sistem

1 /
iao iao
çarkları var bunun. kocaman mor bulutlar misali bir albatros gibi süzülen... tanrının değirmenleri ağır ağır öğütür. evet, ağır ağır. ağır ağır dönen uçsuz bucaklar, çarklar... kocaman içimizden bizi bize anlatan zaman zaman aradığımız bir minik sevgi damlasındaki ışığı... neyse uzun cümle. ne diyorduk çarklar. hala dönüyor. çocuk gibi mutlu.

halay çeken bir grupta tek oturup rakı içen adamın gizemi de çarklarda gizli. dönen çarklar... sistem. sistemin kurbanları. red kit, asteriks, raksdedi kim desem bilmezsin. hiç tat ketçap reklamı izledin mi? bir kere düşündün mü? cips paketi açtın onun yerine. cipslerin içindeki çarklar. her yerde.

duvar büyük. sistemin parçası. parçalamak. parçaladıkça büyüyen yozlaşmış tüketim. beynimi tükettiniz. levent kırca. değerlerimiz. onu bile unuttuk. içindeki çocuk hala orada. çarklar. döndükçe dönen, bizi sömüren. çarkınıza sıçayım.

nerde o eski bayramlar...
chixculub chixculub
iddaa'da size hata yapma şansı veren, bahissever'in kazanmasına yönelik bir uyulama. belirlediğiniz sisteme göre oynadığınız kupondan bir ve birkaç sonucu bilmesenizde bir miktar para kazanıyorsunuz. bir başka deyimle:

para, paralar, yeşil, kırmızı paralar ,tomar tomar paralar, ya kaybedersem korkusu. kahvehane, kahvehane tuvaleti, tükenmez kalem. bak buraya yazıyorum diyen adam, maçlar, sonuçlar kısacası sistem..
50 karakter barındırmam kişilik sahibiyim ben 50 karakter barındırmam kişilik sahibiyim ben
kök salmış, iyice oturmuş, insan denilen yaratığın kendi kendini içerisine hapsettiği, dolandıkça mutsuzlaştığı, ama mutsuzluğunun kaynağının tam da kendi yarattığı şu içine sıçılası düzen olduğunu idrak edemediği, carcar söylenip yerdiği, ama tüm nimetlerinden de faydalandığı, ancak faydalanırken de binbir ödün verdiği, zaman zaman, hatta çoklula 'istediğimiz kadar götümüzü yırtalım, boğazımıza kadar battık içine, gidiyoruz!' dedirten içine osurulası şeydir sistem. evet. bu bilgisayarı nasıl aldım ki? içinde oturduğum dört duvarı nasıl edindim? şu an yazımı yazıp paylaşmak için kullandığım internet denilen zımbırtıya nasıl ulaştım? debelenme! içindesin...ne sanıyordun ki?
elyograf elyograf
bir türlü yakalayamadığım kişiliktir...

herhangi bir şirkete gidilir... bir takım işlemler yaptıktan sonra bu sistem kişiliği hemen kaçar...iş yapmak istemez... şerefsiz bir kişiliktir... şerefsizliğinin aşamaları vardır bu kişiliğin...

1.aşama

=evet, isminiz ?
-x ış ? ...
=sistem gitti...
-ne zaman gelir ?
=bekleyelim biraz şimdi gelir...
(sistemi bekleme esnasında şirket çalışanlarının samimi, bol gülüşmeli sohbetlerini dinleme şerefine erişirsiniz ve sanki her an size de bir soru yöneltilecekmiş gibi bir hava verirler sohbet ederlerken...)

2.aşama

=evet, isminiz ?
-x ışını
=bir telefon alabilir miyim?
-tabi, 0500 ?...
=sistem gitti...
-ne zaman gelir ?
=öğlene kadar zor gelir...
-tamam ben bi yemek yiyeyim o zaman ?
=hıı tabi tabi, o zamana kadar gelmiş olur...
-sistem gelene kadar benle beraber mum ışığında bir yemek ister misiniz ?
= ?...

3.aşama

=eveeettt, isminiz ?
-x ışını
=efendim anlamadım ?
-x ışını...
=tamam, telefon alabilir miyim ?
-0550 ?...
=ışını... ışını... hmmm bizim oralarda ışınlar var bilir misiniz ?
-ışınlar mı ? yok bilmem...
=tamam, peki, telefon alabilir miyim ?
-tabi, 0554 500 ?... noldu ?
=sistem gitti...
-hay sistemine... ne zaman gelir ?
=bu böyle yapıyor arada bir... yarın sabaha anca gelir... gel birer çay içelim istersen... ışını... ışını... çok tanıdık geliyor ama...

4.aşama

-bir işlem yaptırmak istiyordum ben...
=yaptıramazsınız...
-niye ?
=sistem gitti, 5 gündür bekliyoruz...
-5 gün mü, 5 gün azmış ya... karşı şirkettekiler 11 gündür bekliyormuş artık umudu kesmişler, bi ihtimal sistem gelirse ağzını burnunu kırcaklarmış... sinirli sinirli bekliyor hepsi, o neşeli şirket sohbetlerinden geriye pek bir şey kalmamış...
çilingir çilingir
maskeli insanlar sayesinde oluş(turul)an yapı.

hepsi sahtedir. hepsi nefret ederler sistemden. ancak maskeyle gizlerler bu nefreti.

güven sorunu da buradan ileri gelir.

herkeste bir maske var, altında ne var bilemiyoruz.
yerçekimli karanfil yerçekimli karanfil
sistem; söylem üretir, sembol üretir, klişe üretir. sistem varsa, orada, kitsch de vardır. hatta sistemin ve organlarının bekası için sisteme tabi bireylerin sahip olması gereken duygusal güç ve devamlılık, kitsch sayesinde sağlanır, diyebiliriz. çünkü kitsch; duyguya yöneliktir, doğrudandır, eğretilemez, ajite eder, birleştirir, slogan üretir, şiir yazdırır, marş söyletir, kitleseldir.

haliyle kitsch, estetik bir biçim/biçimsizlik olmasının yanı sıra, sistemin elinde, çok güçlü bir silaha da dönüşebilir.

yağmurlu yirmi dokuz ekimlerde gözlerinden yaş süzülen atatürk heykeli, ardından, bu heykelin fotoğrafını çeken adam ve belki hafif alaycı bir anıştırma için, heykel fotoğrafı çeken adamın fotoğrafını çeken bir postmodern. "atatürk ağladı" gazete manşeti. gözlüklü ve son derece emekli bir baba. gazeteye bakıyor. duygulandı.

"bize bunu nasıl yaparsın" kitsch'in dik alası, tek eşli algıyı yücelten, kof ama direkt, duygusal, acıklı, yüksek sesli bir cümle. sistem, tek eşlidir. unutmayalım.

sistem, baskı kurar. bazen süsleyerek, bazen doğrudan. kitsch, bu baskıyı estetize eder ve öyle bir sunar ki, bütün bunları gerçekten hissettiğin yanılgısına kolayca kapılırsın. sistemin kitsch'i aslında, yücelik yanılsamasıyla, oldukça saldırganken; sen, hezeyanlar içinde, kendi kanınla milli bayrak renklendirirken bulabilirsin kendini.

her sistem, kendi kitsch'ini elbet üretir. mutlak bir yokluk var kılınmadığı sürece, bundan ne kadar uzak durabiliriz, emin değilim.

yapmayın öyle şeyler.
blackpns blackpns
belirli bir sürecin devamini sağlayan düzenek. aktif rol oynayan aktörler bütünü, bir kurulu ideal şekilde işlemesini amaçlayan organizasyon.
1 /