sorunu o an içine atıp sonradan söyleyen kadın

kill em all kill em all
(bkz: tespit budur)

ben ve bittabi diğer tüm hatunlar.
o an sıkıntı neyse pat diye döküveren kadını ayakta alkışlarım, önünde şapkamı çıkarırım ve hatta elini yüzünü öper feyz alırım. çok yok ama bunlardan.

bu durumu aşmanız için workshop'a da gerek yok aslında. bu arada, sıkıntıyı farkedip kendinizi telkin etmeniz de bir işe yaramamakta.
ama çözüm var!
bir adet sizi tanıyan ve sizi çok seven sevgiliyi alıyoruz. kendisine, bu huyumuzla 29357 kez sıkıntı yarattıktan sonra, konu hakkında engin tecrübe ve gözlem yeteneği kazandırıyoruz.
şimdi hanımlar, çözüm ayağınıza geldi.
bu sevgiliniz, sizin bir mimiğinizden, bir bakışınızdan ve hatta farketmediğiniz ama o anlarda hep kullandığınız bir kelimenizden durumunuzu anlıyor. ardından çeşitli öpme, sarılma ve "hadi bebeğim"lerde ağzınızdan baklayı çıkartıyor.

insan beyni eylemi esas alır. birkaç kez bu işlemi uygularsanız, sonunda sorunu o an söyleyip içinize atmamayı ve sonra daha şiddetli şekilde karışıya yollamamayı öğreniyorsunuz.

eğer bunu yapmazsanız, sorun büyüyor ve fakat sevgilinizin hiçbir şeyden haberi yok. çok alakasız bir tetikleyici unsurla bir anda adamın karşısına çıkıveriyorsunuz höngürdeyerek.
tabi ki sevgiliniz dümdüz bir erkek olduğundan (doğası gereği) "noldu buna, ayarı mı bozuldu" bakışı atıyor. ve ardından olaylar, olaylar.
seanvictorydawn seanvictorydawn
uyuz eder adami boyle kadinlar...

annem, tam boyle... ikizler burcu çunku.

basak burçlari da boyle olur.

lâ karde$im, sorunu içine niye atiyorsun; ben varim burda; hiç bana soyledin de burun mi kivirdim bi kere!

x sahis da boyledir kesin... tutar, tutar tutat tutar... aradan 2 hafta geçer.....

cihan, sen 2 hafta once bana bir sey dedin, niye dedin oyle? içime dert oldu. niye dedin oyle?

2 hafta once niye soylemedin ne dedimse.

bir çok kadin sorunu içine atmadiklarini iddia etseler de çok buyuk oranda içlerine atarlar.

koç burçlarinin ya da yukselenlerinin içine atmadiklarini garanti olarak soyleyebilirim bir tek.
2
seanvictorydawn seanvictorydawn
erkek-kadin romantik iliskilerindeki temel sorun ahanda budur diyebilirim.

erkek, kendisine direkt olarak gelecek ve arkasindan kuyu kazmayacak bir kadin ister.
kadin ise sorun çikarmayacak ve kendi sorunlarini da daha çikmadan çozebilecek bir erkek arar.

bu hususta göruslerde zit kutuplulasma baslar.

erkeĝin:
"bana direkt kendin ol benden bir sey saklama" ricasini kadin baska turlu algiliyor:

"- kendisini aldatacaĝimi zannediyor herhalde, umarim çok kiskançlik yapmaz. " diye algiliyor kadin.

analiz -- burda erkek detaylar uzerine, kadin ise genel bakis acisiyla iliski uzerine odakli kalmistir. erkeĝin ricasini kadinin baska turlu anlamasi mumkun deĝildir. erkeĝin ise kendisi bu ricada bulununca kadinin bunlari algilayabileceĝini dusunmesi mumkun deĝildir.

erkek ve kadin arkadassa ve aralarinda romantik iliski hiç olmamissa; bu kutuplulasma olmuyor ve fakat kadinin bu sorunlari baska erkekte romantizm aramaktan dolayi gene de cereyan ediyor.

bu durumun çozum yolu, katiyen romantizmi bitirip iliskiyi sona erdirip arkadas kalmak deĝildir; ancak ask bittikten sonra arkadaslikta devam eden iliskiler de vardir ve o iliskiler bu zit kutuplulasmaya daha meyillidirler...

