sokaktaki adam

1 /
atropos atropos
dönem dönem bolca tartışılan konuların değişmez repliği. konuyu saptırmak isteyen konuşmacıların kobayı. yalan anketlerin baş tacı.

bilmiyorum gerçekten sokaktaki herifi çevirip bu konular hakkında soru sorsalar ne olur.

- beyefendi ncc televizyonundan geliyoruz. bir kaç konuda görüşünüzü alcaktık.
- ee tabi buyrun.
- efendim bir seçim olsa ktp %60'la birinci parti olur diyormuşsunuz.
- kim? hangi parti o?
- peki türbanla zina yapılması konusunda dediklerinizin arkasında mısınız?
- töbe töbe! ne diyon bacım sen.
- vatikan çin'e girerse abd'yi vururuz demişsiniz.
- ney! kim giriyo çin'e?
- ya her eve bir üniversite kampanyanız hakkında gelişmeler nasıl?
- allah allah! dalga mı geçiyon. git işine....
- beyefendi bekleyin .....bir de soğanla yenen tavuktan kuş gribi geçmez sözünüz var... durun yahu.
masaldegilhakikat masaldegilhakikat
genel olarak yapılan anketlerde sorunun yöneltildiği varsayılan herşeye bir cavabı olan, herşeyi bilen, her zaman sokakta takılıyormuş gibi gözükmesine rağmen aynı zamanda sıcak bir yuvası da olabilen adam.
setheleh setheleh
bugün aynı otobüse bindik bu adamla.öyle orta boylu,kendi halinde bir adamdı.yolda görseniz belki de hiç dikkatinizi çekmez.
hitler'in toplama kampına dönen otobüste sazı eline aldı ve yüksek sesle konuşmaya başladı.uzun zamandır sokaktaki adamın sesini yükselttiğini duymamıştım.çok metanetli adamlardır vesselam.vatikan,afganistan ve ırak,türban gerginliği,özelleştirmeler,cemaatler,ümmetçilik,milli görüş,liberal-dinci-ırkçı üçgeni ve medya hakkında 30 dakikalık bir konuşma yaptı.okulda profesörü dinlemeyen bu bünyenin bile nutku tutuldu.dan brown ile michael cunningham karışımı bir üsluptu bu.otobüsün muhalifleri bile koltuklarının altına saklanmıştı.
sokaktaki adam gerçekten beni şaşırtmayı başarmıştı.oysa ben onun "abi birinci ayak grand ekinoks banko!" tarzı cümleler kurduğunu sanardım..adam inip kahvehanenin kapısından girdi.kahvehanelerde ne cevherler varmış da benim bundan haberim yokmuş.arkasından öyle uzun uzun baktım.bizim sokağa girdim.sokakta ben de dahil(!) bir sürü adam vardı.
bizi süperman,batman ya da captain america kurtaramaz.çünkü bizim esas kahramanımız sokaktaki adam...
ctrl z ctrl z
attila ilhan tarafından yazılmış bir romandır.
"ne yapmayacağını bilen fakat ne yapacağını bilmeyen" hasan adlı gencin öyküsü üzerinden türk gencinin bunalımlarını işler. bu yüzden yer yer dibe vuran, vurduran; bolca sıkıntı dolu bir kitaptır. kimi zaman bir fight club tadı bile yakalarsınız. loser bir modda okunmaması tavsiye edilir. (öyle bir modda olmasanız da muhtemelen bu kitabı okuduktan sonra girersiniz zaten zahmet etmeyin.)

içinizi okur çoğu zaman. kitaptaki kelime seçimi çok etkileyici yer yer fena vurucudur. yazar bunu şöyle açıklar:
"bence 20.yy romancısı okuyucusunun bir sinema seyircisi olduğunu bir an bile aklından çıkarmamalıdır. bu yönden baktınız mı sokaktaki adam "cinematografique" bir romandır. işleme iyice sindirilmiş, söylev ya da monolog değil, hareket ve eylem olarak deyimlenmiştir. "

içinden bazı alıntıları seçecek olursak benim seçtiklerim şunlar olacaktır:
-"ben insan haline gelmiş sıkıntıyım". "benim " diye cevap verdim "bütün çivilerim sökülmüş. nefes almak gibi kötü alışkanlıklar yaşamakta devam etmeme sebep oluyor."

-"susuyoruz sessizliğin ortasında saatin tıkırtısı meydana çıkıyor. onunki de budalalık. hepsi birbirine benzedikten sonra zamanı sonsuz parçalara bölmek niye?" ( syf 81)

-"evvelce bolluk vardı." lafı ile "ileride bolluk olacak" lafı arasında çok mu fark buluyorsunuz? ben bulmuyorum. her ikisi de yalandır. onun için ben her ikisine de inanırım. yoksa şimdiki kıtlığa nasıl dayanabilirdim?" (syf 88)

-"zamanın geçmesini istemek bende sabit bir fikir. oysa ne bekliyorum ki? adresi yanlış yazılmış bir mektubun, bir sabah uyku sersemi, gelip beni bulmasını mı? ancak uzun uykusuzluklardan sonra varılabilen bir rahatlıkla ölüvermeyi mi?" (syf 117)

-"susmak aptallığın değilse bile iyi niyetin işareti sayılıyor. oysa iyi niyetle aptallık arasında ne kadar fark kaldığını ben epey bir zamandır kestiremiyorum." (syf 137)

- "başka sıkıntın yok mu senin?" - başka sıkıntı? - var elbet ! yaşamak sıkıntısı söz gelişi. nabızlarımın dakikada seksen küsür defa vurması cinsinden, bayağı sıkıntılar. dahası var, hiç değilse senin kadar budala olamamak. (144)

