şişli

1 /
pastaci pastaci
travestilerin gani olduğu ilçe. gece mecidyeköyden taksime kadar yürürseniz eğer 10 metrede bir bir travesti grubu görebilirsiniz.
delikiznil delikiznil
yediğiniz bir yiyeceğin çöpünü atmak için çantanıza koyup akşam eve gidene kadar çantanızda çöp ile beraber dolaşmanızı sağlayan, her şeyi yaptıkları halde hala yol kenarlarına çöp konteynırları koymamakta ısrar eden belediyenin bulunduğu ilçe
angesen angesen
evin ön odalarında geçireceğiniz bol ambulans sirenli, gürültülü günün ardından uyumak için gittiğiniz arka odada hanımeli kokuları ve kırlangıç, kumru, martı, karga ve kedilerden oluşan senfonik orkestrayla günü karşılayabileceğiniz ve vazgeçemediğiniz semt...
weirdlola weirdlola
birçok demirbaşı, köşe taşı bulunan semt. bunlar şişli'yi ayrı kılmasa da mutlak kılıyor elbette.

kedi olgusu: ''istanbul sokaklarının hakimi köpeklerdir.'' önermesi şişli'de işlemiyor arkadaş. kediler her yerde. olur da sokağın içine bir köpek girmeye kalksa hemen kovalıyorlar çirkefleşiyorlar ''kığğhh'' diye dişlerini tırnaklarını çıkarıp üç buçuk attırıyorlar. sırf köpeklere yönelik saldırıları yok bu hayvanların. yer yer apartman kapısının önünde uyuyorlar, pencere parmaklıklarının arasından önünüze atlıyorlar, arabaların üzerinde yatıp güneşleniyorlar. mart ayı gelince arka bahçelerde feci kavgalar döner. bir dişiyi paylaşamazlar. bahçeden bahçeye atlar, birbirlerini tırmalarlar. hamile kalan kediler de gelir yine arka bahçeye çöreklenir. yavrularını orda doğurur. kedilerle iç içe bir yaşam yani. bu yaşam sebebiyle azınlık evinde kedi besler, çoğunda köpek vardır.

kedi kadınlar: kedi olgusunun tüm dehşetiyle yaşandığı böyle bir semtte kedi kadınların olmaması mümkün değil. tabi şuh halle berry falan yok. genelde bodrum katlarında yaşarlar bu kadınlar. yaşları 45'i geçmiş olur. evlerinde stabil 5 kedi bulunur. camları hep açıktır. içeri kediler girer çıkar. bu kadınları market dönüşü ayırt edebilirsiniz çünkü peşlerinden onlarca kedi gelir. poşete gözlerini dike dike. kadın da onları besler tabii, ağaçlara yarıya kesilmiş pet şişe içinde su bağlarlar. bu tip işlerle uğraşırlar. bir kediyi araba ezdiğinde yola oturup ''hangi cani sana bunu yaptı!'' diye bağırıp ağlayabilir; pestil haline gelmiş kediyi veterinere götürmeye çalışabilirler. korkmayın, normal karşılayın. veteriner de her sokak başı var zaten.

apartmanlar arası kuş cenneti: şişli'de binalar bitişik olduğundan, deprem sırasında birbirlerine desteklik sağlayacakları yıkılmayı önleyecekleri hep söylenir. bu bitişiklik sebebiyle yan komşuda kapı çarpsa size gümbürtüsü gelebilir. iki bina arasında bulunan boşlukta ise kuşlar vardır. güvercin, karga, martı, kırlangıç, akbaba, şahin, doğan. ahah tamam biraz abartmış olabilirim ama her sabah bir kanat çırpışları, bir ötüşleri var ki tüm familya o araya konuşlanmış gibi mk. rahat da durmazlar hem. yer yer mutfak penceresinden içeri girerler.

esnaf cümbüşü: sokak birleşim yerlerinde veya ara caddelerde dehşet bir esnaf yoğunluğu vardır. pasajlar desen apayrı. şişli insanının o konuda eksiği olmaz. bir sokak ötede 3 kasap, 4 kırtasiye, 2 terzi, 5 kuaför, 1 camcı, 4 süpermarket, 2 tekel bayii, 2 kuruyemişçi, 1 şarküteri, 3 nalbur, 4 manav, 2 sucu, 2 fırın, 3 pastahane, 2 kebapçı bulunabilir. abartmıyorum. sokağın sakinliğinden böyle bir ortama geçince insan afallıyor. ilk kez şişli'nin sokaklarına daldıysanız anca bu esnaf sayesinde yolunuzu bulabilirsiniz. esnaflar hep alıngandır bir de. hep alışveriş yaptığınız bir manavın önünden başka bir manav poşeti ile geçerseniz ve görülürseniz trip atar. bir dahaki gidişinizda hesap sorar. ''orası veresiye veriyo mu hee?'' der sinirli sinirli. köpeğiniz çocuğunuz falan kaybolsa mutlaka onlardan biri görmüştür. sorun.

