soykırım

1 /
eros eros
soykırım dünyada daha çok meshepsel ayrılığa bağlı olarak ortaya çıkmıştır..bunlardan bazıları ortaçağda avrupalı katoliklerin diğer tüm mezheplere ve yahudilere yaptıkları, yavuz sultan selim in kızılbaşlara(yaklaşık on bin türkü kılıçtan geçirmiştir)yaptıklarıdır..yakın tarihte ermeni çetelerinin türk ve kürt halkına gaziantep şanlıurfa maraş ve van da yaptıkları kıyımlar hitler in alman solculara, zenci afrikalılara ruslara, yahudilere; şaron un ve yahudi çetelerin israil ordusu yardımıyla filistinlilere ve israil sınırlarında yaşayan arap halkına yaptıkları örnek olarak verilebilir..
eros eros
afrikada ise yaklaşık olarak 18.yy dan beri kabileler arasında amerikalılarla ingiliz ve ispanyol tüccarlar tarafından körüklenen soykırımlar süre gelmektedir..bunlar başlangıçta köle ticareti içinken şimdilerde temel amaç silah satımıdır.ama amrikalı silah üreticileri (c.w. bush ve yavrusu başlarda gelmektedir)şuaralar afganistan ve ırak savaşları sayesinde köşe oldukları için buralarda da ya görece sükunet sağlanmış yada dünyanın gözü ortadoğuya kaydığı için seslerini duyuramaz olmuşlardır..
eksiksizuyum eksiksizuyum
bu eylemin yapılıp yapılmadığının telaffuz edilmesi, yapanın elinin güçlü olup olmamasına bağlıdır. misal almanya ikinci dünya savaşı'nı kaybetmiştir, dolayısıyla herkes rahat rahat yahudi soykırımından bahseder (düşünün ki almanya savaşı kazansa kaç kişi böyle bir iddiada bulunabilecek veya bunu dünyaya kabul ettirebilecekti?). öte yandan fransa güçlü kuvvetli bir ülkedir, dolayısıyla fransızların cezayir'de yaptıklarına "soykırım" demek sadece birkaç onurlu insana kalmıştır, resmi olarak soykırım sözcüğü telaffuz dahi edilmez.

yani siz siz olun, ileride bir gün soykırım denen insanlık suçunu işleyecek kadar vahşileşirseniz elinizi kuvvetli tutun. göreceksiniz ki insanları tankla esir almak, çocuk hastanelerini vurmak, evleri bombalamak eylemlerini sistematik olarak tekrarlayıp soykırım yapmaya başlasanız dahi dünyanın kuvvetli devletleri buna "sınır güvenliği için alınan önlemler" diyecektir.
(bkz: israil)
hexagram hexagram
latince: kesmek, öldürmek anlamına gelir. ırksal, dinsel, siyasal ya da etnik bir grubun bilerek ve sistemli biçimde yok edilmesidir. ilk kez nazilerin 1933-1945 arasında giriştiği toplu kırımları tanımlayan hukuki bir kavram olarak ortaya atılmıştır. tarihte pek çok soykırım yaşanmas olmasına karşın, 2. dünya savaşı sonrasına değin uluslar topluluğun halkların kitlesel kırımı olaylarını ele almasını olanaklı kılacak bir yasal çerçeve oluşturulması yoluna gidilmemişti. nürnberg ' de savaş suçlularının yargılandığı başka davalarda ortaya çıkan gerçeklerin etkisiyle 1946'da birleşmiş milletler genel kurulu soykırımın, uluslar arası hukuka göre uygar dünyanın mahkum ettiği bir suç olduğunu, bu suçu işleyenlerin ve başkalarını bu suça teşvik edenlerin cezalandırılması gerektiğini belirten bir karar aldı. `genel kurul'un 1948'de onayladığı ve türkiye'nin de 23 mart 1950'de imzalayarak taraf olduğu soykırım suçunun önlenmesine ve cezalandırılmasına ilişkin sözleşme 1951'de yürürlüğe girdi.` sözleşme ister barış, ister savaş koşullarında gerçekleştirilmiş olsun soykırımı suç sayar.

not: genel kurul bilgisi alıntıdır.
stairway to heaven stairway to heaven
birleşmiş milletler'in 1948 yılında yaptığı soykırım tanımı şu şekildedir:

