sobalı evde büyüyen çocuk

1 /
oehh oehh
sobanın üzerinde kızartılmış ekmeğe tereyağı sürerek yemenin lezzetini ve soba üzerinde pişirilen kestanenin lezzetini tatmış çocuktur.
gxix gxix
annesinin gözü gibi bakıp evladı gibi sevdiği birbirinden değerli vepa tarakları bir bir sobanın üzerinde araba misali gezdirerek eriten çocuktur.

aradan 20 yıl geçmesine rağmen "sen benim taraklarımı erittin eşşek sıpası" nidalarını işiten çocuktur.

(bkz: hey gidi hey)
pastaci pastaci
hele bir de bu soba auer ise köşe demirlerini sürekli düşüren, mikasına oklava sokup delen çocuktur. baca çekmeyip soba tüttüğünde öksürendir. her yaz sonu odun taşıyan çocuktur, elleri ayakları toz içinde kalandır. binbir zahmetle odunluğa indirdiği odunları kova kova yukarı çıkarandır. her kovada bin kere lanet eden, ama sobanın yanına oturduğunda odunun yanış sesi ve sıcaklıkla tüm her şeyden sıyrılan çocuktur.

evin tüm cepheleri pencereyse götü donan çocuktur.
sycrone one sycrone one
kışları odasını bırakıp sobanın olduğu odaya taşınan çocuktur.sabahları annenin sobayı alevlendirme çalışmaları üzerine çıkardığı seslerden uyanan,sobanın içi geçerken ayaklarını sobaya dayamayı seven çocuktur.mavi leğende soba yanında banyo yaptırılıp banyo sonrası asprin içirilen de bu çocuktur.

ha bide her kış başı kömür devirirler kömürlüğe.tek tek onları taşır yardım etme babında.
emma emma
karlı bir günde okuldan gelip üşümüş ayaklarını çorap takviyesiyle sobaya dayayan, belli bir zaman geçip üşüme duygusu yerini yanma duygusuna bırakınca ısındığının farkına varan, ufaksa sobanın yanındaki bir leğenin içinde annesi tarafından yıkanan, saçlarını kurutmak için saç kurutma makinasına ihtiyaç duymayan, gece sobadan gelen çıtırtıları dinleyerek uykuya dalan, uyandığında soba çoktan söndüğü için ürpererek yorganına sarılan çocuktur.
pati pati
sobanın kurulduğu odada ailece oturulduğu için hep ne kadar iç içe ve mutlu bir ailede yaşadığını hissedebilmiş,sobanın üstünde kendi kurabiyesini kendisinin pişirmesine şaşırıp kalan ve kendisiyle gurur duyan,sobada ateşi izlemeyi seven ama hep anne babasının uyarılarınd dolayı ateşten en çok korkan çocuktur.ilerde o günleri hatırlayıp özlemesi de muhtemeldir.
clementine clementine
yazları en az bir gününü, bir şişe kolasına kömür taşıyarak geçiren çocuktur. o kola için bütün mahallenin kömürünü taşımaya razı olan çocuktur ayrıca.
nell nell
dışardaki buz gibi havayı yedikten sonra, sobanın hemen yanıbaşında mayışıp, o sıcaklığın verdiği keyfi tadabilmiş çocuktur. zira, kaloriferli evde her oda biraz sıcaktır, sobalı evde ise tek oda çok sıcaktır. dışarıdan gelen biri için asla aynı duyguyu veremez kalorifer
1 /