sokak köpekleri sorununun çözümü

1 /
daybyday daybyday
karınca börtü böcek sinek kuş hatta yağmurda açığa çıkan çoğumuzun koku zannettiği organizmaları dahi çok seviyorum. özellikle köpekleri de ayrıca bir seviyorum. fakat sokak köpekleri çok çok ciddi bir sorun. sabah koşamıyor gece geç saatte eve gidemiyoruz. gidemiyoruz çünkü saldırıyorlar. sen nasıl yaklaşırsan yaklaş sokak köpekleri saldırıyor. bu gerçekten çözülmesi gereken bir şehir sorunudur. assagi da ekşisözlükten izinsiz olarak bir entry paylaşacağım. çalışma için çok teşekkürler hacıt hem çok uzun hemde araştırma verileriyle birlikte verilmiş değerli bir çalışma olmuş duygularıma tercüman entry aynen şöyledir:
uzun bir entry olduğu için çok fazla okunmayacağının farkındayım. o nedenle başlamadan önce, bir abstract misali, yazıyı kısaca özetleyeyim.

ön bilgi 1: sadece izmir'deki sokak köpeği sayısı (2015 verilerine göre) 400 bin'in (haber), sadece ankara'daki sokak köpeği sayısı (2008 verilerine göre) 100 bin'in (haber) üstündedir.

ön bilgi 2: sadece izmir'de her gün 60 kişi ısırılma şikayetiyle sağlık kurumlarına başvurmaktadır (haber). türkiye'de sokak köpeklerinin oluşturduğu tehlikenin boyutları hakkında bilgi sahibi olabilmek için şu bağlantılarda verilen örneklere bakılabilir: insan ölümleri, insan yaralanmaları, diğer hayvanlara yapılan saldırılar.

sonuç: bilimsel araştırmaların da söylediği gibi türkiye'de uygulanan sokak köpekleriyle mücadele yöntemi son derece etkisiz ve başarısızdır.

...

gelişmiş ülkeler 1800'lerden beri sokak köpekleri sorunuyla ciddi şekilde mücadele etmekte ve bu sorun üzerine kafa yormaktadırlar.

bu amaç için büyük organizasyonlar kurmuşlar, büyük paralar harcayarak pek çok araştırma yapmışlar ve metotlar geliştirmişlerdir.

sokak köpeği sorunu konusunda iki önemli alt başlık bulunmaktadır:
1. mevcut sokak köpeği nüfusuna yönelik olarak yapılması gerekenler
2. sokak köpeği nüfusunun artmasını engellemeye yönelik olarak alınması gereken önleyici tedbirler

hayvanları gözeten organizasyonların en büyüklerinden biri olan world organisation for animal health (hayvan sağlığı için dünya organizasyonu olarak çevrilebilir sanırım) kuruluşunun oie, animal welfare working group birimi "köpek popülasyonlarının izlenmesi ve kontrolü" (monitoring and control of dog populations) isimli bir rapor yayınlamıştır.

bu raporun sonuçlar kısmında sokak köpeği nüfusunun kontrolü için, söz konusu ülkenin şartları göz önünde bulundurularak iki yöntemden birinin seçilmesi gerektiği belirtilmektedir:

"conclusions

countries with limited dog population and enough resources; catch-neuter-release will be efficient. ıssues include sensitivity of local community, animal catching, humane euthanasia, vaccinations, sterilisation techniques, marking, release and long-term impact on population. limitations of this method should also be addressed.

countries with large dog population; require efficient killing by humane methods i.e. methods causing death with the minimum possible suffering. this, if not accompanied with a group or package of actions will be not effective"

özetleyecek olursak burada söylenen şey şudur:

1. metot: eğer ülkenizde sokak köpeği sayısı az ise, sizde de bunlara ayırabilecek yeterli kaynak varsa yakala-kısırlaştır-sal metodunu seçebilirsiniz. ancak bu metodun kısıtlı bir metot olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

2. metot: eğer ülkenizde büyük bir sokak köpeği nüfusu varsa insancıl metotlarla (yani mümkün olan en az acıyla ölümü sağlayacak metotlarla) etkili bir öldürme politikası gereklidir.

kanun koyucunun 2. metodu seçtiği, sokak köpeklerinin uyutulmasının yasal olduğu ve bu uygulamanın devlet eliyle yapıldığı ülkelerden bazıları şunlardır:

