sokak köpekleri

11 /
psamathe psamathe
neredeyse çocukluğumdan beri sokaklarda yaşayan hayvanlara elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. beslenmeleri ve hayatta kalmaları adına mevsim ve saat farkı gözetmeksizin ve hatta kendi sağlığımı riske atma pahasına yapıyorum bunu. gece yarısı diz boyu kar ve tipi varken, kartondan yaptığım evlerin içine eskimiş yünlü şeyler koyup, kuytu köşelerde onların sığınabileceği yerlere ellerimle hem yemek hem su verdiğim sayısız gün olmuştur. hiç bir derneğe filan da üye değilim bu arada. 20-25 kiloluk hasta köpeği yokuş yukarı sırtımda taşıdığımı da bilirim, gözlerimin önünde can vermek üzere olan bir sokak kedisine müdahale edemeyişimin yüreğimde yarattığı kapanmayacak sızıyı da. bunları söylememin nedeni ne takdir görmek ne de birilerinin övgüsüne ihtiyaç duymak. sadece onlar için yapıyorum ve onların sevgisi ve bana yaklaşımları da alabileceğim en büyük ödül zaten. ama diyeceğim o dur ki benim de bu başlığa bir kaç şey karalamam kaçınılmaz oldu artık.

evet belirli aralıklarla sokak köpeklerinin saldırısına maruz kalan, yaralanan, hatta canından olan insan haberlerini görmek beni de üzüyor ve sarsıyor. aksi gibi görüntüleri de izliyorum ve üzüntüm ikiye katlanıyor. sadece bir köpek tarafından kovalanan insanın yaşayacağı tramvanın bile çok sarsıcı olabileceğini biliyorum. zira ben de çok ufak yaşlarda, bir sokak köpeği tarafından kovalanırken, tabir yerindeyse topuklarım kıçıma vura vura ve ağlar biçimde kaçmıştım. o gün ısırılmadım ama o korku bile beni uzun yıllar etkilemişti ve hala gözüm de canlanır o anlar. dolayısıyla hayvanlardan korkmanın ne demek olduğunu bilirim. hayvan sevmemeyi de anlayabilirim. zaten kimse hayvanları sevmek zorunda da değil. ayrıca "her hayvansever, aynı zamanda çok iyi insandır" gibi saçma bir genelleme de yapmam.

sokaklarda köpeklerin varlığı, hem onlar hem de insanlar için zaman zaman çok üzücü durumlara neden oluyor. çoğu insan tepkisini barınaklara gönderilmeli şeklinde ortaya koyuyor. bu bir çözüm mü ? evet neden olmasın. ancak hayatında bir kez bile barınak görmemiş insanların, gözlerinin önünde olmadığı için, onların orada çok iyi beslenip çok iyi şartlar altında yaşadıklarını düşünmeleri tam bir aptallıktır. inanmayan o hassas kıçını kaldırıp en yakın barınağa gidebilir. olaya; "bu benim sorunum değil, belediyelerin sorunu" diye bakabilirsiniz elbette. ancak aynı belediyelerin, sizlere yönelik hizmetlerini yetersiz bulmaya gelince de dilinizi bir zahmet müsait bir yerinize sokun derim. zira böyle düşünmeniz, sizin bencil aşağılık bir varlık olduğunuzun ispatı olur. ha ben barınağa da karşıyım toplu halde katledilmeli diyenlerdenseniz, sizin gibilere söylenecek bir söz kalmıyor zaten. sırf aynı türden olduğumuz için öyle tipleri savunacak değilim. böyle insanları gözümün önünde köpekler parçalasa müdahale etmem emin olabilirsiniz.

bir de şöyle bir durum var. belki gözünüzden kaçıyordur, hatırlatmak isterim. sokak köpekleri saldırısına uğrayan insan sayısı yılda atıyorum 100 (yüz) ise, emin olun ki insanlar tarafından sokaktaki canlılara, "bilerek ve isteyerek şiddet uygulanmasının" sayısı bunun 100 katıdır. sadece havladığı için bile, köpeğin başına demir çubukla veya benzer sert cisimlerle vurulduğunu bilirim. kedilerini gözlerini oyan, köpeklerin kuyruklarına teneke bağlayan, onları mizah !!! meselesi haline getirmek adına türlü işkenceler edip, bunları sosyal medya üzerinde paylaşan insanları da biliyorsunuz herhalde.

sokakta yaşayan köpeklerden olan "asena" isimli dostumun kafasına bir "insan!!!" tarafından uygulanan şiddet ve aynı köpekle benim daha önce çekilmiş olduğum fotoğrafları ekliyorum. bu arada aslında dikiş atılması gereken bir yaraydı ancak ne yazık ki zaptı mümkün olmadığı için sadece oksijenli suyla temizleyip, bazı merhemler sürerek yaranın mikrop kapmadan kendiliğinden kapanmasını bekledim. şimdi durumu daha iyi.