eski şişlili kavramı ve yaşlılık: şişli insanının çoğu(gerçi şimdi hafiften bozulur gibi oldu dengeler) yaşlıdır. yapyaşlıdır hatta. 70-80 civarı. bunlar eski şişlidir işte. hep gençmişçesine sabah yürüyüşleri, akşam gezmeleri yaparlar. meydana çıkar dondurma yerler. harbiye'ye, nişantaşı'na yürürler çiftler halinde. çok sevimli giyinirler. ''amca ver poşedini ben taşıyayım'' deseniz ''ben daha ölmedim çocuğum taşırım ben.'' derler misal hafif de huysuzdurlar. bir tanesini tutup ''eski şişli'' muhabbetini açsanız; ''ben 40 yıldır burada oturuyorum. eskiden bomonti'de sinema olurdu. gece 10'da film izlemeye giderdik. likörlerimizi içer dönerdik.'' diye saatlerce anlatır. ''eski şişli kalmadı artık'' derler. her eski şişlili de birbirini tanır korur. baş ''eski şişlili'' muhtarlardır. yeni ve genç muhtar zor seçilir. bu eskiler birbirlerini çaya çağırırlar. lakin gecenin bir vakti ambulans sesleri ile uyanabilirsiniz. çünkü bir yaşlı sokak sakini hastalanmıştır veya hayatını kaybetmiştir. üzücü şeyler bunlar. yaşlı bir insan pencereden ''evladım bana şu şu ilacı al gazete al, parayı getiriyorum şimdi.'' türünden laflar ederse, adam gibi bekleyin gidin alın. yazıktır. eski şişlililer ölmesin.

balkon insanları: yaz kış balkonda yaşarlar. genç nüfus fazla görülmese de sokakta oynayan üç beş çocuğa bakarlar. sepet sarkıtıp* etraftakilere alış veriş yaptırtırlar. karanlık çökünce kışın balkonda çay içer, yazın kavun karpuz yerler. bu tip bir yaşam işte. bilmedikleri şey yoktur. gelene geçene bakarlar.

tırmanan suç oranı: başta hırsızlık olmak üzere, sapıklık, cinayet, gasp vb. olaylar şişli'de ne yazık ki oldukça yaygın. sabaha karşı dörtte başka bir binaya tırmanan bir adam görseniz ve sizi fark etse ''sen kendi işine baksana'' diye bağırabilir size. her 2-3 haftada bir, bir eve hırsız girer. altınlar, paralar, eşyalar çalınır. insanlar ilaçla uyutulur falan filan. pencere önü demir parmaklıkları yükseldikçe yükselir. demirciler, kahvehane insanları da arada bir kavga eder. atraksiyon olur. ıssız sokakta yanınızdan ağzı yüzü kan içinde bir yaratık geçerse korkmayın insandır o. kendi haline bırakın, adımlarınızı hızlandırın.

park sorunu ve trafik çilesi: şişli sokaklarında çift ya da tek taraflı park etmek mümkün. o da park yeri bulabilirseniz. bir ara para ödeniyordu park yerlerine de sonradan bitirdiler o olayı. zilyon tane otopark türedi çünkü. boş araziyi bulan otopark yapıp parayı kırıyor. park etmek için öne gidip, manevra yapmaya başlasanız arkadan biri burunlamasına yerinize girebiliyor. önce park eden kazanır yani. eğer bir binada işiniz varsa ve yolda aracınızı tutmak zorundaysanız arkadakiler çok da işe yarayacakmış gibi delicesine korna çalarlar. herkes camlara koşar, ''ne basıyosun kornaya sikerün ananı'' tartışmalarını keyifle izler. motorsikletliler hep ters yönden gelir, kaldırım yerine yoldan yürüme meraklılarını korkutur, gülerler. trafik sürekli kitlenir. biri taşınacaksa nakliyat kamyonu gelir sokağı tıkar. tüm şişli ters yönden gelmelerle felç olur. insanı stres basar. itfaiye dar sokaklardan içeri giremez, yangın yan binalara sıçrar herkes panikler camdan atlar vs.

cama koşmak: yukarda bahsedince aklıma geldi. cama koşmak olmazsa olmazı buranın. öyle aşağı ineyim ya da olan bitene kayıtsız kalayım durumu yok. bir ses, bir bağırış, havlama falan bile olsa insanlar cama koşar. sağır olsanız, sadece camdaki insan sayısına göre aşağıda bir olay olup olmadığını rahatlıkla anlayabilirsiniz. herkes cama çıkar 5 dk cıklayıp koltuğuna geri döner. 1999 depremini hatırlıyorum. depremden sonra da herkes cama çıkmıştı. bildiğin çıkıyor herkes camlardan birbirlerine ya da sokağa bakıyor. fener tutuyorlar. ne lan bu? sayım yapar gibi.