* amerika birleşik devletleri
* ingiltere
* irlanda
* fransa
* danimarka
* finlandiya
* norveç
* isveç
* isviçre
* hollanda
* arnavutluk
* ermenistan
* belarus
* bosna-hersek
* bulgaristan
* romanya
* hırvatistan
* macaristan
* estonya
* litvanya
* malta
* moldova
* polonya
* portekiz
* sırbistan
* slovenya
* ukrayna

(kaynak: world society for the protection of animals & the royal society for the prevention of cruelty to animals ınternational, report: "stray animal control practices (europe)")

bu ülkeler sokak köpeklerinin ne zaman uyutulacağına dair farklı politikalar izlemektedir:

- bir kısım ülke sokak köpeklerini yakalar yakalamaz uyutmaktadır.

- bir kısım ülke yakalanan sokak köpeklerini belli bir süre için barınaklarda bekletmekte (örneğin ingiltere'de bu süre 7 gündür) eğer bu süre içerisinde köpeği sahiplenen (bu bir şahıs ya da bir organizasyona ait barınak olabilir) çıkmazsa köpeği uyutmaktadır.

- kalan ülkeler ise yakalanan sokak köpeklerine barınaklarda bakmakta, ancak yeni başıboş köpekler yakalandığında ve barınaklarda yer kalmamış olduğunda köpekleri uyutmaktadır.

türkiye'de kanun koyucu "ülkede az sayıda sokak köpeği bulunduğunu ve bunlara ayrılabilecek kaynakların bol bol bulunduğunu" düşünüyor olmalı ki 5199 sayılı kanundaki düzenlemeyle 1. metodu (yani yakala-kısırlaştır-sal" metodu) seçmiştir.

ancak veriler bunun aksini göstermektedir:

- sadece izmir'deki sokak köpeği sayısı (2015 verilerine göre) 400 bin'in (haber), sadece ankara'daki sokak köpeği sayısı (2008 verilerine göre) 100 bin'in (haber) üstündedir. yani türkiye'deki sokak köpeği nüfusu çok yüksek sayılara ulaşmıştır.

- ankara'daki tüm belediyelerin 4 aylık bir periyotta kısırlaştırabildiği köpek sayısı 100 bin köpek içinde sadece 2 bin 145'dir (kaynak), izmir'de bir yılda aşılanabilen köpek sayısı 400 bin köpek içinde sadece 6 bin'dir (kaynak). yani ayrılan kaynaklar yeterli olmaktan çok uzaktır.

- kısırlaştırılmamış bir sokak köpeği yılda iki kez doğum yapabilir, ve bu iki doğumda toplamda 20'ye yakın yavru doğurur. bu nedenle sokak köpeği sayısı çok yüksek bir hızla artmaktadır.

- sokak köpeği sayısının hızla artmasıyla birlikte insan ve diğer hayvanlara karşı gerçekleşen sokak köpeği saldırısı sayısı da çok tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. örneğin, sadece izmir'de her gün 60 kişi ısırılma şikayetiyle sağlık kurumlarına başvurmaktadır (kaynak). son yıllarda gerçekleşen sokak köpeği saldırısı sonucu görülmüş bazı ölüm ve yaralanma olayı örneklerine şu linklerden bakılabilir: ölümler, yaralanmalar.

yukarıda alıntı yapılmış animal welfare working group'un raporu, türkiye gibi köpek nüfusunun fazla olduğu ve bu soruna ayrılabilecek kaynakların sınırlı olduğu ülkelerde yakala-kısırlaştır-sal metodunun işe yaramayacağını açık bir şekilde ifade etmektedir. görüldüğü gibi veriler bu yargının doğru olduğunu açıkça göstermektedir.

türkiye'nin bu metodu uygulamakta ısrar etmesi halinde yakın gelecekte nasıl bir durumla karşı karşıya kalacağını görebilmek için şartları türkiye'ye benzeyen bir başka ülke olan hindistan örneğine bakmak yeterlidir:

hindistan'da sokak köpeklerinin uyutulması yasal olarak engellenmiştir (türkiye'deki gibi). hindistan'da sokak köpekleriyle mücadele için yakala-kısırlaştır-sal metodu uygulanmaktadır (türkiye'deki gibi). bu uygulamalar sonucunda hindistan'daki mevcut durum şöyledir:

- hindistan'da 25 milyon sokak köpeği bulunmaktadır ve bu sayı hızla artmaktadır (kaynak).

- hindistan'da her yıl 17 milyon kişi sokak köpekleri tarafından ısırılmaktadır (kaynak).