edit : çözüm önerim elbette öncelikle kısırlaştırma, sonra da gerçekten düzgün şartlar altında yaşayabilecekleri alanların sağlanmasıdır. 1 metrekarelik kafesler içinde birden fazla sayıda köpeğin bir arada tutulması değil yani. öyle olacağına sokaklarda yaşasınlar daha iyi. aslında kedi, köpek sahipleri bilirler, kısırlaştırma işlemi çok zaman alan bir işlem değildir. ancak bunun maddi bir karşılığı olduğu ve dahası ciddi bir ekip işi olacağı da aşikardır. gelişmiş batı toplumlarında sokaklarda bir tane hayvan göremezsiniz diyenler, o ülkelerde sadece sokak köpeği değil, çoğu tür için özel birimler oluşturulduğunu da biliyor olmalılar. yani bu barınak önerisi, sistemi oturmuş ve medeni toplumlarda elbette akla yatkındır ama bizim gibi hiç bir konuda sistemi olmayan ülkelerde, barınak olayı olsa olsa toplama kampı işlemi görür. aklı başında hayvanseverlerin tepkisi de bundan kaynaklanıyor zaten. yani adam akıllı şartlar sağlandıktan sonra ben de sokak köpeklerinin, insanlarla iç içe yaşamasını ve bundan kaynaklı risklerin oluşmasını istemem.
galatadanuçtum galatadanuçtum
ortaokula giderken, fabrikalar arasında kullanılmayan kestirme bir yoldan geçerdik. yaklaşık 15- 20 köpeğe ev sahipliği yapan ıssız bir ara yoldu. ordan geçerken toparlanır, tırstığımız için ani hareketler yapmadan, efendi efendi takılarak aralarından yürürdük.

genelde bize aldırmazlardı. bir gün bir tanesi havladı ve bir anda bizi çembere aldılar. havladılar, kokladılar ve geçmemize izin verdiler.
bir daha da taciz etmediler. okul bitene kadar o yolu kullanmaya devam ettik. kimse kimseye karışmadı.
belki şanslıydık. belki yaşam alanlarına saygı kavramını içimize işlemişlerdi bilemiyorum.

edit: şimdi olsa uzun yolu tercih ederim. tırsıyorum. insanlar gibi hayvanların da huyu suyu değişti.
neondental neondental
hindistandaki ineklerin durumu ne ise türkiyede sokak köpekleri de aynı durumda. iki türe de kimse karışmıyor ve yenmeleri de yasak yada olagan dışı. çagdaş ülkelerde sokak hayvanı kavramı yoktur çünkü sahipsiz evcil hayvan kavramı yoktur. sahipsiz evcil hayvanlar çeşitli rehabilitasyon merkezlerinde rehabilite edilerek isteklilere verilir yada barındırılır. kurtların bile çöplüklerden yiyecek aradıgı bir cografyanın tuhaf durumda ki bazı yerleşim yerlerinde organize sokak köpekleri tarafından püskürtülmeleri bile açıklanan fenomenin karmaşıklıgını göstermektedir. aslında işin en komigi ise sonunun çözüm öznesi olan yerel yönetimlerin yönetimine talip olan binlerce yerel siyasetçi adayının zamanı hızla yaklaşan yerel seçimler öncesi yumurtladıkları cegiz-cagızlı onbinlerce proje içinde evcil hayvanlarla ilgili somut projelerin bir elin parmakları kadar az olmasıdır.
absimiliard absimiliard
fanatizm boyutlarinda insanlarin agzina konu edilen kopekler. oyle ki artik inanilmaz derece irrite eden bir fanatizm konusu oldular insanlar tarafindan.

bazi akli evveller saldirmaz diye nutuk tutmus. nasil bu tespite varabildin yuzbenlerce kopek populasyonu olan bir memlekette! kayseride olan aci verici olayin da muessibi sanirim o masum cocuklar bu zihniyete gore.

yasadigim bolgede isirilma vakalari sayilamayacak kadar cok. 2 defa ciddi manada isirilan da bir kisiyim, defalarca da sokak kopekleri tarafindan kovalandim. kopek tarafindan isirilan kisi mutlak suclu bu insanlara gore. ki bulundugumyerde parkta onlarca kopekten birine diyelim ki kar topu atan ve bunu oyun olarak algilayan cocuk "pic" mi oluyor! nasil bir fanatizmdir bu. ciddi manada bir hastalik. klinik vaka.

kayseri de hatirlarsaniz cocugun otopsi raporu aciklanmasina ragmen altinda bit yenigi aradi bazi vicdansizlar. elestiriler karsisinda ise kufurler, hakaretler ile gecistirmeye calistilar. ki karincayi incitmeyek bir kitleye de hayvan dusmani ilan edebilecek kadar empati yoksunu kisilikler.

anlamadigim husus bizim ulkemizde niye hep uclari yasiyoruz..kesinlikle saglikli bir durum degil bu.
11 /