sevgilim hayat

ahmak ı hayal ahmak ı hayal
ismet özel in böyle slogansız devrim şiirleri insanda daha tuhaf bir etki bırakıyor. devrimci zamanlarına denk gelemedik diye. hep o takvim tutmazlığı. eylemsiz hayatlarımızda, eylemli hayatların yutulduğu zamanlarımızda ne anlam ifade eder, belli değil.

"savaşmasak
güm güm vurur mu kömürün kalbi kozlu'da
ke şan'da, kandehar'da ümüğüne basılır mı vahşetin
ve sen boynunu öperken beni sarhoş
bir okyanusla titreten hayat
sevgilim olur musun.
ben savaşarak senin
bulanık saçlarından tutup
kibirli güzelliğini çıkartıyorum ortaya
dünya
kirletilmez bir inatla dönüyor
altımıza yıldızlar seriliyor
yüzüm suya davranıyor koşaraktan
ve inzal."
de te fabula narratur de te fabula narratur
okurken insanın içini burkan, bir osmanlıca sözlükle daha iyi anlamlanabilecek şiir.

içinde ciddi imgeler ve göstergeler bulunur.
küba'da kıvırcık sakallarımız, uzak asya'da çekik gözlerimiz, keşan, kandehar, kozlu dönemin mücadele alanlarıdır.

ancak şiirin sonu olağan üstü bir kurguya sahiptir.
de te fabula narratur de te fabula narratur
tam olarak sözleri şu şekilde olan ismet özel şiiri:

"yüzüme bak
ve yüzümü hırpala
yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak
sen
her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat
yaban, diri memelerinden ısırmak
dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için
çok oldu tepelere vurdum kendimi
bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde
tıraşı uzamış adamlardan
huylarını öğrendim senin.
mahmur bir tohumdan delikanlı bağrıma.
ve hatırlıyorum lokavt vardı
bezgin fabrika düdüklerinin
dizlerine yatırılmış olan sabah
senin kalbini kakışlardı
tomarla muştuyu omuzlayarak genç adamlar
polisin sevmediği genç adamlar sokaklarda
patronları kudurtan gazeteler satarlardı.
ey şehre başaklar:
militan ruhlar ekleyen hayat!
gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken
izmarit toplayan
çocukların üstüne
çekleri imzalanıyorken devlet katlarında faşizmin
bacımı koyvermiyorken şizofreni,
yüzüme bak
ve rahmini bana doğru tekrarla
ben öyle bilirim ki yaşamak
berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır
çünkü biz savaşmasak
anamın giydiği pazen
sofrada böldüğümüz somun
yani ıscacık benekleri çocukluğumun
cılk yaralar halinde;
yayılırlar toprağa
etlerimiz kokar
gökyüzünü kokutur
çünkü biz savaşmasak
uzak asya'dan çekik gözlerimiz
küba'dan kıvırcık sakallarımızla
savaşmasak
güm güm vurur mu kömürün kalbi kozlu'da
ke san'da, kandehar'da ümüğüne basılır mı vahşetin
ve sen boynunu öperken beni sarhoş
bir okyanusla titreten hayat
sevgilim olur musun.
ben savaşarak senin
bulanık saçlarından tutup
kibirli güzelliğini çıkartıyorum ortaya
dünya
kirletilmez bir inatla dönüyor
altımıza yıldızlar seriliyor
yüzüm suya davranıyor koşaraktan.
ve inzal."