slaven bilic

2 /
prezerlatif prezerlatif
basın toplantısında "terim ile konuşurken o ara burnumu karıştırıyodum, hatta dikkat edin parmağımın ucundakini pantolonumun arkasına sürdüm" dese bu kadar tepki çekmezdi.

ayrıca küpe yüzünden niye bu kadar ibne dedik bu adama anlamadım. yüzük taksa orospuuuuuu çocuuuu mu dicektik?
marjane und eudaimonia marjane und eudaimonia
türk milli takımı hakkındaki yorumu ile tebessüm yaratmıştır:

"türkler ilginç bir biçimde kazanıyor. hem kaliteleri var, hem de başka birşey. o, yalnızca türklerde var. onun ne olduğunu tarif edemiyorum, anlayamıyorum. böyle giderse final oynarlar."

ya işte biz böyleyiz...
ocean spray ocean spray
20 haziran 2008 hırvatistan türkiye maçında fena halde fatih terim'den rol çalmış uvertür insan. sanıyorum terim o stattaki dev ekranı her kesişinde ''yine mi bu lan, beni niye çekmiyolar? müfit, oğuz küpe bulun lan bana, bişey yapınn!'' deyu hayıflanmıştır.
ha, assolist yine çıkıp söyledi sonra ayrı.
bir de kendisine anadolu rock'ın çok yakışacağını düşünüyorum o jest ve mimiklerle desteklediği halde müziğini...

(bkz: indir o elini komşum)*
all your base are belong to us all your base are belong to us
genel türk futbol izleyicisinin anlayamayacağı stilde futbol ile bağ kurmuş ve haksız eleştirilere maruz kalmış kişidir.nereden saldıracağını bilemeyen arsız,kültürsüz köşe yazarları küpesinden,grubundan çekmeye çalışmış ama maçın imkansız skorundan sonra o kadar psikopat hareketlerine rağmen godfather fatih'e sarılarak futbolun başka renklerini göstermeyi başarmıştır.
hplovecraft hplovecraft
erken ötmüş horozdur. kafası da kesilmiştir bir güzel. öyle maç bitmeden ''bittiniz , maç bitti'' hareketleri yaparak ağır göt olmuştur. değil heavy metal topluluğu sahibi , dio nun erkek kardeşi olsa kaç yazar. sikimizde değildir haliyle. fatih terim e bir ara ''sus'' işareti yapmış , karşılığını alınca da yerine dönmüştür. maç bitiminde imparatora sarılmıştır falan ama , ona da orgazm sonrası sigara diyoruz biz buralarda. geçmiş olsun b(p)ilic.
noscho noscho
yaptığımız araştırmalardan öğrendiğim kadarıyla bu adamı şimdi yerden yere vuran insanların %90'ı kendisine zamanında "vaay cool adam, işte teknik direktör dediğin böyle olmalı, hırvatlar süper top oynuyor" diyormuş. bununla kalmayıp o %90'lık kesim, bir zamanlar fatih terim'e "yaa elensek de şu herif gitse, salak dangalak" diye sövüyormuş.
arion arion
bir futbolcu düşünün ki ülkesinin formasını 44 kere taşıyıp 3 de gol atıyor.
bir futbolcu düşünün ki formasını giydiği milli takımın başına geçiyor.
bir futbolcu düşünün ki takımını zor günlerinde yarı yolda bırakmamak için everton'un 4.5 milyon pound'luk teklifini reddediyor. ( bu dayanışması için west ham united futbolcusuna 200.000 pound armağan ediyor.)
bir genç düşünün ki futbol oynarken bile üniversiteyi hayal edip hukuk diploması alabiliyor.
bir insan düşünün ki bir yanda futbol bir yanda da üniversite varken müziğe de ilgisini eksik etmeyip devam eden yıllarda bir heavy metal grubunun gitaristi oluveriyor.
bir insan düşünün ki almanca, ingilizce ve italyancayı akıcı derecede konuşabiliyor.
bir teknik direktör düşünün ki bazı muhafazakar kesimlerce hala bir tabu olarak görülen küpeyi takıp oyuncularına direktif vererek bir ilki gerçekleştiriyor.

dizginlenemeyen milliyetçi duygularla çamur atılan, tu kaka edilen, dalga geçilen bu yetenekli insan çeyrek final maçında "mucizevi" bir şekilde yendiğimiz hırvatistan milli takımı'nın teknik direktörü slaven bilic'tir.

e bir fatih terim'i düşünün bir de slaven bilic'i. hangisiyle stadyumun dışında bir yarım gün geçirmek, şehirde bir tur atmak daha eğlenceli ve renkli olurdu?
paleface paleface
a milli takımımızın "ver gazı" taktiğini şöyle tanımlayan adamdır;

"türkiye'nin 3 maçını izledim, taktiği ne, oyun stratejisi ne, hangi oyuncu nerede oynuyor çözemedim"

biliç abi, sen bilmezsin bizde senin başındaki saç kılı kadar yeşil sarıklılar vardır. sen hala türkiye'nin yarı finalde olmasını tekniğe, taktiğe, stratejiye mi bağlıyorsun? biz fatih terim'e rağmen buradayız.
vicious circle vicious circle
milliyetçi duygularla, ülkesinin milli takımına hem futbolcu hem teknik direktör olarak hizmet eden, hem küpeli hem takım elbiseli, hem gitarist hem hukukçu üstelik karizmatik de olsa (fena halde tartışılır ya bu neyse), ağır abi tavırları, şişkin egosu, ne idüğü belirsiz taktik anlayışı olan bir fatih terimle asla kıyas edilemeyecek kişidir.şehirde tur atma gibi fanteziler bir tarafa bırakılırsa gayet açık olan nedeni görmek pek de zor olmayacaktır.fatih hoca çeyrek finalde 'kazanan' şanlı 'türk' milli takımının, o da 'kaybeden' rakip 'hırvat' takımının başındadır ve 120. dakikada bilic in o karizmatik parmağını karizmatik takım elbisesinin içine sokan golü atan semih fatih hocanın öğrencisidir.(bkz: oh olsun)
semihagalar semihagalar
yeni şarkısını türkçe olarak seslendirip türkiye'ye itafen o güzel mısralardan bir kaçıda elimize geçtiği düşünülürse, sözler ;

dakika 120+2 ellerim ceplerimde
ne yapıyor bu çılgın türkler
golmü yoksa o semih in attığı
inanamiyorum inanamadım ben buna.

gibi olacaktır sanırım.
2 /