sarhoşken yapılan abukluklar

1 /
yer yer çoğu zaman yer yer çoğu zaman
sevgiliyle yeni ayrılınır. girinin devamında artık eski sevgili diye bahsedilecektir kendisinden. koca istanbul' da eğlenecek başka yer kalmamış gibi 3-5 gün sonra aynı mekanda karşılaşılır. ama bir fark vardır aramızda, ben arkadaşlarımla, o yeni sevgilisiyle eğlenmektedir. iki taraf da mekandan inadına çıkmaz, inadına eğlenir daha doğrusu eğleniyomuş gibi yapar. bol bol alkol de tüketilir tabi. mekandan önce çıkan bizim grup olur. kapının önünde tuvalete giden arkadaşın da çıkmasını beklerken, yan mekandan dışarıya taşan şarkı ile ben başlarım coşmaya;

"bak atının terkisine de atmış gözleri şaşı gelini,
mor kaftanlara sarmış haspam odun gibi belini..."

elimde mendil niyetine bi dolu anahtarın takılı olduğu anahtarlık, sallaya sallaya halay çekmeye başlarım. güya eski sevgiliyle-yeni sevgilisine ithafen söylüyorum şarkıyı. normalde beni durdurması gereken arkadaşlarım benden sarhoş oldukları için halaya katılmayı tercih ederler. 5 kişi ibrahim tatlıses tarzı hareketlerle halay çekeriz sokakta şarkı bitene kadar. tabi halay başını ben çekerim. bütün sokak, gelen geçen, herkes bizi izler bu esnada. o da ne tanıdık biri daha. kaç dakikadır oradaydı, bizi izliyordu bilmem ama eski sevgilinin de bu hali görmesi, o anda bu durumun benim umrumda olamaması. hatta ve hatta şarkının kalanını yüzüne baka baka böğürmem de cabası.
saçmasapaninsan saçmasapaninsan
bir gün ablam, ben ve bir arkadaş aileden gizli içki içiyorduk. ben biraz fazla kaçırınca olan oldu...

ben: yaa bu pervane niye dönüyor?
kızlar: kızım saçma sapan konuşma..

bu konuşmanın ardından pervaneye doğru dönünce ağzımdan çıkan kelimeler : dönmesene lan, dönme diyorum sana

(bkz: rezillik)
kırmızı ışıkta duran adam kırmızı ışıkta duran adam
arkadaşımız yurtdışından getirdiği içkiyle diğer arkadaşlarıyla eğlenmektedir. (içkinin absent olduğunu söyledi kendisi). bunlar yüksek alkol oranlı içkiyi hayvan gibi içmeye başlarlar. elemanlardan biri anında çarpılır. kapalı mekanda tavana bakar, biraz duraklar, sonra "helikopter geçiyor" der ve birden ağlamaya başlar. (bkz: oha)
tekfender tekfender
arabayı kaybetmek,yağmur altında bir saat aramak(ayıltıcı etkisi var),sonra bir taksiye binip arabamı bulalım mı demek.iki dakka sonra arabayı bulan taksiciye falcı muamelesi yapmak.
şirret olmayan görümce şirret olmayan görümce
kişiler abi yenge tabiki görümce üçlüsü. yenge ve ben sarhoşuz abimin kafa sağlam sabahın 4ü olmuş kybele yi kapatmışız hala tutturuyo michkaya gidelim de gidelim diye. neyse biz zaten ayakta uyuduğumuz için adam bizi nereye sürüklerse oraya gidiyoruz. mischkaya vardığımızda abim hayvani hala bize içirmek niyetinde olduğundan içki almaya gider. biz o sırada yenge kişiyisle yere çöküp kafaları birbirimizin omzuna koyup uyuma moduna girdiğimizde abim bizi görüp gitme zamaninin geldiğine karar veriyor. takside avukat olan yenge ve hukuk öğrencisi olan ben idare hukuku tartişmaya başliyoruz. ''idare hukukundan bi bok anlamıyom beeğnn'' şeklinde dert yanıyorum. abim o sırada yarılmakla meşgul tabi. eve geldiğimizde anında sızıyoruz tabi. ertesi gün yengem telefonunu takside unuttuğunu farkeder.

bu da böyle bir anımdır işte...
şimdi ben ne desem şimdi ben ne desem
sarhoş olma halleri değişkendir. hepsinde abukluk yapıldığını sanmıyorum. örneğin aynı miktarda içtiğim halde, bazen hiç konuşmam, bazense dedemin hayatından bahsederim saatlerce arkadaşlara.üstelik ben dedemi hiç görmedim. 37 yıl olmuş öleli. harbiden abuklukmuş bea. bundan sonra anlatmayayım.
kobalamin kobalamin
deli gibi salıncakta sallanırken biraz sonra eve gitmek zorunluluğu aklına gelip
yoldan geçen adamları durdurup
'kokuyo mu arkadaşım' diyip delicesine üflemek suratlarına
ve o günden itibaren en yakın dostların olması..ve adının leyla kalması..
yer yer çoğu zaman yer yer çoğu zaman
cihangir merdivanlerden, şişli etfal hastanesi' ne kadar gece 01:00 sularında tek başına yürümek. ama yürüdüğünü fark etmemek. o esnada telefonla kavga ediyor olmak.

edit: telefonla kavga etmiyorum tabii ki, telefonda konuştuğum kişiyle ediyorum.
1 /