sevecen

zaknafein zaknafein
bir çokları gibi , çok hoş bir ilhan irem parçası.

işıklı bir ağaç gibi, bakışıyor gözlerin
öyle nazlı, öyle sıcak, sevecen
bir başka dünyasın sen, bağrında milyonlarla
öyle büyük, hoşgörülü, sevecen

bembeyaz bir dünyada senle yaşamak varken
böyle uzakta kalmak, gücüme gidiyor
senin verdiklerini, senle paylaşmak varken
seni sensiz yaşamak, içime sinmiyor

gel sevecen, dön sevecen, sevmeyi senden öğrendim ben
gel sevecen, gör sevecen, sevmesini öğrendim ben

bir deli dere gibi, akıp gider gururun
öyle güçlü, öyle yüce sevecen
en büyük zamansın sen, görünmeyen gücünle
öyle ağır, öyle sırlı, sevecen
üç kademeli su ısıtıcısı üç kademeli su ısıtıcısı
sevgiyle bakandır.
hani sevimli olmak moda ya, "sempatik" diyorlar ya bir de yerine, sevecen olan ister istemez sevimli olmaz mı? sevmek midir murat, sevilmek midir? sevmek mi yaşatır, sevilmek mi? sevmek mi yüceltir, sevilmek mi?*
ironmoon ironmoon
çok güzel ve çok anlamlı sözler barındırır bu şarkı bir çok ilhan irem şarkısında olduğu gibi...

bembeyaz bir dünyada senle yaşamak varken
böyle uzakta kalmak, gücüme gidiyor
senin verdiklerini, senle paylaşmak varken
seni sensiz yaşamak, içime sinmiyor
eurydice eurydice
bunca zaman aradan sonra yine rüyamda gördüm seni. bana bir kar küresi uzatıyordun. senin değilmiş gibi habersiz bir damla gözyaşı akıyordu gözünden. sen yine de gülümsüyordun. 5 sene önceki gibi aynı. ben uyandım uyudum uyandım, meğer sadece seni sevmişim, hala seni seviyormuşum,hep seni seviyormuşum. sen başkasını seviyorsun, hem de çok seviyorsun biliyorum. sev. ben bir gün yolda karşılaşıp birkaç saniye seni görürüm umuduyla bu şehirde dolaşmaya devam edeyim. sadece bazen çok özlediğimi fark ediyorum, sen özlemiyorsun biliyorum. özleme, olsun. benim, şimdi mesela, gövdemin tam ortasında kocaman bir şey var. seni görebilsem çözülecek bir şey. görebilsem sana sarılmayı bile engelleyen, sadece uzaktan bakmama izin veren bir şey. artık düşünmüyorum niye beni sevmedin diye, az çok anlıyorum, sevmeni de beklemiyorum. sadece keşke sen istediğin gibi hayatını yaşarken ben bir köşede seni sevebilseydim, seni görebildiğim, ara ara uzaktan bakabildiğim bir köşede. dokunmadan öylece gözlerini görebilseydim. o zaman bu içimde büyüyüp duran şey bu kadar ağırlık yapmazdı bana. seni gördükçe çözülürdü. ya da hiç görmeseydim hala rüyamda gördüğümde bile içimi titreten bakışını, unutamadığım o bakışını. bana değildi bakışların belki, sen dünyaya öyle bakıyordun. ben de zaten üzerime alınmadım ki, sadece sen dünyayı izle, yaşa ben de arada seni görebileyim istedim. ya çok basit aslında. sadece seni çok özledim. hiçbir şey yaşamamış olsak bile.

haberin bile yok seni ne kadar sevdiğimden, seni ne kadar seveceğimden. birkaç saatliğine seni uyurken izleyebilmek için neleri verebileceğimden. işin kötüsü haberin olan bunun çok küçük bir kısmı dahi olsa da ağırlık veriyor sana, seni çok sevmem sana ağırlık veriyor. ama ben her şeye razıyım gidip istediğini sev istediğinle ol razıyım, seni sadece görebileyim kırk yılda bir razıyım. ama senin haberin bile yok. senin dünyanda çoktan silinmiş bir izim. iz bile değilim belki. bu sevgiyi kendi kendime yaşatarak ve karşıma çıkan herkeste seni arayarak ölüp gidicem belki, bok yoluna gidicem belki. keşke görsen bu yazdıklarımı. görmeyeceksin biliyorum aslında görsen de hiç bi şey olmayacak bunu biliyorum da yediremiyorum. keşke gelseydim o gün seninle, keşke korkularımın önüne geçebilseydim de bi kere öpebilseydim seni. keşke sana hüzün değil de mutluluk verebilseydim, hayatında ağırlık olmasaydım bu kadar sevmem ağırlık yapmasaydı sana. keşke sen de beni sevseydin, keşke keşke. hiç biri olmadı. olmayacak da biliyorum. ben bu şehirde günün birinde iki dakikalığına seni görebilmek için deli divana dolaşıp durucam. böyle böyle yaşlanıcam böyle böyle ölüp gidicem. ve sen kafana sıkmayacaksın beni böyle bıraktığın için mutlu olacaksın, sadece işte o mutluluğun bi parçası olmayı zaten hayal bile edemiyorum ama seni öyle mutluyken ya senin gözlerini öyle ışıldarken arada görebilmeyi isterdim işte. bana da ağır bu sevgi sürekli gölgem gibi taşıyorum bu sevgiyi. o yarayı kanatıp duruyorum. çok saçma geliyordur sana seni bu kadar sevmem ama bilmiyorsun ki benim o gözlerde ne gördüğümü senin her şeyinde o kendini beğenmişliğinde kibrinde dahi ne gördüğümü. merak da etmiyorsun zaten. yokum ki senin dünyanda hep bir yanılgı olarak varım bi zamanlar ki kafa karışıklığıyım sadece. bu kadarım işte. belki bunu kabul edemiyorum yıllardır belki sadece bi ego mücadelesi bu. ya sen benim için beni ben yapan en temel şeyken senin için bi yanılgı olmayı yediremiyorum kendime. özgüvenimi yiyip durdum belki bu yüzden yıllarca. kendi kendimi hasta yaptım. ya sadece senin hayatında kalmak istedim o kadar işte. sevmeni falan beklemek değil seni görebilmek o kadar işte.