sen yokken

faaip de oiad faaip de oiad
eskişehirli grup piizin güzel bir şarkısı.


yarim sen yokken ben her gün incitildim
bin bir parca bin bir hayal içinde ezildim
korkağa vurdum hallerimi korkmaya dirençliyken
yarim sen yokken bin oldum bir dirildim

yarim sen yokken ben her gun incitildim
bin bir parca bin bir hayal pesinde gezindim
korkaga vurdum hallerimi korkmaya direncliyken
yarim sen yokken bin oldum bir dirildim

hadi dur bakalım su korkak dizlerinin ustunde
yani vur bakalım su aynadaki yuzsuz acize
hadi dur bakalım su titrek dizlerinin ustunde
yani vur bakalım su aynadaki yorgun acize

yarim sen yokken bertaraf edildim
gitana gitana
"yarim sen yokken ben her gün incitildim
bin bir parça, bin bir hayal içinde ezildim"

insanın üstüne üstüne geliyor bu şarkı... söyleyemediklerini söylüyor ama iç çektiriyor derin derin. küfrettiriyor mütemadiyen.
soldier in the army soldier in the army
cahit külebi şiiri.

sen yokken gittim
korkularımın üstüne
hiç ardıma bakmadım
gümüş şiirler yazdım sen yokken
çok yangın çıktı yüreğimde
küllerini bile savurmadım
irak denizlerin fırtınasıydım
uzak iklimlerin sert rüzgarları
kulaçlarken denizinde gurbeti
kanlı savaşlarım,
belalı sevdalarım olmadı hiç
ama hep sustum,
hep ağladım, hep yandım sen yokken.
bekliyorum dönüşünü yeniden,
bir gelsen,
hayatın önünden alsan beni
bir gelsen,
sellerin önünden alsan beni
bir gelsen,
ölümlü düşlerimden alsan beni.

çok durdum güneşe karşı bir başıma
savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin
sen yokken,
az dolaşmadım gönlümün kuytularında
üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda
bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında
zifirlerinde sadece ben üşürdüm.
hiç aldırmadım esen rüzgara
hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya
yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından
ama bütün yangınlar beni yaktı önce
hep ortasında kaldım vurgunların
vurgun nedir ki? deme
bir babanın serzenişi nasılsa öyle
bayrakları indirilmiş,
bozguna uğramış bir hisardım sen yokken
hep sustum,
hep yandım, hep ağladım sen yokken.
bir gelsen,
yangınlardan alsan beni,
bir gelsen,
dünyalarımdan alsan beni,
bir gelsen,
şafaksız gecelerden alsan beni,
ama ne zaman gelsen,
akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni.
sweet november sweet november
dokunsalar ağlarım.. söyle dokunmasınlar diye devam edilesidir.

sen yokken; yerine konmuş, konmaya çalışılmış yığınla adam. ucundan kıyısından seni andıran. göğüs boşluğuma atılmış onlarca çentik, çoğu eğri büğrü. ayakta durmaya hali olmayan, yığınla çentik. sana yazılmış bir sürü mektup. kısa, saçma, anlamlı, dağınık. hep senden bahseden, biraz karışık.

şimdi onu unuttuğumu sanıyordur. gözlerimin nasıl da parça parça, cam gibi dağıldığını görmedi çünkü. onu sonsuza dek hatırlamak zorunda olduğumu bilmiyordur. ellerimin çamura bulanmış halini görmedi çünkü. kendi zamanlarımı çoktan kaybettiğimden haberi yok.

yüzü bana dönük. bana öyle bakma dedi. bakma. adımı alma ağzına, çok yorgunum boşluğumu al benden dedi. boşluğunu çekip aldım içinden. boşluğu bana ait artık. neden bu kadar çabalıyorsun der gibi baktı yüzüme. neden bu kadar çabalıyorum? çok basit. ''herkesin inandığı bir şey var şu dünyada,benimki de o.'' hiçbir şeyden gram fazlası yok.ben öyle hayal ettim. sırtı bana dönük..
şahadaroba şahadaroba
sen yokken ders çalışıyoruz. sen gel diye çalışıyoruz. sen gelmezsen diye senin yanına gelmek için çalışıyoruz. eğer senin yanına gelemezsek anlıyacağız ki az çalışmışız, o zaman senin yokluğunda tekrar ders çalışıcaz. sen olsan da ders çalışırdık. eee yoksun yine çalışıyoruz. biz her halükarda ders çalışıyoruz. anlıyacağın sen yokken biz çok çalşıkanız. ama biz senden tek bir şey istiyoruz sen gel yeter. söz gelsen de çalışırız.
karo kızı karo kızı
sen yokken büyüdüm...
yeniden öğrendim kendim, unuttuklarıma hayıflandım bir bir
ve sevmenin altın kurallarını yazacak kadar düşündüm bunun üzerine
kırılan parçalarımı koparıp atyyım
kabuk bağlayan yaralarımı kanatmadan sabırla bekledim iyileşsin diye
ağladım gözyaşlarım kuruyuncaya kadar
ve sabahladım sayamadığım geclerce
en sevdiğim kitapları bile okuyamaz hale geldim kirlenmiiş kara bulutlu düşüncelerle boğuşmaktan
alışverişe bile çıkamaz hale geldiği fark ettim tek başıma
uyumaya korkar oldum kabuslar görmekten...
ama hepsi geçti sonra yine sen yokken
çiçeklerin açışı yeniden mutlu eder oldu beni
ve sevdiğim şarkılar içim yanmadan dinlenebilir hale geldi
hüznüm de yok olmaya başlamıştı gözlerimdeki bulut da
sonra sen yok oluverdin sen yokken...
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
flört'ün şöyle bi şarkısı. arızalı insanların hislerine tercüman olmuyor değil.

sazlı sözlü:


www.youtube.com/watch?v=j3jerapglg

sen yokken,
kuşların bile sesi çıkmıyor.

sen yokken,
istanbul'un bile hiç tadı yok.

sen yokken,
arızalarım bir bir depreşiyor.

ah sen yokken,
acılarım iç içe giriyor.

bu sabah sensiz uyandım.
zor oldu.
aşktan mıdır nedir bilmem.

ses ver.
bir kuşun kanadına takılıp gelirim.
uzanıp nehirlerde akar gelirim.
çünkü sen yokken yağmurun bile tadı olmuyor.
çağır beni gönlüme dikilmiş sevenim.

bu sabah sensiz uyandım.
zor oldu
aşktan mıdır nedir bilmem.

sen yokken.
sen yokken.

çok zor,
sen yokken.
sen yokken.

çok zor,
sen yokken.
sen yokken.