelir, insan istekleri doğrultusunda üretilir ve sanat olmaktan çıkar çünkü sanat dediğin şey sanatçının yaptığı sanatı hiçbirşeye bağlı olmaksızın tamamiyle özgür yapmasıyla olur. bu da sanatı sanat için, sanat yapmak için yapmaktır. toplum için sanat ticarettir, iştir..
felix ziem felix ziem
sanatın kim için yapılacağına dair çok eski bir tartışmanın hüküm bildiren cümlesidir. ve evet doğrudur: sanat, sanat için yapılır. bu cümlenin açık anlamı; sanatın, sanatçılar tarafından değerlendirilebilir olması gerçekliğinde taban bulur. sanatçı olmayanlar için bir sanat eseri, çoğu defa görsel/maddesel özellikleri ile izlenir ve değerlendirilir. yaratım süreci bu izlemede pek dikkate alınmaz. bu nedenle sıradan izleyici kendi subjektif yargılarının esiri olarak, eserin ancak yüzeyini görebilir/okuyabilir, derinine bakamaz. öte yandan ülkemizde ki sanat izleyicisi/halk bariz bir şekilde eğitimsizdir. tabi burda eğitimsiz derken sanat eğitiminden söz etmiyorum. sanat eserine bakabilme kabiliyetinden söz ediyorum. bir sanat eserinden zevk alabilmek, yılların birikimi ile oluşan kişisel bir gelişimin varlığına bağlıdır. yani ne kadar çok sanat eseri görülür, izlenirse; o zevkde, o ölçüde gelişir, alınan haz katlanarak artar.

işte bu noktada sanatın ne için, kimin için olduğu soru ve sorunu tartışılır. bir tarafta sanattan anlamayan, çeşitli toplumsal, sosyal kliklerden dolayı sanattan ve sanatçıdan ısrarla uzak duran, bir tablo karşısında en basitinden ben bilmem diyen, hatta çoğu zaman anlamadığı, anlamak istemediği için küçümsemeye kalkışan, bu da ne ki bunu bende/dedemde yapar diyen cahil cesaretine sahip kocaman bir zümre; diğer tarafta ise bohem bir hayatı süren, tüm vaktini yaratıma adamış, her biri ayrı bir değer olan sanatçılar vardır. bu sanatçıların büyük çoğunluğu halk için değil, bunu anlayabilen diğer sanatçılar ve sanat için üretim yapar, bir nevi zamanlarının ötesinde, avangart olurlar/yaşarlar. kimisinin maddi koşulları iyileşir, kimisinin hiç iyileşmez. bu da bu girinin sınırlarını aşan apayrı bir olgu/sorundur.
sokrates ile başlayan aklın hurafeye açtığı savaş sokrates ile başlayan aklın hurafeye açtığı savaş
ya ben şimdi bunu yapıyorum ama halk beni anlamaz. halk anlasın diye yapmıyorum ki. halkın sanatı algılayabilmesi için önce toplumsal olarak belli bi refah düzeyine erişmesi lazım. aç bi insan sanat düşünebilir mi? temel ihtiyaçların ucu ucuna karşılandığı bi toplumda sanatın gelişmesi ve maddi çıkar elde etmenin ötesine geçmesi mümkünmüdür?