sobalı evde büyüyen çocuk

102 /
nils holgersson nils holgersson
muhtemelen en az bir kere eve kömür, odun taşınmasına yardımcı olmuştur. soba borularının geometrik yapısına kafa yormuş, elini harlı yanan sobaya değdirerek hatırı sayılır bir acı hissetmiş ve yine yanan sobanın üstüne tükürerek meydana gelen köpük buhar karışımının dansını seyretmiştir.

soba eşittir çocukluk diyebilirim. nostalji coşturur.
üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
ulan gelin iki odun kömür taşıyalım, sobayı kuralım deyince şener şen gibi topukları götüne vura vura kaçacak elemanlar geliyor burada sobalı ev güzellemesi yapıyor, allahım ya, yok kestaneydi yok güğümde su kaynatmaydı, yok götünü sobaya kaptırmaydı, ulan lodos çıkmasa da gece battaniyeden yorgandan kat çıkmasak diye dua ediyordunuz arkadaşlar, ne çabuk unuttunuz?

ben quartz sobasıyla, o ayağınızın dibine koyduğunuz fanlarla, battaniyeyle büyüdüm. gelip de burada yana yakıla özlemiyorum o günleri sizin gibi.

gelip burada sefaleti zorluğu övmeyin bize kardeşim, rica ederim
2
terminal tedirginliği terminal tedirginliği
ilk oda parfümü olarak sobanın üzerine bırakılmış portakal kabuklarının kokusunu bilen, sobadan gelen "çıt, çııt, çıt" yanma sesi ile huzur bulmuş olan, pazar geceleri şahane pazar ile gülmüş çocuktur.

aynı zamanda, ömrünün geri kalanında "hiçbir şey soba gibi ısıtmıyor abi" diye cümle de kuracaktır. çünkü soba, içimizi de ısıtan bir şeydi.
delikadirulen delikadirulen
sobalı evde büyümek çocuk için zevkli tabi. ben üniversiteye hazırlanırken evimiz hala sobalıydı. iki soba vardı bir de evde bir oturma odası bir de benim odamda. ders çalışırken üşümeyeyim diye. bir sobanın bile külünü döküp yenisini koymak dertken biz iki tanesiyle uğraşırdık en çok annem olmak üzere. yani çocukken zevkli de büyüdükçe dert oluyor sobalı ev. yoksa küçükken banyodan çıkıp koşa koşa sobalı odaya gitmek, sıcacık odadan çıkıp buz gibi tuvalete gitmek bile zevkli.
hedef ben miyim tayfun hedef ben miyim tayfun
benim oğlumdur. malesef buraya henüz doğal gaz gelmemiş , e biz de yeni taşındık mecbur bu kışı soba ile geçirdik. ama sanırım klima kurtaracak gibi , o yüzden bir sonraki kış için bu kategoriye dahil olmayı düşünmüyoruz.
laviniajesenska laviniajesenska
soba diyince aklıma hep o hazin anım gelir.
bizim evde soba çok harıl harıl yanmazdı ben de dışarıdan gelince borusunu tutardım avuçlarımla az daha ısınıyım diye. lakin ben o çocuk kafamda düşünürdüm ki herkesin sobası bu sıcaklıktadır. bi gün başka bir evde yine boruyu tuttum. o an anladım ki boruyu tutmuştum hakketen. uzun süre bi şeyi tutamadım :,(
topalkırkayak topalkırkayak
sobanın üstünde yapılmış kestaneyi özlüyordur muhtemelen. tefal actifry diye bi dalga var. hiç sobayı aratmıyor. deneyin, pişman olmazsınız. kestane yapmak için alınmaz da, aklınızda olsun işte.
mei kusakabe mei kusakabe
büyüdüm 1 miktar. bana daha ziyade diğer bütün anneanne evi itemlarlarını çağrıştırıyor. duvara gömülü banyo dahil. şöyle bir şey kastettiğim.




bi de serbest çağrışım olduğundan anlattığımda "cool story bro" ya da "gülmedim kanka" şeklinde tepkiler alacağım anılar geliyor aklıma. üzüm çiğnemek için kocaman taş bi tekne vardı. çocukken de kafam pek çalışmazdı. "ben bunu havuz yapçam ehehe" diye, kimseler görmeden su doldurmaya kalktım. sonuç olarak " te o sular ne kızım! şakıttın, işla yaptın ma! (h)asaaaan!, iskendeer! alın gütürün bu çüpçeyi (h)astalanacak! şeklinde feryat figan basıldım.

hülasa, güzel bir çocuktur bu.
5
102 /