sevgilisi olmayanlar ne yapıyor acaba

11 /
anabacı vokke anabacı vokke
tek başına mutlu olamayan, kendiyle yetinemeyen bireylerin sorusu. acaba "illa sevgilim olmalı yoksa mutlu olamam" düşüncesini toplum size kodlamış olabilir mi? bir düşünün derim. ayrıca kötü bir sevgiliniz ve toksik bir ilişkiniz olacağına-ha tabi bunlar da büyütüyor insanı- sevgiliniz olmasın daha iyi. sıfır eksiden büyüktür her zaman...
beloved beloved
sevgilisi olanlar her dk kucak kucağa olmadığı ya da telefon kulaklarına yapışık gezmedikleri için sevgilisi olmayanlarla aynı şeyleri yapıyorlar.
bir insanın sevgilisi olunca hayatı yaşamaktan mı vazgeçiyor.
ekmek arası maden suyu ekmek arası maden suyu
bir süredir yazılıp çiziliyor, konuyla ilgili konuşuluyor. bize de her gün soruyorlar "sevgiliniz var mı yok mu? sevgilisi olmayanlar ne yapıyor acaba". 'yok' desek de inanmıyorlar, 'yav gardaşım yok öyle bir şey yalan mı söyleyecük' desek de inanmıyorlar. demek ki hissediyorlar. belki de haklılar. evet, doğru lahana sarması yiyorum şu an. doğru. çok mutluyum. paylaşmak istedim sizlerle de..
kanaat onderi kanaat onderi
ahlak edebiyatı yapmayacağım yanlış anlaşılmasın lâkin; sözlüğün çoğunun afedersiniz am/göt muhabbetinde olduğunu gösteren üzücü başlık. bizim jenerasyon gerçekten saf ve olabildiğince temiz insanlarmış, her geçen gün bunu daha iyi anlıyorum. eskiden mahallelerde böyle bir iki tip olurdu, yani her mahallenin bir o.pusu bir iki de serserisi olurdu. bunlar genelde yasadışı işlerle uğraşır arada cezaevine girer çıkarlardı, mimli tiplerdi. kimse bunlarla muhabbet etmez, ciddiye almaz hatta aşağılarlardı. bu yüzden farklı semtlerde kendileri gibi olan it/kopukla takılırlar sonra çeteleşirlerdi. yeni nesilin oluşturacağı toplum çoğunlukla böyle tiplerden oluşuyorsa çok üzücü gerçekten. çünkü sex üzerine kurgulanmış sikmek/sokmaya/almak/vermeye adanmış bir hayatın gidebileceği güzel ve mutlu son yok. bir yandan da hastalıklı bir biçimde sevgi, aşk edebiyatı çeviriyorsunuz komik mi desem traji/komik mi bilemiyorum. şimdi sürekli döndürülen bayat nostalji edebiyatının, ağlaklı yeşilçam öykünmelerinin sebebini çok daha iyi anlıyorum. açlığı duyulan saflık.
biz sevgilimiz yokken kendimizi işimize veriyoruz, günlük işlerle uğraşıyoruz, geziyoruz tozuyoruz, arkadaşlarımızla buluşuyoruz; hoş, varken de aynısını yapıyoruz ama 'o' varken ona da vakit ayırıyoruz.

istediğiniz kadar eksiyi basabilirsiniz, gerçekler acıdır.
11 /