sanat toplum içindir

1 /
hell guardian hell guardian
meydana getirilen sanatı, o sanatçının yaşadığı toplum için oluşturduğunu özetleyen ve bunun böyle yapılması gerektiğini vurgulayan kısa bir cümledir.

aynı zamanda benim de benimsediğim düşüncedir.

adam boş tabloya üç beş çizik atar, sonra birileri de geçer karşısına o üç beş çiziğin arkasında fırtınalı, lirik düşünceler çağlayanları arar durur.

sadece sanat için sanatçı zannedilen picasso'nun yaptığı kübizm türü altındaki resimler bile bir yerde topluma ayar vermektedirler.

zaten kendilerine aydın, gelişmiş sıfatını layık gören, toplasan yüz kişiyi geçmeyecek sığır sürüsü "sanat için sanat" diye bağırsa ne olur. aralarında büyük paralarla değiş tokuş yapıp gösteri yaparlar, salak bir görüntüden anlamsız şeyler çıkarıp kendilerini "ulan ne kadar da derin düşüncenin insanıyız ya, biz aydınız" diye geçinirler.

halbuki üretilen sanatı, o sanatçının yaşadığı toplum beğenmezse, onlarla iç içe olmazsa havada kalır. işte güzel bir görüntü olur. ha tamam, gerçekten güzel bir görüntü olur belki, ya da cidden kulağa güzel geliyordur ama yine de havada kalır. arada bir evde dinlenmek için kullanırlar o müziği. belki yollarda sıkılmamak için ritim tutmaya yarar o kadar. bir kez bakılıp beğenilir.

sanat toplum içindir bence. içinde ya duygu olacak, o toplumda olası duygulardan olacak ya da fikir barındıracak. aynı zamanda da estetik hislere sonuna kadar kaliteli bir şekilde ziyafet çekecek. sanat zor iştir. stüdyoya girip patır patır şarkı üretmekle, şak şak şak fırça darbesiyle tek gecede boyama yapmakla, masa başında kalem kağıdı eline alarak çiçek böcek kafiyeleriyle şiir yazıp sabaha matbaaya yollamakla olmaz. aynı anda her iki olayı tamamlamak zordur.

neden eski sanatçılar unutulmuyor ki sanki, işte bu yüzden.
hell guardian hell guardian
cem karaca sanatçıydı, toplum için sanatı yaptı, devletle papazdı rahmetli, aynı zamanda kırmızıgül gibi kıt biri değildi. her türlü toplum için sanat karşıtı eleştiriyi çürütür bir şahsiyettir örneğin.

ayrıca mehmet akif ersoy'un sadece adını yazmam bile yeterlidir zannımca.
hell guardian hell guardian
çoğu zaman yanlış veya eksik anlaşılan sözdür.
bu sözü duyan bir kişinin aklına; sanki bu söz, üretilen bir sanatın illa içinde toplumsal bir mesaj, eleştiri, yönlendirme vs içermesi gerektiğini savunduğunu zanneder ama eksiktir. ila öyle olması gerekmez, gerçek sanat yapıyorsa birisi, o da toplum için sanat yapmış olur. örneğin atıyorum, ezginin günlüğü toplum için sanat yapmıştır. maymun maymun şarkılar değil, insanların sanat hislerine yönelik, gerçek sanat eserleri vermişlerdir. daha taze örnek; kıraç sanat için sanat yapıyor olamaz tabii ki.

tam olarak kelimelere dökemiyorum aslında demek istediğimi. özürlüyüm sanırım.
chrystal chrystal
sanat evrensel bir şeydir. ama toplumların değer yargıları evrensel değildir. örneğin vatikan'ın müstehcen diye kapattırdığı, ya da yeniden yaptırdığı resimler, heykeller sanat değerinden bir şey kaybetmiş midir? tabi ki hayır. toplum sanatçıyı kendi değer yargıları ile değerlendirir. sanat açısından çok üstün bir eser halk tarafından hiç ilgi görmeyebilir, ve hatta rahatsız edici bulunabilir. sanat sanat için ve hatta o sanatçının kendi egosunu tatmini içindir. sanatçı kendi için en doğrusunu yapar. toplum için en doğru olanı değil. zaten kendi değer yargılarından ödün verip, illa toplumun hoşuna gidecek şeyleri yapıyorsa bu popülist ve paraya dayalı bir ilişkiden başka birşey olmaz.
eglaia eglaia
belli başlı dönemler dışında gereksiz bulduğum bir hadisedir. insan sanatı, üretimi ve dışavurumu kendi için değil, başkalarına mesaj vermek için yapıyorsa, bu o eseri sanat olmaktan çıkarır. özgünlüğünü yitirir. nasıl sırf ismayil kapmak için girilen giriler kasıntı duruyorsa, bu eserler de kanımca kasıntı olurlar.