- hindistan'da 2015 yılında 20 bin 847 kişi kuduz nedeniyle yaşamını yitirmiştir. bu sayı tüm dünyada görülen kuduz nedeniyle ölümlerin üçte birinden fazlasını oluşturmaktadır. bu ölümlerde en büyük pay kuduz taşıyıcısı sokak köpeklerinindir (kaynak).

- hindistan'da her yıl; 45 günlük bebek (haber), 2 yaşındaki mohd imad (haber), 5 yaşındaki pratiksha (haber), 6 yaşındaki kousar (haber), 7 yaşındaki mamun (haber), 9 yaşındaki bhanu (haber), 10 yaşındaki mohd (haber) gibi pek çok çocuk sokak köpekleri tarafından parçalanarak öldürülmektedir.

tıpkı türkiye'deki bazı çocuklar gibi...

...

sokak köpekleri sadece insanlar için değil, bulundukları fauna'daki tüm canlılar için tehdit oluşturmaktadır. her ne kadar türkiye'de "hayvan hakları" dendiğinde pek çok dernek ve kişinin aklına sadece "köpek hakları" gelse de uygar ülkeler için durum böyle değildir.

örneğin, yukarıda anılmış ilk raporda, sokak köpeklerinin toplumda yol açtığı zararları önleme başlığı altında şöyle bir ifade yer almaktadır: "preventing negative impacts of dogs on the community, via pollution (e.g. faeces and noise), biting and risks to wildlife, livestock and other companion animal species".

yani "köpeklerin aynı ortamda birlikte yaşadığı diğer hayvan türlerine zarar vermeleri engellenmelidir".

türkiye'de sokak köpeği saldırıları sadece insanlara yönelmemektedir. en başta kediler olmak üzere, nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için koruma altına alınmış caretta-caretta'lardan tilkilere, yeni doğmuş kuzulardan soyu tükenmekte olan ve bu nedenle koruma altına alınmış olan yabani keçilere kadar çok sayıda hayvan sokak köpeklerinin saldırılarından payını almaktadır. bu olaylar için birkaç örneğe şu bağlantıdan bakılabilir: hayvanlara yönelik saldırılar

...

buraya kadar ki kısım mevcut sokak köpeği nüfusuyla nasıl başa çıkılabileceğini özetlemektedir (1. alt başlık). yukarıda anılan raporlarda sorunun tekrardan oluşmasını engellemek için neler yapılması gerektiği de sıralanmıştır (2. alt başlık).

- bilinçli ve sorumlu köpek sahipliği için insanların eğitilmesi
- köpek üretimi ve satışının denetim altına alınması
- sahipli köpeklerin kaydı ve lisanslanması
- sokak köpeklerinin yakalanması ve taşınması için personel yetiştirilmesi
- toplumdan ayrılan sokak köpeklerinin uyutulmadan önce yeniden sahiplendirilebilmesi için belirlenmiş makul bir süre için barınabilecekleri yerlerin inşa edilmesi
- sokakların köpek habitatı olmaktan çıkarılması için gerekli çevresel önlemlerin alınması (örneğin, sokak köpeklerinin çöplere ulaşmasının engellenmesi için uygun çöp konteynerlerinin kullanılması)
- köpek ithalatının kontrol altında tutulması
- makul bir sürede sahiplendirilememiş köpeklerin uyutulması

...

görüldüğü gibi belediyelerden bir çözüm bulmasını beklemek şartların bu seviyelere ulaştığı türkiye gibi ülkeler için gerçekçi ve sonuç alınabilir değildir.

5199 sayılı kanun yeniden düzenlenmeli ve medeni ülkeler örnek alınarak hazırlanmalıdır.

bu veriler ışığında türkiye için seçenekler bellidir: ingiltere, norveç, isveç gibi mi olacağız, yoksa hindistan gibi mi?

bakalım matbaanın türkiye'ye gelmesi için 200 yıl beklediğimiz gibi sonuç alınabilir çözümler için hindistan'a dönmeyi mi bekleyeceğiz, yoksa bilimsel araştırmalar ve uygulamalar ışığında ortaya çıkan sonuçları rehber olarak alıp gerçekçi çözümlere zaman kaybetmeden geçebilecek miyiz?