travesti oranı: caddede özellikle, 10 metrede bir. saat akşam 10 gibi tansaş'tan migros'tan alış veriş yaparken görülürler. siyah bir peruk, kot etek, kot ceket, kot çanta, apartman topuk ile. sonra yola çıkıyorlar, arabadaki bayan bile olsa gözlerini dikip bakıyorlar. bu tip şeyler. müşterileri de çok oluyor zaten, gözlenebilir. travestiler çirkin olsa da cinsiyet değiştirenlere de rastlanabiliyor sokaklarda. onlar kendi hayatlarını yaşıyorlar ama. sıradan işlerde çalışıyorlar. genelde güzel olup, 2-3 kızla(en azından kız olduklarını düşünüyorum) bir evi paylaşıyorlar. biri ''bu aslında erkekti'' demese inanmazsınız. o derece yani.

komşu kopukluğu: eski şişlililer ne kadar dayanışma içindeyse ''tek yürek tek bilek''se, yeni şişliler de o kadar uzak komşuluktan. herkes birbirine söver, karşılaşınca da yüzüne güler. esnafla ve eski şişlililerle dönen dedikodu kazanı patlar. kimse iletişim içinde olmasa da birbirinin her şeyinden haberdardır. komşu nefreti bazen o kadar artar ki o apartman boşluğunu, bir apartmana ait kişi temizlemeye inse; diğer apartmandakiler mutfak camlarından kafalarını çıkarıp ''defol git şurdan'' diye bağırabilir.

belediye ekipleri: yer süpürenler temizleyenler olsun, çöp toplayanlar olsun bir normal insanlar bunlar heralde. bir yerde kazı yapsalar, suyu kesmek zorunda kalsalar bile sövmeye kalktığında efendi efendi cevap verirler. çöp kamyonunun arkasından elde çöplerle koşsan ''at at bana at'' deyip gülerler falan. belediye deyince mustafa sarıgül geldi aklıma. herkes tapıyor kendisine şişli'de. sevmeyen yok. arada bir ''bozdu artık yeaa'' diyenler de oluyor. adam her özel günde otobüsün tepesinden halkı selamlamaya geliyor. çiçekler falan atıyorlar ona. değişik şeyler.


güzel yer ya. bir 50 yıl daha kalıp ''eski şişli'' muhabbeti çevirmek istiyorum. az kaldı.
hüzünden bozma mutluluk hüzünden bozma mutluluk
merkeze 5 dakika uzaklıktaki dereboyu caddesinin kıyısından köşesinden bir otobüs hattı geçirilmesi gerektiğini düşündüğüm ilçe.

pazar günleri halk pazarı kuruluyormuş bu yokuşu bol caddede, öyleyse paralelindeki caddeye konsun, uçan otobüs yapılsın, caddeye boydan boya yürüyen merdiven döşesinler ama orada yaşayanlara bu eziyeti çektirmesinler. bir kere yolum düştü, hayattan soğudum resmen.

hadi be sarıgül* yap bi güzellik.
you don t goff me you don t goff me
istanbul'un en eski semtlerinden biridir. istanbul u istanbul yapan semtlerden biridir. taksim i, mecidiyeköy ü, eminönü, beşiktaş ı, harbiye si, tophane si...
bir zamanların en elit semtiydi şişli. şimdi iş merkezi oldu ama hala gayrettepe si levent i nişantaşı gibi istanbul un en kaliteli semtlerini içinde barındırır. ha birde istanbul un en çok gayrimüslüm barındıran semtidir. ermeniler kurtuluş, osmanbey, yahudiler osmanbey, gayrettepe, levent.
`
6 7 eylül olayları`ndan sonra neredeyse yok denecek kadar azalan rumlarda tektük şişli semtlerinde barınıyorlar hala.
şişli bir tarihtir...

tekrar çocuk olmak istiyorum
şişliyi geri verin bana
annemle yine nişantaşından geçip maçka parkına varmak
bilseydim şimdi buna ağlayacağımı
daha çok koşardım orda
daha çok teleferiğe bakardım
ilkokul öğretmenimden yeniden öğrenmek hayatı
belki bu kez daha doğruca
annem uyarsa da yine koltuktan atlayıp kulağımı yarmak galiba
sırf babamın kucağında tekrar şişli etfale varabilmek için
en çok o zaman mı gezmiştim ne
aynı terasta üç teker bisikletimle her turda başka düşle
yeniden şişli , yeniden çocukluk , işte imkansız
bilmiyorum , unutmaktayım...
you don t goff me you don t goff me
mustafa sarıgül'ün bu sene hazırlıklarına başladığı yeni kuracağı parti sebebiyle belediye başkanlığını bırakırsa ve yerine kendi desteklediği güçlü bir aday koyamazsa maalesef ki büyük ihtimalle akp alacağı ilçe.
angesen angesen
kedileri müthiştir. bazıları ismen tanınır, esnaf ve mahalle sakinleri tarafından sayılır, sevilir. bahsettiğim sokak kedileridir ancak başlarına bir iş geldiğinde üç beş kişi bir olur para toplar veterinere götürür. yavru kediler sokak sakinleri tarafından yoğun bakıma alınır, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında şanslı bir bebeklik geçirirler. arada çıkıntılık yapan hayvan düşmanlarına da artık emeklilik dönemlerini geçiren dönmeler, travestiler en yüksek perdeden sesleriyle ve layıkıyla cevabını verir.
1 /