tabii ki toplum için sanatın gerekli olduğu dönemler veya yerler vardı, vardır, olacaktır.. tarihimizde de çok güzel görünmektedir bunlar. ancak normal koşullar altında, özgünlüğü ve "sanatı" öldüren bir kavram olduğunu düşünmekteyim..
düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
sanatçı eserini salt kendisi için ortaya koymaz, sanatçı sanatı kendi doğrularını, değer yargılarını topluma aktarmak için yapar. toplumun değerlerinden uzak, sadece kendi özelinden bahseden, diğer insanları ilgilendirmeyen, sadece kafa tutmak, karşı koymak, üstünlük taslamak, "farklıyım" görüntüsü yaratmak velhasıl egoyu şişirmek için ortaya konan eser eser değildir. insanların zevklerine hitap etmeyen, onları aşağılayan, hor gören ya da onlarda tepki uyandıran eserlerin yaşaması mümkün de değildir. toplum olmadan, sırf sanatçının varlığı ve egosuyla ne sanat ne de sanatçı var olamaz. sanatçıya "üstün ruh" vasfını kazandıran da sadece kendisini düşünmesi değil, kendisinin dışındaki insanları da düşünebilmesi, ışığından bir parçayı diğer insanlarla paylaşabilmesidir. günümüzdeki, "sadece kendini düşün, günü yaşa, başkalarını düşünme, diğerlerini ez" temalı sözde sanat anlayışı da kapitalizmin dayatmasından başka birşey değildir.
poetisa poetisa
tarih boyunca, ancak gerilemekte olan toplumlarda, sanatçıların kandilerine yükledikleri misyondur. "toplum için sanat" görüşüyle yazılmış eserler; belki genelleme yapmak yanlış ama- estetik kaygısından uzaklaşmıştır. yine de yorum yapılacaksa; sanatçılar ve içinde yer aldıkları zaman-mekan da göz önünde bulundurulmalıdır.

batı etkisindeki türk edebiyatından verebileceğimiz ahmet midhat efendi örneği, bu önermeyi kanıtlar niteliktedir. yazarın, inanılmayacak kadar basit ve hatalı bir kurguya sahip romanları, okura "estetik haz" vermekten çok uzaktır. çünkü romancı belki acemilikten ama aslen toplumcu sanat görüşünden ötürü, olaylar zincirini sürekli bölmüş ve aydınlatmayı amaçladığı okuyucuya teknik bilgiler vermiştir. örneğin, adı geçen bir kıyafetin; ne zaman-hangi milletlerce ortaya çıkarıldığını, neyden yapıldığını, nasıl giyildiğini anlatmıştır.

tabiî, türk toplumunun, o zamanlardaki vaziyetine bakılınca; yapılan doğru bir iştir. o zamana kadar divan edebiyatında eserlere ağırlık verilmiş ve birkaç adı sayılır halk ozanının dışında, osmanlı topraklarında yaşayan bu insanların anlayabileceği bir dilde eserler yazılmamıştır. verdiği iki yüzden fazla eserle ahmet midhat, sanat anlayışını ortaya koymuş; edebî yönü ağır basan, yüksek zümreye yönelik bir yazından uzak durmuş ve avrupa edebiyatından bihaber olan türk halkı için, yükselişin ilk basamakları oluşturmuştur.

sonuç olarak, tanzimat dönemleri gibi zamanlardaki toplumlar için gerekli olan "sanat toplum içindir." anlayışı, belli bir olgunluğa ulaşmış zevkleri tatmin etmekte yetersiz kalmaktadır. bu anlayış, yazarı edebiyatın kendinden uzaklaştırıp, bu sanatı başka amaçlara hizmette kullanmaya yöneltmiş ve elimizde tuttuğumuz kitap, sanatın ancak bir aracı olabilmiştir. oysa ki, poe'ya kalırsa, bir roman, bir tablo ya da bir beste, bize bir fikri aktarmak, bir duyguyu hissettirmek için bir aracı değil; duygunun, hissin, fikrin özü ve bizzat kendisi olmalıdır. fecr i ati sanatkârlarının ortaya koyduğu gibi; "sanat şahsi ve muhteremdir.".
butterflyeffect butterflyeffect
"sanat sanat içindir " fikrinin zıt anlamıdır.

lakin bu cümledeki ikinci sanat kelimesi de toplum için olacağından,kendi kendilerinemi yapıyorlar mesaj vermeye çalışıyorlar illaki diyeceğimden tabiki de toplum içindir.
değişim değişim
sanat toplum için olmalıdır. halkın sorunlarını işlemelidir.halkın anlayacğı dilde yaılmalı ve onların entellektüel gelişimlerine katkıd bulkunmlıdır.

sanatın sanat için olan kısmı saçmadır, insan için olmayan sanat fayda getirmez. toplum gelişiminde fayda sağlamaz. bir kaç kendini bişey sanan dışında kimsenin dikkatini çekmez.
tello tello
sanat ne içinse onun içindir, bu neden bu kadar önemli ki tanzimat, ıslahat falan daha önemli sıkıntılar yok muydu o dönemlerde dedirten tarih kitabı açıklaması. tabi geyiği kenara bırakırsak yapılan ıslahatta toplum mu yoksa burjuvazi mi düşünülmüş, tabana ne kadar inilebilmiş gibi ayrıntılar çıkıyor ortaya ama boşverelim işte geyik iyidir.
occult occult
sanatı propaganda yöntemi olarak, sadece araç olarak görenlerin sözüdür. bu mantıkla üretilen sanat eserlerinin çoğu kalitesiz ve dönemsel olurlar, belirli bir ideolojik kesime hitap ederler, ayrıca sadece "toplum" için yapılan sanat hitap ettiği toplumun yerelliğine sıkışıp kalır.
1 /