şehr i istanbul

jellyjam jellyjam
cengiz teoman ın solo ama sanılmasın ki davul albümü. buram buram istanbul kokuyor ve modern bir müzik. bu albümün kasedini taa lise yıllarımda dinlemiştim ve yaklaşık 5-6 senedir arıyordum. şarkıları falan da unuttum bu süre içinde. zar zor biryerlerden bulup aldım. dinledikçe aa şırasında şu vardı burasında bu diye hatırladım yavaş yavaş. albümde emeği geçen müzisyenler albüm kapağındaki sıraya göre

ismail soyberk
erdinç şenyaylar
sadun ersönmez
erdem sökmen
ümit kuzer
mustafa süder
ercan ırmak
göksel kartal
özcan şenyaylar
cengiz köroğlu
sevingül bahadır
demet söz
yalçın ateş
şenova ülker
cengiz teoman
levent altındağ
aycan testel
fuat güner
serdar şensezgin
cihan okan
özkan uğur
alişan uğur

bir nevi allstars. bunun yanında ismail soyberk i bilinçli ilk dinlediğim albümdür. sonrasında albümü kaybettim yıllar süren arayışın sonunda yeni bulabildim. o zamanlar ismail soyberke aşık eden albümdü.
şimdi bir kere daha dinledim ve diyebilirim ki ismail soyberkin fenomen dahil olmak üzere böyle güzel bas çaldığı albüm dinlemedim. zamanında iyi bir başlangıç yapmışım. diğer müzisyenler de hakkını fazlasıyla vermişler.

detaylı bir tracklist de yapayım

01- şehr-i istanbul

bas: ismail soyberk
ud-elektrik gitar- perdesiz gitar: erdinç şenyaylar
kanun: göksel kartal
klavye: sadun ersönmez
davul ve vurmalılar: cengiz teoman


02- latilokum

bas: ismail soyberk
klasik gitar-perdesiz gitar-synth gitar: erdinç şenyaylar
klavye: sadun ersönmez
elektro keman-keman: özcan şenyaylar
davul ve vurmalılar: cengiz teoman
vokaller: fuat güner, özkan uğur


03- doğanın uyanışı

bas: ismail soyberk
klasik gitar-akustik gitar: erdinç şenyaylar
klavye: sadun ersönmez
ney: ercan ırmak
flüt-soprano saksafon: levent altındağ
davul ve vurmalılar: cengiz teoman
vokaller: sevingül bahadır, cihan okan, serdar şenezgin, özkan uğur, demet söz


04- ahenk

bas: ismail soyberk
elektrik gitar: erdem sökmen
klasik gitar-akustik gitar: erdinç şenyaylar
klavye: sadun ersönmez
ney: ercan ırmak
bariton saksafon: yalçın ateş
davul ve vurmalılar: cengiz teoman


05- ortak nokta

bas: ismail soyberk
elektrik gitar-perdesiz gitar-synth gitar: erdinç şenyaylar
klavye: sadun ersönmez
piyano: ümit kuzer
tenor saksafon: levent altındağ
trompet: şenova ülker
trombon: aycan teztel
davul klavye: cengiz teoman


06- 1+1

bas: ismail soyberk
elektrik gitar: erdem sökmen
klavye: sadun ersönmez
soprano saksafon: levent altındağ
perdesiz bas solo: erdinç şenyaylar
davul: cengiz teoman
vokaller: sevingül bahadır, cihan okan, serdar şensezgin, özkan uğur


07- yol

bas: ismail soyberk
elektrik gitar: erdem sökmen
klavye: sadun ersönmez
ney: ercan ırmak
tenor saksafon: levent altındağ
trompet: şenova ülker
trombon: aycan teztel
davul: cengiz teoman
bebe vokal: alişan uğur


08- gizem

bas: ismail soyberk
klasik gitar-akustik gitar: erdinç şenyaylar
klavye: sadun ersönmez
hawalan gitar: fuat güner
davul-vurmalılar-klavye: cengiz teoman
vokaller: sevingül bahadır, cihan okan, serdar şensezgin, özkan uğur, demet söz