-------------
debe editi:

bu yazı uzun zamandır bir kenarda duruyor. gönderip göndermeme konusunda hep tereddüt ettim. ama bir gün önceki bir olay artık bardağı taşıran son damla oldu.

burada üç kuruşluk aklıyla ad hominem yapmaya çalışanlar bilmezler, ama ben iflah olmaz bir hayvanseverim. gün itibariyle üç yıldan uzun bir zamandır her allah'ın günü, yağmur, kar, çamur, soğuk, sıcak demeden çalıştığım kampüsü dolaşır, 1.5-2 saatimi harcayarak kedilerimi beslerim.

- mama parasını kendi cebimden harcarım,
- kedilerim hastalandığında veya yaralandığında veterinere götürürüm, tedavi masraflarını cebimden karşılarım,
- ulaşabildiğim ve ekonomimin izin verdiği kadar kediyi kısırlaştırmaya götürür, masraflarımı kendi cebimden karşılarım,
- hem kendileri sağlıklı olsunlar, hem de etrafa tehdit oluşturmasınlar diye aşılatır, masrafını kendi cebimden karşılarım.

bu söylediklerim önceki entry'lerimle sabittir (2 örnek):
25 haziran 2014
10 şubat 2015

hatta ilk zamanlarda kedilerimle birlikte sokak köpeklerini de beslerdim.

ancak kedilerim devamlı olarak kampüsteki sokak köpekleri tarafından katledilmekte (bu durumu yazdığım bir örnek 14 temmuz 2014).

buna, sokak köpeklerine de zarar vermeden bir çözüm bulmak için çok uğraştım. bu köpek-severlere (lütfen bunlara hayvansever demeyin, hayvanseverlikle en ufak bir alakaları bile yok) çok dil döktüm. düzgün bir şekilde anlaşabilmek için çok çabaladım.

bu duruma birkaç örnek:
(tekrardan) 25 haziran 2014
28 haziran 2014
14 temmuz 2014
12 eylül 2015
14 eylül 2015
25 eylül 2015
27 kasım 2015
15 ocak 2016

tabii ki sadece buraya yazmıyordum, çoğunlukla bulunduğum ortamdaki köpek-severlerle iletişim kurmaya, bir yol bulmaya çalışıyordum.

üstelik bu konuda tek sıkıntı çeken ben de değildim, başka gerçek hayvanseverler de bu konuda çok sıkıntılı (bir örnek)

ama ne yazık ki aldığım yanıt hep aynı oldu. bu sayıca az ama çirkeflikte sınır tanımayan topluluk hep üst perdeden, kimi zaman hakaretler eşliğinde, köpeklerin hayatı dışında hiçbir canlının (insan, kedi, tilki, kirpi, kaplumbağa, vs.) hayatını umursamadıklarını defalarca belli ettiler.

yıllar içerisinde yaptığım yüzlerce deneme, benim bu köpek-fetişistleriyle mantıklı bir çerçeve içerisinde, herkesi düşünerek ortak bir çözüme ulaşılabileceğine dair olan umutlarımı tamamen yok etti. bunlar her daim "bir köpeğin bir tüyüne zarar geleceğine diğer her canlı ölebilir" kafasındalar.

ve ben en son bu yazıyı göndermeden bir gün önce gözüm gibi baktığım iki tane kedimin kampüsteki sokak köpekleri çetelerince parçalanmış cesedini bulduğumda bu yazıyı göndermeye karar verdim.

başlık altında yazılanları sizler de görüyorsunuz. düşük zeka ve cahilliğin doğal sonucu olan küfürler, hakaretler, çaresizce ad hominem yapma çabaları, vs. karakter(sizlik)lerini bir şekilde yine ortaya döküyorlar.

ve bunların bu davranışları yüzünden sokak köpeği sorunu artık ötenazi uygulanmadan çözülemeyecek bir hal aldı.

ancak kediler için durum öyle değil.

kediler insanlar için bir tehdit oluşturmuyorlar. tam aksine fareler, haşerat gibi toplum sağlığını tehdit eden unsurların nüfusunu kontrol altında tutarak insanlara yararlı bile oluyorlar (bu konularda da bir araştırma yapıyorum, sonuçlanınca bir yazıyla burada paylaşacağım).

ancak elbette ki ben de gerçek bir hayvansever olarak sokakta kedi görmek istemiyorum. onların zor şartlar altında yaşadıklarını görmek beni kahrediyor.

ancak kediler açısından ötenazi henüz kaçınılmaz bir durum değildir.

sokak köpekleri için ise bu sınır çoktan aşılmıştır.

o yüzden, 5199 sayılı kanun yeniden düzenlenirken lütfen kedilerin köpeklerle aynı kefeye konmasına izin vermeyiniz.

