sokak kedisi

1 /
stone cold stone cold
istanbul'da olanlarının fazlaca yüzsüz olduğu kanaatine varmamı sağlayan kedi grubu.efendim,istanbul'a göre çok küçük şehirlerde kedilerin kendi çaplarında bir kültürleri vardır.genellikle çöpleri karıştıran bu grup,en az 15-20 metre ötedeki sesleri dikkatli bir şekilde dinlerler;en ufak bir şüphede tabanları yağlarlar.çöpü atan birinin herhangi bir kediyle karşılaşma ihtimâli çok düşüktür.

istanbul kedileri öyle değil maalesef.çöp atmaya gitseniz bile istiflerini bozmadan maden aramaya devam ederler.ancak çöpü olduğu gibi başlarından aşağı boşaltmaya yeltenince ya da torbayı üzerlerine doğru fırlatınca kaçarlar.fazla uzağa gitmeleri mümkün değildir,az sonra getirdiğiniz ganimetlere de göz atacaklardır.

yapılan denemelerde bu hayvancağızlara kesinlikle herhangi bir zarar verilmemiş;kuyruklarından tutup havada sallanıp fırlatılmamış ya da "lan şunun kafasını yarıyım" deyip en yakındaki taş kafalarına atılmamıştır.olaylar sadece çöp boşaltma seanslarında geçmekte olup,kedilerin ne olursa olsun dört ayak üstüne düşmeleri gerçeğinin tekrardan kanıtlanmasını sağlamıştır.
pandoranın email kutusundan pandoranın email kutusundan
sözleri kayahan'a ait bir nilüfer şarkısı, esmer günler albümünde yeralır.

sözleri şöyledir:

gel yine küçüldü saatler
zor benim işim bilemezsin
kah sana boyanır gözlerim
kah içimi bulutlar sarar
can sana bölünür uykular
ah seni çeker canım işte