...basarili olamayacak olsalar bile.
frijit bardot frijit bardot
içine atmayıp, anında konuşmak ve çözmek istediğinde kafa ütüleyen, sorun çıkaran, kavgadan hoşlanan kadın olur. ileri bir tarihe ötelediğinde kinci, kafa ütüleyen, sorun çıkaran, kavgadan hoşlanan kadın olur. her iki türlü de kaybediyor yani. vaktini harcayıp, kendini yormasa keşke hiç ama gönül işte. kime, neye konacağı belli olmuyor.
seanvictorydawn seanvictorydawn
2.nisan.2007

bir sarki var, hatta senin su karisik en iyi pop müzik eserleri kasetin vardi ya hem otobüs yolculuĝu yaparken de dinlemistik heh onda da var iste bu sarki.

ya her seyim ya hiçim
sorma dünyam ne biçim
bir kördüĝüm ki içim
çözdükçe bulaniyor

sana nasil anlatabilirim ya da kafani nasil daha az karistirabilirim bilmiyorum. su an aklima ne gelirse yaziyorum. elimizde 2 insan var: biri özge diĝeri cihan. her insan biraz da olsa diĝer insanlara benzese de görünüs ya da huy olarak sonuçta herkesin farkliliklari sonsuz. senin yapabileceĝin ya da yaptiklarinla benim yapabileceklerim ya da yaptiklarim farkli ve olacaktir da. senin düsündüĝün gibi düsünemeyebilirim ayni olay karsisinda ya da senin yaptiĝini ben yapamam ya da ben yaptiĝimi sen yapamazsin. biz 25 yasinda insanlariz ve artik hamurumuz iyice yoĝruldu ve karakterimiz belli. inan biliyorum içinde hiç art niyet yok bana birseyleri söylerken ya da birseyler yaptirmaya çalisirken. biliyoruk benim de isteklerime kavusmami, mutlu olmami ve sartlarimi zorlamami istiyorsun ama bunlari isterken sanki beni bir kaliba sokmak isterken buluyorum seni. bu benim gördüĝüm ve algiladiĝim. ben de bu konuda kendime engel olucam, sözlerini ters anlamamak adina daha ilimli daha mantikli olmaya çalisicam. yasadigimiz sorun ne? inan tam olarak adini koyamiyorum. sana olan samimiyetimi ya da yakinliĝimi bir seylerle ölçmeye çalisiyorsun, beni sinama yollarini ya da bana yaptiĝin manevrali sözcük avlarini ben çakmiyorum. galiba ayni dili konusamiyoruz bu noktada. bitanem benden isteyeceĝin seyleri neden dolayli yoldan bana anlatmak yerine doĝrudan söylemiyorsun. inan bana böyle söylediĝinde sana kizmiyorum. bana sorarsan sen hala benim her konuda sana gösterdiĝim samimiyetime inanmiyorsun. bizce biz iliskimizi saĝlam temeller üzerine attik mi? atilan her temel yeniden yikiliyor ve ayaĝa kalkmak için tekrar tekrar direniyor. biz iliskimizde ilerliyemiyoruz bana kalirsa. hala bazi seyleri sorguluyorsak bence ayni noktadayizdir. zamana ihtiyacimiz var ama bu tek basimiza deĝil beraberken görüsürken ayni zamanda kendimizle basbasa kalarak olacak. sadece mektup yazmak taraftari gibiydin mailinde. gene de görüsmeliyiz diyorum msnde her zaman. ya da seni aramak istiyorum her zaman. mesela seni çok ariyorum bugünlerde yokluĝun iyice sardi dört bir yanimi. sesini duymaliyim simdi sana tel. açacam ve sen bu mektubu yazmakta olduĝumdan habersiz olacaksin o an. seni çok seviyorum. tel'da fark edilmeyip mektup alinca fark ettiklerim kadar ebedi çok seviyorum. dünyamsin.
müthiş sol ayak müthiş sol ayak
yetişkinliğin gereklerinden biri olan hislerini yönetme yeteneğini öğrenememiş, kendini ifade etmekte zorlanan vatandaştır.

hislerini, düşüncelerini ifade edecek olsa bile duygu patlamaları, suçlayıcı ve iğneleyici konuşmaları ile karşısındaki kişiyi irite eder.
durup durup her şeyi bir anda ve hırsla söylediği için insanları kendinden uzaklaştırdığını farketmez. kimsenin onu anlamadığı kanısındadır.

onun yerine, müsait olunan ilk anda mevzubahis durumun kendini nasıl hissettirdiğini sakince anlatsa, bu denli yorulmak zorunda kalmayacaktır. çünkü, karşısındakine uygun bir üslupla anlattığı halde, onun bu yeteneğine saygı duymayan bir vatandaşla vakit kaybı yaşamaz.

edit: her şeyi hallettik, bi de telepati kuracakmışız. "ben söylemeden anla" hahah
noalarmsnosuprises noalarmsnosuprises
bu durumu erkek kadin vs diye ayirmak dogru değil...iyi yada kotu niyetle, kaldirabileginiz yada hic kaldiramayacağınız bir zamanda yuzunüze vurulur yaptiginiz soylediginiz her ne idi ise..hicbirsey unutulmuyor asktan baska...