savaş ve barış

desperate0082 desperate0082
iki zıttın karşılandığı bir konumdur o.
savaş ve barış...
savaşın iğrenç yönlerini, acısını anlatabilirsiniz bu başlık altında.
barışın zorluğunu ve erdemini...

savaş olmadan barışın bir anlamı olmayacak hiç bir toprakta...
ve savaş...
bir toplumun yok edilmesidir.
hem kazanan tarafın
hem kaybedenin yok edildiği bir öldürme hareketi, toplu cinayetler serisidir...

değersizdir savaş.
ölüm, kan, yoksulluk...
evlat acısı...

üstelik, en acımasızı da savaşın bir tarafı yalnızca kendi acılarıyla ilgilenir ve diğer tarafta nasıl bir nefret ve öfke uyandırdığından haberi olmaz....
aşmış adamı aşan adam aşmış adamı aşan adam
üstnot: voyna i mir'le alakalı değildir.


barışta ya da savaşta olsun, meydanın göbeğinden mertçe atılmış bir ok ya da çalılıkların ardından kahpece fırlatılmış olsun; ok, delmek istediği zırhı her hedef aldığında tek taraflı bir geçirgenlikle vücut bulmuş olsa da yıpranacaktır zırh vücudunu bulan oklardan.
belki de okçu, okunun hedeflediği düşmanın zırhını yırtması halinde hedefin kalbine saplayacak kadar iyi bir nişancı olsa da oklarının sadece zırhtan ancak küçük küçük parçalar koparabileceğini bile bile tüketmeli sadağındakileri ya da okunu sadağını, yayını yorağını yakıp bir taze ekmek pişirmeli bir öğün karnını doyuracak.

barış için inanarak korkusuzca, utanmadan ve tek taraflı girişilen; yaralamak, yaralanmak pahasına tüm cephelerinde kanın bittiği yerde yüreklerin akıtıldığı bir savaşta.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
''elma olgunlaşınca düşer. ama neden düşer? bir güç onu toprağa çektiği için mi? ağırlaştığı için mi? rüzgar estiği için mi, yoksa aşağıda duran bir çocuk o elmayı yemek istediği için mi?''

(bkz: tolstoy)
nextnextnext nextnextnext
orijinal manası savaş ve toplum olan lev tolstoy'un efsane kitabı. savaş ve barış şeklinde( mir : barış, toplum) daha estetik bir duruşu olduğunu düşünerek mi çevrilmiş bilemiyorum fakat kitap genelinde savaş koşullarının topluma yansıyışını ele almıştır.
maszn maszn
barış insana verilen değerde bir denge durumuysa,
savaş insanı gözden çıkarmanın degesidir.
ironi; savaşında barışında insan için olduğu iddiasıdır.
ne zamanki kalabalıklar kendi hayatlarına sahip çıkarlar; işte o gün nihai barışın arefesidir.
ben olan ben ben olan ben
"savaş", eski türkçe bir kelime olan ve "söz" manasına gelen "sav" kelimesinden türetilmiştir. birbirine "söz çarpmak" anlamına gelir.

"barış" ise yine eski türkçe olan ve "gitmek" anlamında kullanılan "bar" kelimesinden türetilmiştir. "birlikte gitmek", "beraber yapmak" anlamlarına gelir.

keşke kelimeleri anlamları gibi kullanabilsek. keşke savaşlar sadece söz çarpmak olsa ve bittiğinde de birlikte el ele gidebilsek...
aşmış adamı aşan adam aşmış adamı aşan adam
-tolstoy'un savaş ve barış adlı romanını bana ilk kez annem okumam için vermişti.

-tolstoy'un anlatımındaki belli bazı inceliklere ve ayrıntılara dikkatimi çekmek için de uzun yıllar bana bu kitaptan pasajlar okudu. sonuçta savaş ve barış benim gözünde bir tür sanat okulu, estetik beğeninin ve sanatsal derinliğin bir ölçütü oldu.

-o gün bugündür hiçbir saçmalığı iğrenmeden okuyamam.

mühürlenmiş zaman, andrey tarkovski

ben de tolstoy'un savaş ve barış'ta insanın ve onun meydana getirdiği ya da meydana gelmesine bir biçimde katkıda bulunduğu hemen her güzelliği, çirkinliği ve kusuru, en korkusuz, anlaşılabilir, saf anlama itkisiyle ve duru biçimde anlatımına şahit olmuş biri olarak sanat eserlerini savaş ve barış'tan önceki ben olarak değerlendiremiyorum ve pek çok anlatımı ya da sorguyu samimiyetsiz, sahte, bayağı, maksatlı ve değersiz buluyorum. ayrıca savaş ve barışın dünyasında köklü değişikliklere yol açtığı başka insanlar tanıyorum.

düşünsenize, tolstoy onu yaratmadan önce kimdi, yaratım yolculuğunda neler yaşadı ve sonunda aslında neye dönüştü. düşünmesi, şüphe etmesi bile tüyler ürpertici.