yoksun yoksun kaç gün ya
vurgun yorgun derbeder
bir buz gibi kış gecesinde
bu sokak kedisi yapayalnız
medium medium
sevgiye muhtaç kedidir, hergün yiyecek araması sokaktaki onca acımasız insana karşı kendini koruması gereken. işte tüm bu sebeplerden dolayıda kollanması mümkünse sahiplendirilmesi gereklidir.
muglak muglak
hele bir de yavru ise içinizde şefkate dair ne varsa alt üst eden kedidir. eve tam girecekken açlıktan mütemadiyen miyavlayan bir kedi sesi takılır kulağınıza. etrafınızı kolaçan edersiniz. işte oradadır. usulca yanına yaklaşır ve onunla ses tonunuza şirinlikler katarak konuşmaya başlarsınız. masum bakışları beyninize adeta çakılır. onu orda koyveremezsiniz. hemen bakkal amcadan bir paket süt alınır. ziyafet elbet bu şirin kediciğin en tabii hakkıdır. önüne sürdüğünüz sütü iştahla yemesi sizi de keyiflendirir. nerde ulan bunun annesi diye bir yandan da söylenirsiniz. her zaman ilk sorgulanan anneler olacaktır bittabi. yalnızdır. kimsesizdir. zaten o sıralar kıyısından tutunduğunuz hayatta, bonkörce tükettiğiniz gülümseyişlerinizin bir kez daha yüzünüze yayılmasına sebebiyet verir bu kedicik. karnını doyurduğunda onu incitmemecesine ellerinizin arasına alır ve kucağınıza koyarsınız. üşümüştür. ısınması lazımdır. karnının doyması ve kurulduğu sıcak kucak (övünmek gibi olmasın) hasebiyle göz kapakları ağırlaşmaya başlamıştır. bu ahvalin verdiği huzuru anlatmak için düşündüğünüz her kelime kifayetsizdir. bir kediciktir o an iç huzurunuza sizi kavuşturan. ''ulan kimsenin yapamadığını sen mi yapacaktın'' der minik bedenini farkettirmeden, ona kıyamadan okşarsınız. '' kediler nankördür'' tezini bir anda çürütürsünüz kafanızda. zira bu minik kedi ona yaptığınız güzelliğin mükafatı olarak uzun zamandır aradığınız huzurunuza kavuşturmuştur sizi. daha ne olsundur. özledim be.
nisan cadısı nisan cadısı
delikanlı kedi türü. bunlar genel kanının aksine nankörlük etmez, sonuna kadar doğrularını savunurlar. bildiklerini okurlar, cesurdurlar, kavgadan kaçmazlar. hayatın sillesini yemişlerdir bir kere, bir daha asla iflah olmazlar. onları temiz ve sıcak bir yuva değil, sokakların kiri paklar. özgür ruhludurlar, istediğiniz kadar ev kedisi yapmaya çalışın onları, dünyanın imkanını sunun, tek patileriyle geri çevirirler bu nimetleri.
metropolsalagi metropolsalagi
genetik şifreleri hiç değişmez. şöyle ki: yıllar önce ankara'da bir kış günü,belki bir haftalık var ya da yok, bir yavru kedi aldım sokaktan. ev ortamına soktum,pınar sütle besledim. piraz palazlanınca wiskas mamaya başladık. haftada bir banyolar,kedi şampuanları,veteriner kontrolu filan.kedi için sürekli değişen ve gelişen yaşam koşulları. fakat değişmeyen bir tek şey vardı: kedinin huyu. perde arkasına sıçmalar,acele acele patileriyle gizleyerek, boğulacakmış gibi hırlayarak yemek yemeler,banyo yaptırırken kıyamet kopuyormuşcasına ciyaklamalar...
bardağı taşıran damla güneşli bir bahar günü oldu. tertemiz caddede in kucağımdan sen,nereden bulduysa artık,git çöplüğe dal çöp kovasının içine.
oracıkta,hemen,öylece bıraktım o'nu ardıma bile bakmadan. "ait olduğu yerde şimdi" diyerek ve de sevinerek üstelik.
neondental neondental
1988 eurovision türkiye finalinde kayahanın seslendirdigi şarkı. sanatçıya bu şarkıda grup üç nesil vokal yapmıştı. eseri daha sonra da nilüferde repertuarına almıştı.
pruebelle pruebelle
en çok sevilen kedi türüdür, sahiplenmesi kolay(tek kuruş ödemeksizin), bakımı kolay( feleğin çemberinden geçmişlerdir ne de olsa, yiyecek temizlik aramazlar), eğlencesi bol( sokakta her numarayı kapmışlardır veletler) artı çok sosyaldirler sıkıldınız mı bilmem kaçıncı göbekten kuzenini veya eniğini ya da bilumum akrabasını dostunu da sahiplenir arada değiştirir hatta evinize getirmeden ilişki kurabilirsiniz. siz hala denemediniz mi
sadder and wiser sadder and wiser
amerika'da neredeyse hiç görülmeyen, avrupa'da da büyük şehirlerde pek rastlanmayan kedi sınıfı. istanbul belediyesinin en güzel beceriksizliği dolayısıyla bol bol karşılaşırız kendileriyle sokaklarda. kediseverler için sabahları günışığı değerindedirler, hatta yoğun bir günün eve dönüş yolculuğunda duyulan yavruların miyavlama sesi o kediseveri mutludan öte yapacak güce sahiptir.
sokak köpeklerine oranla kaza geçirme oranları daha yüksek olsa da insanların gazabından kendilerini korumada daha çeviktirler köpeklere göre. ayrıca şanslılar, en azından istanbul'dakiler; özellikle son yıllarda kedi mamalarının ucuzlaması sayesinde birçok köşe başında kedisever kentlilerin bıraktığı yemeklerle beslenebiliyorlar.
kazein kazein
bugün gördüm birini yerde ki su birikintisinden su içiyodu o minicik pembe dili ile. kıyamadım.. alıp eve götüresim geldi ama su içmesine engel olmak istemedim, çimlerde hoplayıp zıplamasını bölemedim. '' belki bir yerler de anneciği vardır '' dedim ayırmak istemedim. pek de sevimliydi siyah-beyaz tüyleri, minicik patileri ve iri iri gözleri vardı ama kıyamadım ki. bir daha gördüm mü su içiyomuş filan dinlemeyip kucakladığım gibi eve getiricem evde damacana ile su içer sıcacık sıcacık. onların da sıcak bir yerde yatmaya, düzenli yemek yemeye, oynamaya hakları var *
selenosistein selenosistein
geh pisipisi diye yakalanıp, eve getirilip, bir güzel yıkanıp, bitleri ayıklanıp, köşedeki kuma nasıl sıçılır eğitimi verilip, adına da ponçik dendikten sonra ev kedisi statüsüne yükselen tatlı bıcır yaratık.
recai pengül recai pengül
soğuktan donmuş, aç, pis ve hasta bir sokak kedisinin onu içeri alıp azıcık süt/ekmek verip, sıcak bir yere koyduğumda hemen memnuniyetten guruldamaya başladığını görmek beni tüm hayata yabancılaştırıyor.
1 /