sevmek zamanı

1 /
anosias anosias
oya boranın en güzel şarkısı

al aşkım beni yanına dalmışım sarhoşluğuna
bir ömrü senle aşalım al uçur beni sonsuza
kaybetmek varsa ne çıkar
aşkta yer yok hiç korkuya

öyle günler var ki baştan sonu gelmiş
böyle istenmiş sen yaşamalısın
ayrılık beter ölümden tanrı yazmasın
aşkımı benden kimse ayırmasın

biz dünyayı çok sevdik ölüm bizden uzak olsun
aşık olduk yüreklendik kader bizden yana dursun
hasretliği çektirme tanrım gözümüz yollarda kalmasın
ne istersen al götür ama sevda bize aşk bize kalsın

al canım beni yanına sevgiye çoktan acıktım
sen miydin kaderden yana işte ben de sana düştüm
kaybetmek varsa ne çıkar aşkta yer yok hiç korkuya
abbas yolcumu abbas yolcumu
günümüz web-cam li, fotoğraflı internet ilişkilerine 40 yıl önceden gönderme yapabilen film... yeniden izlenebilir. filmden bir bölüm şöyle: müşfik kenter ve sema özcan denize bakan rüzgarlı bir tepededir,

meral- sen bana aşık olduğunu söylemekten korkuyorsun
halil- olmayan bir şeyi nasıl söylerim? niçin beni anlamamakta inat ediyorsun? ben senin resmine aşığım, işte hepsi bu kadar.
meral- sen, ben yokken resmimi sevdin. işte ben varım artık. resmin aslı benim. bundan sonra ikimiz bu sevgiyi paylaşacağız. bu aşkın yarısı bana ait
halil- sen dostlukların aşkların kolay mı kurulduğunu, kolay mı sürdürüldüğünü sanıyorsun...
centrocampista centrocampista
çok eski bi şarkı, öyle eski ki şarkıyı yıllar sonra bulduğumda "aa bi oya-bora vardı noldu?" dedirtti. zamanın (şimdiki gibi kirlenememiş) güzel pop şarkılarından. artık ailecek dinleyeceğimiz, severek takip etmek istediğimiz bu ikiliden güzel albümler bekliyoruz. bu arada, taksim'de çalıntı her akşam nerdeyse bu şarkıyı çalarak müşterilerini mest ediyor. onu da ayrı bir başlıkta inceleyeceğim, reklama girmesin.
belmonte belmonte
henüz 10 yaşımdayken çok severek dinlediğim oya-bora'nın; en sevdiğim şarkısıdır. goran bregoviçin güzel bestelerinden biridir hiç şüphesiz ama bora ebeoğlunun üzerine yazdığı sözler ve ikilinin getirdiği yorumla bütünleşen parça tadından yenmez bir hal almıştır. kanımca türk pop müzik tarihinde en anlamlı ve duygusal sözlere sahip parçalardan biridir.
sinefilolog sinefilolog
metin erksan'ın 1965 yılında tamamiyle kendi imkanlarıyla gerçekleştirdiği, ayrıksı ve özel filmidir. son dönemde yeşilçam klasikleri adı altında kanal d home video'dan çıkan dvd'sini mutlaka almak gereklidir. bu dvd'deki röportajında belirttiğine göre erksan, filmi 60'ların sansür ortamında çeşitli güçlüklerle çekmiş ve hiç asistan kullanmamıştır. film ekibi oyuncular haricinde 5 kişidir. bir gün set işçisi bir gün de kamera asistanı yönetmene yardımcı olmuştur. senaryosunu kendisi yazdığı halde sonradan filmin kimi filmlerden çalıntı sahneler içerdiği suçlamalarıyla karşılaşan erksan, bu özel ve ayrıksı yapımıyla türk sineması'ndaki en ilginç yapımlardan birine imza atmakla kalmamış, filmiyle teknik olanaksızlıklar içinde bile çok sağlam bir görüntü çalışması yapılabileceğini kanıtlamıştır. filmi anlamsal düzeyde farklı açılardan okumak mümkünse de, yönetmenin bakışının esasen bir "aşk" kutsamasından ziyade hayatın bir sunumu olduğunu söylemek mümkündür. zira filmdeki resme aşık olma meselesi, hele de günümüz için fazlasıyla anlamsız kaçsa da, yeşilçam dünyasının yarattığı melodramatik aşkın da altını çizen, bu aşkı kurgulayan ve yeniden üreten bir yapı ile işlenmiştir. hatta daha ileri giderek bunun trajik bir görünümünü çizdiğini iddia edebiliriz. bunu yapmak için yönetmenin tercihi biçimseldir. zira erksan'ın sinemasal etkiyi başarıyla yansıtan çalışması zamanının çok ötesindedir.

erksan filmi ticari gösterime sokmak için elinden geleni yapsa da hiçbir dağıtımcı (ki o dönemde iki büyük dağıtımcı anadoluyu tekellerine almışlardır) filmi göstermeyi kabul etmez. erksan'ın bu konudaki yorumları için söz konusu dvd'deki röportaja bakabilirsiniz.
bluelıne bluelıne
1965 yapımı metin erksan filmi.
filmin tamamında neredeyse hiç uzun diyaloglar kullanılmaz. yeşilçam'ın yeşilçam olduğu zamanlarda çekilmiş olmasına rağmen ağır aşk sözcükleri, klişeleşmiş karakterler üzerinden değil çok sade bir şekilde anlatır aşkı.
yıllar önce çekilmiş olmasına rağmen, sanki çağdaş bağımsız türk sineması ürünü gibi durur.
boyacı halil'in zengin kızı meral'e olan aşkını filmin hiç bir yerinde tam olarak söze dökmemesine rağmen siz müşfik kenterin sadece bakışları ile halil'in aşkının büyüklüğünü hissedersiniz.
bir hayale,bir görüntüye aşık olma halinden görüntüdeki kişinin karşılık vermesi ile aşkın vücud bulmasının konu edildiği filmde boyacı halil uzun süre hayalindeki aşk imgesi yıkılacağı korkusu ile meral'e direnir. film yine pek çok yeşilçam filminden farklı olarak son sahnede görece bir ucu açıklık barındırır. mutlu sona ulaştılar bakın ne güzel oldu demez.
düşülkenere düşülkenere
"sen dostlukların, aşkların kolay mı kurulduğunu, kolay mı sürdürüldüğünü sanıyorsun? resminle..ilk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım. elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. inanamadım..ikinci kez zorlukla baktım resmine. gene iyilik, gene sevgi vardı gözlerinde. nihayet değişmezi bulmuştum. resmin benim içime bakıyordu. benim kendimi görüyordu..bana hep dostlukla, iyilikle, sevgiyle baktı."
meral ; "benim bakışlarımda da sevgi var. ben de senin kendini görüyorum. resmimin yerine ben seveceğim seni. artik ben varim."


bunun üstüne bir şey yok türk sinemasında, surete aşk.
sycrone one sycrone one
sanıyorum grup mp3 isimli grup da coverlamış bu şarkıyı. orjinali harikayken, en azından sağlam bir isim seslendirmedikçe, uyduruk grupların böyle şarkıları seslendirmek için yarışması sinir bozucu.
1 /