09- kız kulesi

bas: ismail soyberk
elektrik gitar: erdem sökmen
klavye: sadun ersönmez
flüt: levent altındağ
davul: cengiz teoman


10- gün batımı

bas: ismail soyberk
klasik gitar-akustik gitar: erdinç şenyaylar
klavye: sadun ersönmez
gitar solo: cengiz köroğlu
davul-klavye: cengiz teoman
vokal: özkan uğur

(albümdeki tüm beste ve kompozisyonlar cengiz teomana aittir)

kayıt: metin kalaç, cengiz köroüğlu
mix: umt kuzer, cengiz teoman
stüdyo: f&t
edit&mastering: erkan oğur
sanat yönetmeni: hale utangaç
grafik tasarım: bca reklamcılık
fotoğraf: nuri özen /bis

"1968 de milliyet liselerarası müzik yarışmasına davuluyla katıldığından bu yana ülkenin neredeyse tüm tanınmış sanatçılarıyla yaptığı sahne ve stüdyo çalışmalarında üstün tekniği, sound anlayışı ve sağlam zamanlama duygusunun yanı sıra vurmalı saz enstrümancılığının ötesine geçen müzisyenliği ile de saygın bir yer edindi cengiz teoman.
yılların birikimi olan bu albüm bundan sonra geleceklerin ilk habercisi. cengiz bizi müziği ile bir yandan batı disiplini ile geliştiriren öte yandan doğu ezgileri ile yoğurulmuş renkli ruh dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor."


"bu çalışmada gerçek müzik aşkıyla benden yardımlarını esirgemeyen, katkıdan öte katılımlarıyla gönül veren tüm müzisyen dostlarım; bu çalışmaya inanarak destek veren ümit güner'e (emi-kent); en önemlisi, bu günlere gelişimde, önce değerli annem e; rahmetli şerif yüzbaşıoğlu ve burhan tonguç'a bana öğrettikleri herşey için çok teşekkürler."
cengiz teoman.

kapak elime geçtikten sonra bir baktım bir yazdım şaşı oldum. 20 dakikamı falan aldı. ve copy paste değil. albüm kapağındaki yazanların birebir buraya aktarılmışı.
zaten bu yazıyı nette bulmak ne mümkün. ne piyasadaki müzisyenler ne de plakçılar albümün varlığından bile haberdar değil.
anlatici anlatici
şehr-i istanbul

kirli sokakların binlerce düş kırıklığıyla....
kırık kalpler ve yitik duygular sende.
güneş utangaç,ay sıradan bir olgu olmuş semada
keşke her şey hayalimdeki gibi olsa
gerek kalmasa belkilere,keşkelere
seni temizlemek için gözyaşlarına ve kayıplara....

keşke bir gün uyansam
ve 1 dakikalığına hayalimdeki gibi olsan
o ilk nefeste temizlense benliğim
umutsuzluk dolu belleğim...
güneş utanmadan doğsa çamlıcada
belkide başka bir yerde...
ve içimi ısıtsa...beni bu ruhsuzluktan kurtarsa...
içten bir gülümseyişle selamlasam
dün gece arınmış bir sokağı
yarının kaygısını taşımayan adımlara
bugünlük korkusuzluk ve umarsızlık yüklense
bazen sessizce kimi zaman renkli,bana has gülüşlerimle
yürüsem karış karış bu harikayı

istanbul da çaldığım ilk kapı galata ve kule dibi
gözlerimin sonsuzluk buluştuğu yer burası olmalı
ve şehir küçülmüş gözlerimde
her geçen saniye büyülese beni kendine

bu büyüden kurtulup soluğu bir bankta alsam...
karşımda mavilik ve kız kulesi
yalnızlık yüklediğim istanbul un bir köşesi
ve o an kulağıma gelen istanbul un buğulu sesi...
sesin geliş yönü üsküdar
ama bu sesin yankısı her yerde var
o an oturduğum banka
seyretmeye doyamadığım maviliğe
ve yalnızlığıma ortak kız kulesine buruk bir elveda

