seviyorum ama aşık değilim

1 /
geyik geyik
seviyorum kelimesini yanlış yorumlayan insanlar tarafından -örnekleriyle görüldüğü üzere- yanlış algılanan sözcük..
arch angel arch angel
karşınızdaki kişiyi seviyorsanız ama kalbinizi küt küt attırmıyorsa,geceler boyu onun hayali gözünüzün önünde değilse söyleyebileceğiniz bir cümle.
felis felis
gönül telinizi tamamen titretemeyen, midenizde kelebekler uçuramayan kısacası sizin için "vazgeçilmez" olamayana
itaf edilir.
eğer karşı taraf aşıksa acıklı bir züğürt tesellisidir belki de onun için...

gerçi gün olur devran döner o part time sevgili size dünyanın kaç bucak olduğunu da gösterebilir
beyaz beyaz
aşık olamazsın herkese, kolay değildir.. o elektriğin çok iyi alınmış olması gerekir ve insan ömründe muhtemelen bir ya da en fazla bir kaç kez olur; eşsiz bir duygudur..
oysa sevmek bambaşkadır, aslında sağlıklı olan sevmektir çünkü karşılıklı saygı ve bağlılığı da beraberinde getirendir
aşık olmadığın birini sevebilirsin, çok zor değil.. insanlığını seviyorsan bi de anlaşıyorsan, ne mutlu sana ki; çok sağlıklı bi ilişki seni bekliyor diyebilirim. ama ikinizden biri sadece aşık olacağı insanla uzun süreli bir ilişki yaşayabileceğini iddia ediyorsa; işte o zaman birşeyler bitmeli derim...
fempusay fempusay
her zaman aşkı sevgiye götüren bir basamak olarak görümüşümdür. kaldı ki; bir hiyerarşi yap deselerdi bana sevginin bütün nesneleri daha geniş olarak şeyleri (!) içine alabilecek bir kapasiteye sahip olduğunu söyleyecek kadar da iddialı olabilirim. hani böyle bahar aylarında henüz çiçeklerin eteklerini, ağaçların entarilerini yeni yeni giymeye başladığı dönemler yaşarız ya; işte aşkı ben aynen bu kabilden bir tanımlama içine sokabilirim ancak. tomurcuk bir güldür aşk yani. başlı başına olgun bir meyve olmamıştır henüz. bir canlı yavrusudur. karşılıklı iki birey tarafından doğurulur. (ha bir de bu tek taraflı olan aşklar vardır. onlar sanki biraz daha hz. isa'nın doğumu gibi gelir bana. ilahi bir çizgidir bu ve sen tek taraflı olarak kendi aşkına gebe kalıp onu doğurmak zorundasındır. her zaman ayıplanırsın bir de anlaşılmaz olarak.) neyse devamla söylememiz gereken şey, bir çocuğa gebe kalmak ve onu dünyaya getirmek gibi bir durumu canlandırır bende aşk. henüz ilişkinin küçücük meyvesidir, nazlı, kırılgan, umutlu, yüzü geleceğe dönük vs....

ne kadar emek sarf edilirse -veya bakım yapılırsa demek gerek- o aşk o derece sevgiye dönecektir. o derece başarılı olacaktır aslında. bir çocuğu düşünün. küçücük bir çocuğu işte onun yumuk elleri, şehla gözleri, bütün tatlılığı, yaşam doluluğu bizim bugün aşk olarak isimlendirdiğimiz şeyin tam kendisidir.
gel zaman git zaman yapılan bütün bakımlar o aşkı, büyütür, geliştirir, adam eder. biçimlendirir, bir kalıba sokar. (gelişim psikolojisindeki evreleri düşünün burada) ve kemale erdiğinde aşk, üstün niteliklere haiz, verimliliği oldukça yüksek, diğergam, yaratıcı ve doğurgan bir hal alır. işte biz buna sevgi demekteyiz.
neyse kısadan keserek demek gereklidir ki; aşk olmadam sevgi olmaz. ve sevgi bütün varlığını aşka borçludur. ancak aşk köyüne uğramadan asla ve kat'a sevgi kasabasına ulaşamazsınız. işte bu kadar.seviyorssan eğer, aşıksındır. aşık olmak zorundasın. yok değilse, ya sen tanımlayamıyorsundur sevgini; yahut da henüz aşkı anlamamış, yaşamamışsındır.
seven aşıktır ve aşık olan elbet bir gün-eğer katlanmayı öğrenirse aşkın acılarına, ağrılarına, aşağı(lanmalarına)lıklarına- mutlaka sevecektir.
o halde neymiş, ağzımızdan çıkanı kulağımız duyacakmış. haydi bakalım deneyin, çabalayın, itiraf etmek elbette zordur. ama cesaret, umuda hamle yapabilme kudretinden başka nedir ki? (tamam güzel yazdım)
1 /