sanatçı muhalif olur

pastafaryan ceday pastafaryan ceday
sanatçı ile zanaatçıyı birbirine karıştıranların asla anlayamayacağı gerçek. shakespeare abimiz bile ne demiş: "tiyatro hayata tutulan bir aynadır." yani, ne oluyor nasıl oluyor sanatsal bir dille insanlara anlatıyor, farklı bakış açılarıyla yaşananları görmelerini sağlıyorsunuz.
aptgetpurge aptgetpurge
basit mantıkla ve anlatımla, sanatçı beyninin işleyişininin toplum normlarından farklı olması gerektiğine inanmakla beraber, hatta ve hatta bunun da hayatın çeşitli alanlarında "muhalif" olmayı gerektirebileceğine yüzde yüz katılsam dahi, günümüz şartlarında değerlendirdiğimde "cıks" dediğim bir tezdir.

bu "günümüz şartlarında değerlendirme" kalıbı çok suistimal edildiği için ona da kılım gerçi de, konu bu değil, neyse..

"sanatçı muhalif olmalıdır" denilirken, sanatçının, yaşayış, etik, ahlak, din, töre vs. gibi olgulardaki muhalifliği kastedilmiyor. sadece politik çizgisi vurgulanıyor. akla ilk gelen bu oluyor. gına geldi artık bu şarap kokulu sakalları gebermeyesice solcuların şu baskılarından.

bulmuşlar bir de sosyal medya denen bok çukurunu. muhalif olmayan sanatçı gördüler mi, hakaretin küfrün bini bir para. ne anaları kalıyor ne avratları.

henüz, neden yaşadığını bile kavrayamamış kısa paça pantolonlu berkecan, sezen aksu'ya hakaret edebiliyor örneğin. gerçi hemen her z kuşağı üyesi gibi berkecan da beyinsiz olduğu için edeceği hakareti bile bir önceki tweet'i kopyalayarak yapıyor ama olsun. yine de hakaret ediyor. sorun hakaret etmesi de değil, ettiği hakarete bile hakim olmaması. ne dediğinin bile farkında olacak kadar düşünememesi.

bir ünlü bir banka reklamında oynamaya görsün, aynı bankanın teklif götürmediği unutulmaya yüz tutmuş aşırı politize muhalif bir sanatçımız, sitem dolu bir çıkış yapıp kısa süreli bir kahraman oluyor.

doğru olanın, "sanatçının muhalif bakış açılarına, aykırı bir dünya görüşüne sahip olma şartı" olduğu konusunda hemfikirim. yine de, özal döneminden beri, ben kendimi bildim bileli, politik görüş yüzünden yapılan bu baskılar ayyuka çıktı ve içeriği sığlaştı artık günümüzde iletişimin kolaylaşması ile. bu, aşırı rahatsız edici.

yok kavuk en muhalife verilmeliymiş, yok ajda neden iftara gitmiş...manyak ibneler ya.
"dewamke" diyen apaçi saçlı dallama, ajda'yı sildim defterden yazıyor. sen sil ulan. silmezsen hatırı kalır.
dersaadette yalınayak dersaadette yalınayak
sanatçı bir şey olmak zorunda değildir. her insan gibi muhalif de olabilir, yandaş da olabilir, solcu da olabilir, ortacı da olabilir, istediği neyse o olabilir. bizim solcular goygoya bayıldıkları için ve linç delisi oldukları için bu görüşü savunmayanı aforoz ederler. bu ikinci sınıf sanat sepet ortamında sıkıysa muhalif olma. gerçi muhalifliğini kendi içinde yaşaman seni katıksız bir orospu çocuğu yapabilir. mutlaka bağıra bağıra iktidardakilere küfretmelisin. yoksa linç edilmen, dışlanman haktır.

halbuki sanatçı dediğiniz adam tarihin başından beri himaye altındaki adamdır. tarihin belki de en büyük sanatçısı leonardo da vinci, iktidarın doğrudan kanatları altındaydı. zaten sanat dediğiniz şey himayeye ihtiyaç duyan bir şeydi, bu işin doğası bu. son birkaç yüzyılda liberal batı sayesinde sanatçının her zamankinden özel bir konumu oldu.

mesela mozart şu an yaşasa bunlar "mozart da sanatçı mı beeee..." derlerdi. çünkü ne aydınlanmayla alakası vardı ne de herhangi bir muhalifliği.