gerçi yolum bir mavilikte kesişmekte;
eminönüden kalkan vapurların birinde.
hala ezgi tüm şehirde yankılanmakta
benliğim ezginin peşinde
ruhumsa etkisinde
yol arkadaşım şimdilik martılar
zihnimi okuyan köpük köpük serin sular

denizin kokusunu çekiyorum ciğerlerime
ilk ve son kez bu kadar yoğun oksijenle...
bu kısa yolculuğun sonu üsküdar
arkamda gösterişli yalılar
ve onları kıskandıran haydar paşa tren garı var...
önümde şu ezgi ve istanbul...
yavaş yavaş akşam olmakta
beni buraya çeken şey ne ahenk ne uyum
sadece çamlıca da gün batımını izleme tutkum
tam vaktinde yetişiyorum bu harika ana
yanımda umutsuz yarınlar ve sönük gülüşler
karşımda eflatuna çalan gökyüzü
batan güneşle kavrulan,
yanıp kül olan binlerce düş ve hayat var.
savuruyorum yanımdakileri bu yangına
bir an önce yanıp kül olsunlar diye...
aslında bu manzarayı
sevgilinin sıcak omzunda izlemek vardı
unutulmuş,belkide yanıp kül olmuş hayallerin birinde...
göz bebeklerinde bize verdiği değeri anlamak vardı
bir günlük bu masumiyette.

düşünceler ve yaşananlar
dün ve yarınlar yavaş yavaş kirletiyor istanbul u
oysa şuan karşımda orhan veli'nin
yahya kemal in aziz istanbul'u
ama 12'ye kadar bu büyü
sonrası yine eski görüntü

elimde kalan 2 saat ve istanbul
ve günüm yıldız parkında sonlanmalı
bir bankta yorgun bedenim dinlenmeli
ruhum kendini yarına yavaş yavaş hazırlamalı
ela gözlerim hüzünlenmeden önce
elimde,yırtık ceplerimde kalan son gülüşlerimle
seyretmeliyim şehri istanbul'u
ilk kez utanmadan ,korkusuzca bakmalıyım
yıldızlarla süslü semaya.

sanırım bu son görüntüler
hayalimin ve istanbul'un son kırıntısı
artık gitme vakti...vakit doldu saat 12
eğer yıldızlardan biri kaysaydı
tek dileğim hayalimin 1 gün daha sürmesiydi

büyü yavaş yavaş bozuluyor
geçtiğim yollar lambalarla aydınlanmakta
istanbul yavaş yavaş eski halini almakta
düşüncelerim ve hayallerim karanlıkta yutulmakta
aydınlıkta kül olmakta
ve üşüyorum yine nisan gününde
yürürken sağnak sağnak yağmaya başlayan yağmurda
yine muhtaç göz yaşlarına
aynı kareler
yine can kırığı ve hayal kırıklığı ile dolu sokaklar
acaba kaç yürek düş kırıklığı yaşamakta?
hangi yürek ağlamakta?
yine şehri istanbul 'da!

(bkz: merve kocagöz)
nick karaibrahimgil nick karaibrahimgil
bir vakitler sayfalara sığdırılmış bir hikayenin başkenti. şu hikaye yazar iken duygu katmaya yarayan güzel ismi kadim istanbul'un. türkiye olunca değil de, osmanlı başkenti olunca dokunaklı hal alan boğazın güzel misafiri.

yırtıldı hikaye, ağır ağır, şu hani ömrümü ömür yapan sevgiliye der ya mungan, ona yazılmış idi, ona yırtıldı. o kutusundan çıktı, sonra zarfından, sonra bir duruşluk tereddütün ardından, çöpün en taze misafiri oluverdi. yazık olmadı elbet, yazık edildi. saf zamanların yadigarı diye durabilir miydi, ihanete o kadar da direngen değildi. ihanet büyüktür diğerleri idi, nefret daimi, aşk artık eskinin betimlenmesiydi. ama ben sana ihanet etmedim ise en basitinden yalanın en dibine kadarki hali idi.

şehr-i istanbul yeni iffetli aşklara gebe, kabataş'taki köfteci, nevizadedeki gırnatacıları ile hem de.