son olarak; zeka seviyesi yerlerde olan ama demagoji yapmayı çok iyi bilen ve "türcülük" diyecek köpek-fetişistlerine bir not: asıl "türcülüğün" daniskası bulunduğu ortamdaki kendi türü haricinde diğer tüm canlıların kökünü kurutmaya çalışan, kendisini avlayan bir tür olmadığı için en üstte bulunmanın rahatlığı ve insan çöplerinden oluşan neredeyse sınırsız besin kaynağını tüketerek sayıları yüzbinleri bulacak şekilde üremiş, bundan cesaretle de kendileriyle aynı ortamı paylaşma şanssızlığına uğramış insan ve diğer canlı türleri için hayatı cehenneme çeviren "sokak köpeği türü"nü savunmaktır.
18.03.2016 10:33 ~ 19.03.2016 19:53 bakkaldan eti uc harfli isteyen sakirt
1
misafirpervert misafirpervert
öncelikle hayvan "sahibi" (ne demekse mk) olmayı yasaklayacaksın. yolda hayvanın birisini boynundan bağlamış kimi görsen hemen tutuklayıp içeri atacaksın. evlerinde hayvanları zorla alıkoyan insanların evlerine şafak vakti huzur operasyonu yapacaksın ve hepsini içeri atacaksın. ve hayvanları özgürleştireceksin. 10 sene sonra sokak hayvanları sorunu kalmaz. ama bunun için yeterli cezaevi yok bu sorun için de tokiye çok iş düşüyor.
acarabi acarabi
çözüm odaklı düşünüp uygulama yapmaktan aciz yetkili amma sorumsuz siyasiler iş başında olduğu sürece sittin sene ülkemizde çözülemeyecek sorundur.......
not: sokak köpekleri başka bir gezegenden gelmediklerine göre, toplum sorunudur.
blitze blitze
sağlık barınma beslenme imkanları oldukça kısıtlı olan sokak hayvanlarının yaşam süreleri doğal ortamında olabileceğinden oldukça kısadır. yetmezmiş gibi barınak denen yerlerde katlediliyorlar. sokak hayvanı görmek istemeyen petshopları protesto etsin.
yemeğinizi paylaşın, iki başını okşayın hayatınız renklensin. tırsıp ileri geri konuşan balkon çocuğudur.
chorrito chorrito
güzel. gerçekten hayvansever ve köpeksever diye iki tür sever var. ancak herhalde bu köpekseverler bir tane sokak köpeği üç yaşındaki çocuğuna saldırsa köpeği öldürür. ben net böyle yaparım. insana saldıran kedi var mı? güvercin var mı? karga var mı? serçe var mı? akıl süzgeçinden geçirilmemiş katıksız muhalefet ve iktidar sadece ülke düzleminde değil hepimizin okulundaki sınıfı, mahallesindeki sokağı ve apartmanındaki komşuları arasında. biraz daha akıl ve mantık.
kindovav kindovav
giriye yorum yazmamak için buraya edit: her birimiz görev edinir hem insanla hem hayvanla yemeğimizi suyumuzu paylaşırsak evet sorun kalmaz, hadi belki insanlara da saldırmaz aç olmaz ise hayvan ama nereye kadar üreyecekler peki? ben evde cins köpeğim kedimle misler gibi sarılır yatarım, dışarıdakinin yemeğini suyunu verdim vicdansızlığı peki. alın ya evinize, çirkin olsun ne olacak? evinizi paylaşın o bireylerle, hem vicdanınız rahatlar, hem de sokaktaki hayvan canından olmaz yuva bulur.