-bir şehri sırtında taşımak ya da şehrin sırtndan gezinmek ne yürek üzüntüsüne mal olur ki? bunu beni görmeden anlayamazsınız. (145)

-zira ben bunların hepsiyim. bu ise istanbul demektir. ben istanbul'um . bu yüzden kahrımdan ölüyorum. bu olsa olsa, çilemin bitmeyeceğine ve daha çok yaşayacağıma , işarettir. çünkü siz belki bilir belki bilmezsiniz; aslında en çok yaşayanlar, ölülerdir.(167)

-şu ana kadar milyon tane adam gödük ve bunca yüzyılda yapabildiğimiz, saygıya değer ne varsa, hepsini yerin dibine geçirdik. peki ya bunların acısı? bak göreceksin bu acı bizi ya dama edecek ya da topumuz birden çıldıracağız.(168)

-bu harpten hiç kimse sağ dönmedi. (1.dünya savaşına nazire yapıyor) onlar canlarını kaybettiler ama ruhları sağ, aramızda dolaşıyor yaşıyorlar. ya biz? bin beteri; biz ruhlarımızı kaybettik. milyonlarca ceset.(169)

- boşver dedi acıma! acımak, başkasının halini görüp, adamın kendi haline şükretmesi demektir. onun için birinin sana acıdığını anladın mı içerlersin. (116)

-kur an 'da değil fakat galiba tevrat 'da şöyle bir cümle olacak:
"ve seni babil'den öteye götüreceğim." işte benim için, bütün mesele bu! babil'den öte gitmek. kötü bir tabiatım var. babil'den sıkılıyorum. babil bana göre değil. ötesi nasıl bunu bilmiyorum . fakat babil'i istemediğim muhakkak. (syf 197)

işte böyle babil'den öteye gitmeyi arzu edenlerin rastlarlarsa okumaları tavsiye olunan bir kitaptır. ilhan'ın yer yer ukala, dil bilen, sarhoş, serseri, gezmiş görmüş, yemiş içmiş, hapiste büyümüş tripleri dışında güzeldir. güzel şeyler söyler , "yıldızların bir avuç cam kırığı gibi parladığını" söyler mesela ama ben en çok sarhoştum kasımpaşa daydım diye başlayanı severim hani.
devil devil
mehmet ali birand'ın sürekli muhabirlerine fikirlerini sorduğu topluluk. örn:

-evet şimdi olay yerindeki muhabirimiz abuzittine bağlanıyoruz. abuzit bugün mecliste bir patlama yaşandı, sokaktaki adam nasıl tepki verdi, sokaktaki adamın düşünceleri neler?
+ee sayın birand burda hava çok soğuk, yaklaşık -2 derece, çok zor şartlarda habercilik mesleğini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. meclise gelirsek sokaktaki adamın zerre skinde değil, genelde keşke hepsi ölse de kurtulsak havası hakim, söz sende sayın birand.
-sağol abuzit. sıradaki haberimiz için milanoya bağlanıyoruz ve muhabirimiz recainin milano sirkindeki eğitilmiş zebralarla röportajını izliyoruz.
+..
bridget jones bridget jones
her konunun uzmanıdır aslında. ekonomi, kültür, spor, müzik, politika. herşeyi en iyi bilen insandır çünkü yaşayan odur. gel gör ki sadece haber bültenlerinde hatırlanır, sonra da unutulur.
suskungeveze suskungeveze
son zamanlarda bir hayli gergin olan adam.

trafikte araç kullanırken, otobüste veya minibüste yolculuk ederken, vapur iskeleye yanaşırken, doğalgaz faturası yatırırken sürekli gergin bu adam.

neredeyse her köşe başında siktiri boktan bir mesele yüzünden kavga ediyor bu adam.

sanal alemde bile sürekli gergin bu adam. sanal alemde bile sürekli birileri ile kavga halinde bu adam.

sokaklarda suratından mutsuzluk akarak dolaşıyor bu adam.

son zamanlarda iyice fena bir haller oldu bu sokaktaki adama. patlamaya hazır bomba misali.

son zamanlarda bir hayli gergin olan bu ülkenin, bir hayli gergin olan vatandaşları bu sokaktaki adamlar.

mutsuz bunlar, çokça da umutsuz.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
(...)
insan hayatından neden memnun olmaz? sıkıntıları olur. ekmek sıkıntısı, geçim sıkıntısı, şu veya bu. adam sıkılır ne niye sıkıldığını bilir. benim param var, karnım doyuyor, sorumsuz yaşıyorum. hiçbir şey umurumda olmadığı için, sıkılacak şeyim yok; yine de, ölecekmişim gibi canım sıkılıyor. hayat, yani günlük çekişmeler, budalaca gurur, sersemce gösteriş, ahmakça tevazu tamamen benim dışımda. her şeye karşıdan bakıyor ve sıkıntıdan çatlıyorum. bir şeyler yapmalıyım. muhakkak! fakat ben, daima bir şeyler yaptım. tahsilimi terkettim. askerlik ettim. aşık oldum. vazgeçtim. kamarot oldum. kaçakçı oldum. hep ''bir şeyler yapıp kurtulmak'' için. netice ne oldu? hiç! yine canım sıkılıyor.

attila ilhan - sokaktaki adam
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
... ya da bir sinek olsaydım. bütün ötekiler gibi bir sinek. ufak tefek sıkıntılarına rağmen, herkes mutlu oldukça, ben de olacaktım. herkes nasıl mutlu olur? laf mı bu? mutlu olmak, yakınmakla yetinmesini bilmek demektir.

attila ilhan - sokaktaki adam
1 /