sokak köpekleri

11 /
galatadanuçtum galatadanuçtum
ortaokula giderken, fabrikalar arasında kullanılmayan kestirme bir yoldan geçerdik. yaklaşık 15- 20 köpeğe ev sahipliği yapan ıssız bir ara yoldu. ordan geçerken toparlanır, tırstığımız için ani hareketler yapmadan, efendi efendi takılarak aralarından yürürdük.

genelde bize aldırmazlardı. bir gün bir tanesi havladı ve bir anda bizi çembere aldılar. havladılar, kokladılar ve geçmemize izin verdiler.
bir daha da taciz etmediler. okul bitene kadar o yolu kullanmaya devam ettik. kimse kimseye karışmadı.
belki şanslıydık. belki yaşam alanlarına saygı kavramını içimize işlemişlerdi bilemiyorum.

edit: şimdi olsa uzun yolu tercih ederim. tırsıyorum. insanlar gibi hayvanların da huyu suyu değişti.
neondental neondental
hindistandaki ineklerin durumu ne ise türkiyede sokak köpekleri de aynı durumda. iki türe de kimse karışmıyor ve yenmeleri de yasak yada olagan dışı. çagdaş ülkelerde sokak hayvanı kavramı yoktur çünkü sahipsiz evcil hayvan kavramı yoktur. sahipsiz evcil hayvanlar çeşitli rehabilitasyon merkezlerinde rehabilite edilerek isteklilere verilir yada barındırılır. kurtların bile çöplüklerden yiyecek aradıgı bir cografyanın tuhaf durumda ki bazı yerleşim yerlerinde organize sokak köpekleri tarafından püskürtülmeleri bile açıklanan fenomenin karmaşıklıgını göstermektedir. aslında işin en komigi ise sonunun çözüm öznesi olan yerel yönetimlerin yönetimine talip olan binlerce yerel siyasetçi adayının zamanı hızla yaklaşan yerel seçimler öncesi yumurtladıkları cegiz-cagızlı onbinlerce proje içinde evcil hayvanlarla ilgili somut projelerin bir elin parmakları kadar az olmasıdır.
absimiliard absimiliard
fanatizm boyutlarinda insanlarin agzina konu edilen kopekler. oyle ki artik inanilmaz derece irrite eden bir fanatizm konusu oldular insanlar tarafindan.

bazi akli evveller saldirmaz diye nutuk tutmus. nasil bu tespite varabildin yuzbenlerce kopek populasyonu olan bir memlekette! kayseride olan aci verici olayin da muessibi sanirim o masum cocuklar bu zihniyete gore.

yasadigim bolgede isirilma vakalari sayilamayacak kadar cok. 2 defa ciddi manada isirilan da bir kisiyim, defalarca da sokak kopekleri tarafindan kovalandim. kopek tarafindan isirilan kisi mutlak suclu bu insanlara gore. ki bulundugumyerde parkta onlarca kopekten birine diyelim ki kar topu atan ve bunu oyun olarak algilayan cocuk "pic" mi oluyor! nasil bir fanatizmdir bu. ciddi manada bir hastalik. klinik vaka.

kayseri de hatirlarsaniz cocugun otopsi raporu aciklanmasina ragmen altinda bit yenigi aradi bazi vicdansizlar. elestiriler karsisinda ise kufurler, hakaretler ile gecistirmeye calistilar. ki karincayi incitmeyek bir kitleye de hayvan dusmani ilan edebilecek kadar empati yoksunu kisilikler.

anlamadigim husus bizim ulkemizde niye hep uclari yasiyoruz..kesinlikle saglikli bir durum degil bu.
amanna amanna
modern bir ülkede yeri olmayan, barınaklarda rehabilite edilmesi gereken canlılar. sokaktan geçerken bir sürü köpeğin insafına kalınmasını, köpek korkusu olan insanların o korkuyla dışarıda gezmesini normal karşılamak hayvanseverlik değildir.
the red queen the red queen
insanlar korkuyor diye neden bir canlı türü hayatını kapalı geçiriyor? insanların korkuları kendi sorunları. içine ettiğim korkularınızı yenin madem. barınakta rehabilitasyon ölüm demek. bunu bilmemek için alık olmak lazım. burada "sokak köpekleri öldürülsün" diyenleri de gördük gerçi. korkulacak olan sokak köpekleri değil, onların öldürülmesini ya da kapatılmasını isteyen canavarlar. yemek verin çok sorun oluyorlarsa. tok olunca uysallar.
1
archketip archketip
sevgisiz toplumlarda halkta korku unsuru yaratmaları normaldir. yemeklerini, sularını ve sevgilerini bulmalarına yardımcı olursanız sokakların neşesi haline gelir, size beklemediğiniz anlarda karşılıksız sevgilerini sunabilirler. korkmayın, kollayın.
ventura ventura
sağolsunlar çılgınca koşup kovalama mesailerinin büyük bir kısmını bende tüketiyorlar. sabah akşam, yaz kış ayırt etmeksizin çılgın bir adanmışlıkla, sayamadığım kadar çok kez, kabaca n! diyelim, kovalanmış olmama rağmen seviyorum bu serserileri. laftan anlasalar kovalamayacaklar ama anlamıyorlar işte, anlasalar okula yazdıracağımızı bildiklerinden anlamamazlıktan geliyor olma ihtimalleri de yüksek tabii. lan siz manyak mısınız, hızlıca dönen tekerlek miyim ben, ne bu telaş? diyorum mesela bazen, bakışlar çok anlamlı ama cevap gelmiyor. sükut ikrardan gelirmiş, o sebeple anlıyorum ki o gün yine tekerlek olarak uyanmışım, çocukların bir suçu yok. tamam kovalayın lan hakkınız bu sizin diyorum, yık yaa böyle tadı olmyo der gibi dağılmaya başlıyorlar. hem baştaki o deli heyecanlarına hem de sanki tüm o taşkınlıkları başkası yapmış gibi sonradan cool cool çekip gitmelerine bayılıyorum. gitmesenize lan deliler diye laf atıyorum, hiç oralı olmuyorlar. bu tatlı çocuklardan şikayet eden insan hiç karga tarafından mimlenip kovalanmamıştır kesin, kovalansa gider sokak köpeklerin yanına diz çöküp af diler, verin o mübarek patilerinize patik öreyim de üşümeyin diye şükranlarını sunar. hatta beni de alın aranıza şu köşede kıvrılır yatarım bile diyebilir.
kareondokuz kareondokuz
sokağa o köpekleri atan yine hayvan severler değil mi? gökten zembille inecek değil. doğurduğu zaman birilerine hediye ediyorlar. bakamayınca aracıyla bir yere bırakıyor. hediye eden sorunca da kaçtı diyor. hayvanı sevmeyen neden sahiplensin ya da olmayan hayvanı nasıl sokağa atsın. savunup duruyorlar ya. şaşırmışlar.
11 /