kesin ve kesin pet shopları kapatmak ve o canlıların üretimini durdurmaktan geçer. sokaklar hayvanların, dengeyi insan bozuyor diyen pek hayvan sever arkadaşlarının hepsinin elinde lab. üretimi tuhaf tuhaf kedi köpekler. ankara batıkentte oturanlar bilir, hani geçen seneydi sanırım toplu kıymıştı biri o canlara, milletçe toplanmış ağlamış, lanetlemiştik falan. gidin batıkent gimsanını önüne köpek doludur ve yüzde 75 i cins köpektir. sokak köpeğine bakan sahiplenen yok denecek kadar az. sonra mesela geçenlerde sizin o bayıldığınız kedilerden birinin aslında zeka özürlü olduğunu, genetik bozukluğu olduğunu dehşetler içinde okumuştum. yani sorunu kendi elimizle yaratıp büyütüyoruz. doğanın dengesi diyoruz, doğanın kendi sunduğunu itip, yapaya koşuyoruz, yetmiyor onu da atıyoruz sokaklara bir süre sonra.
hatta abartıyorum bir sonraki pandemi bu fabrikasyon mix hayvancağızlardan çıkacak.
kanaat onderi kanaat onderi
sokakta yaşayan hayvanlar gerçekten masaya yatırılması geç kalınmış bir sorun. bu sorun ancak insanları evcilleştirip, hayvanların birey olduklarını idrak edecek biçimde davranmalarını sağlayacak eğitim verilerek çözülür. zira bir yerde yaşayan hayvanlar orada yaşayan insanların vicdanıdır.
caracal34 caracal34
bak daha dün büyükçekmece güzelce'de arkadaşla pazara giderken villaların olduğu yerden geçerken villadaki köpeğin havlamasıyla tarladan 5-6 tanesi havlayarak üzerimize yürüdü. neyseki soğukkanlı davranıp kaçmadık. onu bunu bilmem de burdakiler vahşi arkadaşlar acilen uyutulmaları lazım kaç kere kovalandım unuttum.
2
arıbeyi arıbeyi
sokak köpekleri kimseye saldırmazlar. sadece havlarlar. köpekten kaçarsanız o da kovalar. dişlerini gösteriyor olmalarından korkmamalısınız. köpeklerden korkuyor olmanız köpeklerin sorun olduğu anlamına gelmiyor.

sokak köpeği size havlıyorsa yapmanız gereken tek şey dimdik karşısında durmanızdır. hatta bir adım öne atıp kararlı bir şekilde durmanız iradesini kırmak için yeterlidir. sayıca çok olsalar bile size saldırmaya cesaret etmeyecekler. bunlar köpek, kurt sürüsü değil. vahşi hayvanlar değiller.

ayrıca bir bölgede bir sokak köpeği düzenli olarak belli bir kişiye sataşmaz. bir süre sonra sizi tanıyacak. bu yine de oluyorsa ortada başka bir durum vardır. köpek mahallenin tamamı yerine belli bir bölgeyi kendi bölgesi olarak görüyor olabilir. ya da köpeği tahrik ediyorsunuzdur. evveliyatı vardır vs.

köpekler havlıyorsa, saldırgan görünüyorlarsa onlara taş atmak, tekme savurmak ya da el kol ile tahrik etmek yerine yiyecek vermeyi deneyebilirsiniz.

bir köpek size karşı saldırgan görünüyorsa asla koşarak uzaklaşmayı denemeyin. bir köpek size doğru koşarak geliyorsa vücudunuzun tamamını görmesini sağlayacak şekilde karşısında durun. bir adım öne atın. bu köpek gerçekten bir sokak köpeği ise geri vites yapacaktır. bu şaşmaz. ve sonrasında boş boş havlamaya başlayacak.

bana soracak olursanız sokak köpekleri belediye tarafından eğitilmelidir. bu olduğunda bölgeci davranışlarından vazgeçecektirler. bu sorun köpeklerin insanlarla uyum içinde yaşayacak şekilde eğitilmesiyle çözülür. tuvaletlerini nereye yapacakları bile öğretilebilir. diğer türlerle birlikte yaşayarak eğitilmelidirler. çünkü kedileri kovalıyorlar.

herkes kendi bölgesinde köpekleri gözlemlemiştir. grup halinde gezenleri vardır. dişi köpekleri kovalayanlar vardır. sırtlan sürüsü gibi gezerler. boş bırakıldıkları için kendi aralarında liderlik kavgasına girerler. eğitmek tek çözümdür. ve herkes mutlu olur.
insan kaynaklı ilişkiler sorumlusu insan kaynaklı ilişkiler sorumlusu
şu hayvan psikolojisinden(!) anladığını sanıp "sokak hayvanları saldırmaz", "karşısında kararlı durun", "koşmayın" deyip maval okuyanlar var ya, heh işte size acayip tilt oluyorum.
iyi güzel söyleyip, yazıyorsunuz, öneride de bulunuyorsunuz da herkes o kadar soğuk kanlı, krizi yönetebilecek durumda ya da şanslı olamıyor ne yazık ki...özellikle sürü halinde gezen köpekler var ki aşırı gergin oldukları için her şey birinin tek hamlesine bağlı maalesef.
bir an önce de bir çözüm geliştirilmeli..ne olması gerektiği konusunda ise fikrim yok...
1 /