sosyal çevrenin olmaması

2 /
psamathe psamathe
türkçede bir harf anlam büyük anlam değişikliğine yol açabiliyor. başlığı açan yazar arkadaşımız "sosyal çevrenin olmaması" şeklinde kullanmış tercihini ama başlık altındaki tartışmalar "insanın sosyal çevresi olmalı mı yoksa olmamalı mı ya dönüşmüş". aslında sadece başlığa göre yazacak olursak bir durum tespitinden yola çıkıldığını düşünmek mümkün.

örneklendirelim. "ahmet'in en büyük sorunu sosyal çevresinin olmaması" cümle içinde adı geçen ahmet'in arkasından konuşuyoruz şu an. ahmet ile ilgili ama aynı zamanda ahmet'ten bağımsız bir yorum yapıyoruz. ahmet'in bu durumdan haberi yok. doğal olarak ahmet mutlu mu, mutsuz mu kısmı bizim ilgilendiğimiz kısım değil. ama yine de genel bir yargı belirtiyoruz ve bunu bir sorun olarak değerlendiriyoruz. bunu da bilimsel veriler ışığında yapıyoruz. o bilimsel veri nedir ? "insan sosyal bir varlıktır". evrimsel sürecimiz bu konuda çok net biçimde buna işaret ediyor çünkü.

şayet başlık "insanın sosyal bir çevresininin olamaması" şeklinde açılmış olsaydı durum çok farklı bir hal alacaktı. o zaman ahmet'in sosyal bir çevre edinmek istediğini ama bunu bir nedenle başaramadığını anlayacaktık. ve ahmet'e daha fazla odaklanacaktık. yani ahmet'in iletişim kurma ile ilgili bazı sorunları mı var, yoksa yaşadığı çevre ahmet'e karşı özel bir husumet mi besliyor ve onu dışlıyor bunları tartışıyor olacaktık. yani olay ahmet'in kişiliği veya yaşadığı çevrenin analizine dönüşecekti.

tabii tüm bunların dışında sosyal çevre veya sosyallikten ne anladığımız kısmı da tartışmaları körüklüyor. özellikle kendimden örnek vermek istiyorum ki başka yazarlara gönderme yapmak gibi algılanmayayım. reel hayatımda son 5 yıldır asosyal demeye çok yakın bir yaşantım var. zira bir adada yaşıyorum. yazları anormal derecede kalabalık kışları ise ancak 500 metre de bir insana rastlamanızın mümkün olabildiği bir yer. sıkılıyor muyum ? asla. zira eşimle beraber ortak bir kararımız bu. dışarıda tek başıma dolaşmayı, kediler ve köpekler ile zaman geçirmeyi seviyorum. ayrıca yazın adaya gelen insanlarla da sınırlı ölçüde iletişim kuruyorum. bu kısmı tamamen benim tercihim ile alakalı. bu açıdan çok mutluyum. bütünüyle kendimi insanlardan soyutlamış durumda mıyım? yine asla, zira canım istediği zaman insanlarla iletişim kurmayı başarabilecek ölçüde yetenekli olduğumu biliyorum. tabii iletişim kurmak isteyeceğim insan kendini çekmediği sürece. insanların sosyal statüleri fark etmeksizin her insanla iletişim kurabilirim. nitekim 45 yıllık hayatımda aklınıza gelebilecek en uç pozisyondaki insanlarla ama öyle ama böyle iletişim kurmayı başarmış biriyim. peki neden kendimi asosyal olarak nitelendiriyorum, zira herhangi bir sosyal grup içine dahil değilim. şu an bağlı bulunduğum en büyük sosyal grup sanırım insteladaki yazarlardır ki o gruptaki yazarlar bile birbirinden bağımsız neticede. yani reel yaşamda bir arkadaş grubum, ortak hareket ettiğim birileri veya dış dünyada gezmeler vs. benim hayatımda yok. fakat dediğim gibi bu kısmı tamamen tercih. şimdi beni bu tercihim dolayısıyla yadırgayanlar olabilir. bunun sağlıklı olmadığını düşünenler de olabilir. kimsenin düşüncelerine pranga vuramam. ama söz konusu iletişim kurma yeteneğime gönderme yapmak olursa orada bir dur bakalım derim. zira beni bu konuda eleştirebilecek insan önce kendi iletişim kurma yeteneklerini bir gözden geçirmeli.

sonuç olarak başlığa göre konuşursak bir insanın sosyal çevresinin olmaması "genel bir yargı içinde" olumsuzluk içerir. çünkü insan sosyal bir varlıktır. ancak sosyal çevremizi kendimiz oluşturabilecek yeteneklere sahip olduğumuz halde bunu bilinçli olarak gerçekleştirmiyorsak ve şayet bu durumdan dolayı bir rahatsızlık hissetmiyorsak bu sadece bizi bağlar. çizgilerimizi, sınırlarımızı kendimiz belirliyoruz ve bu çizgiler ve sınırlar başkalarının kişisel özgürlüklerine zarar verecek bir seviyede değilse bunu sorun etmek gereksizdir. tersi durum içinde aynı şeyi söylemek mümkün. bir insan muazzam bir sosyal çevreye sahip ve bir çok sosyal grup içinde yer alıp, ona göre bir yaşam biçimini tercihlemiş ise ve bundan dolayı mutlu ise, o kişiye çemkirmenin veya kıskançlık göstermenin de bir anlamı yok. bu da o kişiyi bağlar. birbirinizi tercihleriniz dolayısıyla kırmayın,üzmeyin arkadaşlar. hayat kısa çünkü.
absürt adam absürt adam
sosyal çevrenizle aranızda hiç sosyalleşemiyoruz diye sohbet etmek de sosyalleşememeye girer mi acaba. illa sosyal olmak için dışarıya mı çıkılması gerekir. günde yarım saat masa tenisi oynayıp servisi paylaşıp birbirinizi evinize bırakmak sayılmaz mı acaba. bireysellik insanın saçma ölçütler geliştirmesine sebep oluyor.
simone cecile simone cecile
insanlarin tercihlerini sorgulayamam ancak kendi adıma hem sevmediğim hem de çok mümkün olmayandır.

öncelikle yaptığım iş sosyal çevrenin genişliği ile doğru orantılı.bu nedenle sosyal çevremi daraltma gibi bir lüksüm yok.

sevmeyiş sebebine gelirsek; evet yalnız kalmak, arada başını dinlemek, sorumsuzluk hali falan bunlar güzel şeyler ama insana insan lazım mottosunu da unutmamak lazım.

ha insanoğlu tü kakadır, adidir bilmem nedir geyiğine girmeyeceğim. hayat tecrübenizden edindiğiniz derslerle kimi hayatınızda tutup tutmayacağınıza karar verebilirsiniz.zaten böyle bir yetiniz yoksa evden dahi dışarı çıkmayın.

son olarak; selam vermek güzeldir arkadaşlar.neden bu kadar tepki görmüş anlamadım. kahve de her zaman tek içilmiyor bunu da unutmayın.

insana insan lazım.
di mi ya di mi ya
belli bi yaştan sonra kimseye tahammülüm kalmadı. herkesle muhabbeti kestim.
aramak sormak hak getire.
eskiden de çok kalabalık sevmezdim.
hani partiden partiye koşan, sabah brunch akşam meyhane tayfası bana göre değil.
sadelik hep hayat felsefem oldu.
karnım agriyana kadar güldüğüm bir iki dostum olsun, telefonun ucunda derdime derman değil ses olsun yürek olsun yeter.
kimsenin derdini, tasasını çekemeyeceğim.
2 /