silk

sevilok sevilok
silkelemek yada çırpmak olarakta kullanılır. bu kelimeyi ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. okuldayken ev arkadaşım maraşlıydı bir sabah kahvaltı sonrası bana sofrayı silk dedi. bende şaşırdım ve haliyle ne diyorsun anlamadım dedim sofrayı silk dedim silk deyince iyice afalladım. sonra bana doğru dödü ve eliyle silkeleme haraketini yaparak sofrayı silk deyince kendimden geçtim. yurdum insanının şivesi ne garip kimi silk der kimi silkele der kimi de çırp der sonuçta herkez aynı eylemi yapar benim yaptığım gibi
vjeshtitza vjeshtitza
su zhaobin tarafından yönetilmiş olan 2006 yapımı bir japon gerilim filmidir.


**biraz şıpoylır**
hashimoto adındaki emo görünümlü sakat bilimadamı ve ekibinin bir hayalet çocuğu, menger süngeri denilen yer çekimini yok eden ve enerjileri içine hapseden bir icatla bir odaya hapseder ve çocuğun hergün belli saatlerde aynı hareketleri yapıp kendi kendini mırıldandığını gözlemlerler. bunun için de dudak okumakta usta olan polis ye chi-tung çağırılıp yardımcı olması istenir.
**şıpoylır bitti**

aralara birkaç geren sahne eklenerek, yine bilindik japon filmlerinden biri yapılmıştır aslında ama menger süngeri gibi bir ayrıntı benim oldukça hoşuma gittiği için kötü diyemem.hatta ortanın üstündedir.özellikle de filmin sonu beklenilmeyen bir yere bağlandığı için sonunda "hıı..." etkisi bırakmaktadır.
laberinto laberinto
michael pitt'in başrolde olduğu ve keira knightley'nin eşlik ettiği japonya ve fransa arasında gidip gelen 2006 yılı yapımlı ilginç bir film. ipek böceği yumurtaları almak için japonya'ya giden herve joncour yani michael pitt, güzel karısını sürekli fransa'da bırakıp japonya'ya ipek böceği yumurtası almaya gider. yolculuk çok uzun ve meşakatlidir; ancak onun gözüne çarpan uzakdoğulu kadın bu yolculukların sık olmasını sağlar. keira'nın boynuzu yemesi bir yana uzakdoğulu kadının gözleri dillere destandır ve sarışın avrupalı'yı cezbeder. uzakdoğulu kadının yazdığı japonca "geri gel yoksa ölürüm" şeklindeki tek cümlelik mektup da adamı bilinçsiz bir şekilde bilinmeye doğru sürükler. imdb notu vasatın üstünde olsa da izlenmesi tavsiye edilir zira gözünüze gözünüze soka soka zorla bir aşk teması işlenmemiş.
laberinto laberinto
spoiler

michael pitt'in canlandırdığı herve joncour'nun fransa'da yaşadığı köyün tek geçim kaynağı ipek üretimidir; bunun için kaliteli ipek böceği yumurtalarına ihtiyaç duyulduğu bir dönemde köyün girişimcisi, herve'i uzak ülkelere yollamak ister. görür görmez aşık olduğu helene'le * evlendikten sonra ilk gittiği yer afrika'dır ve işinde başarılı olmuştur. daha sonra japonya'ya yollanır ve kafası oradan sonra darmadağın olur. yaptığı yolculuk öyle uzun ve zorludur ki bir gidip geldiğinde bir daha gitmez sandığınız bir anda karşısına büyülü ve buğulu gözlerle bakan bir uzakdoğulu kadın çıkar. ağzından tek kelime dahi duymadığı bu kadın da ona karşı bir şeyler hissetmektedir; ancak kocası vardır. japonya'dan tekrar fransa'ya döner ve ipek böceği yumurtası gerektikçe sürekli japonya'ya gitmek ister. 2 kez daha gitmiştir; ama sonucusunda kadını göremez. önceki gittiği zamanlardan birinde kadının eline tutuşturduğu tek cümlelik mektup onu bu yola bağlar: " geri gel yoksa ölürüm". öte taraftan fransa'daki karısı helene, kocasına delicesine aşık; ama bir çocuk veremediği için ağzını bıçak açmayan bir kadındır. bu onu sonlara doğru kederli bir hastaya çevirir. bir batılı için doğulu; bir doğulu için batılı her zaman gizemini koruyan olmuştur. herve, uzakdoğulu kadınla cinsel anlamda bir temas yaşasa belki o yolculuklar devam etmeyecekti. acı olansa helene'nin bütün bu kafa karışıklığını anlayıp filmin sonuna da yakışan bir sürpriz yaparak insanın içini cız ettirmesiydi.

spoiler

keira knightley'i yan rolde sanarken hiç de öyle olmadığını görecek ve çok şaşıracaksınız. ayrıca filmin imdb notuna bakıldığında vasatın üstünde olması izleyicinin ne kadar nankör olduğunu gösteriyor; zira konu filmin adına da yakışacak bir şekilde zarif ve ince ince işlenmiş. tıpkı ipek ipleri çıkarılırken kibar davranılması gerektiği gibi. film, "bu benim sonumdur" demiyor, siz hangi deneyim ve fikirlere sahipseniz durumun yargıçlığını size sunuyor.
dogdaysareover dogdaysareover
müzikleriyle görselliğiyle alıp götüren filmdir. her ne kadar başı sonu tahmin edilebilir ve de klişe olsa da bir mektup vardır ki filmde zannımca yazılıp yazılabilecek en güzel, en aşk dolu mektuptur.