"soykırım; ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da onun bir bölümünü yok etmek niyetiyle: grup üyelerinin öldürülmesi, grup üyelerinin fizik ya da akıl bütünlüğünün ağır biçimde zedelenmesi, grubun fiziksel varlığının tümü ya da bir bölümü ile yok edilmesi sonucunu verecek yaşam koşulları içinde tutulması, grup içinde doğumları engelleyecek önlemler alınması, bir grup çocukların başka bir gruba zorla geçirilmesi eylemlerinden herhangi birine başvurulmasını kapsamı içinde alır. soykırımda planlı, devlet politikası haline gelmiş eylemler söz konusudur."
azwepsa azwepsa
tanımı itibariyle bir topluluğun neslini devam ettirmesine mani olacak eylemler de soykırım çerçevesine girer.

misal atıyor ştratakkara ırkından sadece bir erkek ve de kadınlar kaldı. erkek de gitti bi rus manita yaptı ve onunla evlendi. karısına da son derece sadık. şimdi bu adam soykırımcı olur mu?

yahut da bu adam gitse kendi rızasıyla vazektomi yaptırsa. o mu soykırımcı olur yoksa doktor mu?

düşünmekten kafam patlıyor. en iyisi bi avrupa'ya gidip bir bilene danışmak.

(bkz: hanım schengenimi getir)
ayyasprens ayyasprens
soykırım,insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilir.soykırım karşılığı olan genocide terimi latince ve yunanca iki kelimenin birleşmesi ile ortaya çıkan bir kelimedir.
yunanca soy demek olan genos ve latince kesmek öldürmek anlamına gelen caedere sözcüklerinden oluşan bir bileşik kelimedir.
bm kararına göre,bir katliamın soykırım olarak tanımlanması için 3 temel koşulun bir arada bulunması gerekir:
1-katliamın resmi devlet politikası olarak yapılması
2-katliamın tek yerde değil,tüm ülkede uygulanması
3-katliamın bir defa değil,sürekli olarak yapılması
soykırım suçu özel olarak tanımlanmış bir eylemdir.

kaynak: emre kongar - tarihimizle yüzleşmek
last juror last juror
bir planın icrası suretiyle milli, ırki, dini veya etnik bir grubu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla kasten öldürme, grup üyelerinin vücut bütünlüklerine ağır zararlar verme, grup üyelerini yaşamlarının sona ermesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlama, grup çocuklarını başka gruplara nakletme veya gebelikleri önleyici tedbirler alma fiilleri soykırım suçunu oluşturur. suç bm soykırım sözleşmesi kapsamında yasaklanmış bir suçtur ve sözleşme tarafı devletlerce ülkesel düzleme de geçirilerek cezaye tabi tutulmuştur. türk ceza kanunu md. 76 da bu suça ilişkin düzenlemeyi içermektedir.
bu düzenleme kapsamında uluslar arası adalet divanı özellikle devletler aleyhine davalarda özel kastı yani bir topluluğu yok etme kastını mutlak surette aramaktadır. bunun yanında soykırım niyetinin girişilen filler öncesinde oluşmuş olmasını ve fiillerin bir plan çerçevesinde işlenmesini aramaktadır. bu unsurlarla suça bakıldığında ermeni tehciri soykırım niteliği taşımayan ancak kötü muameleri de içeriğinde barındıran bir tarihi vakıadır.
kabuklu badem kabuklu badem
ceza kanunundaki tanımına göre,

1.planlı bir şekilde,
2.milli, etnik,ırkı veya dini bir grubun,
3.tamamen veya kısmen yokedilmesidir.

cezası ağrlaştılırmış müebbet hapistir. zamanaşımı işlemeyen suçlardan biridir.
antimoor antimoor
obamanın hem türkiyeyi hem ermenistanı idare edebilmek için kullanıp kullanmama konusunda kararsız kaldığı kelime.yerine daha sonra büyük felaket kelimesini kullanıp,orta yolu bulduğunu sanmıştır.
(bkz: sıçıp sıvamak)
özgür özlem özgür özlem
1. bir insan topluluğunu ulusal, dinsel, ırksal v.b. nedenlerle yok etme (tdk)
2. bir kısım "aydın" zevatın, türkler'in ermeniler'e uyguladıkları gerekçesiyle ermeniler'den özür dileyerek; ya eylemin yukarıdaki anlamını kavrayamadıklarını, ya "cezayir, hindistan, boşnak ... v.s." tarihini bilmediklerini ya da ünlü olma, zengin olma v.s. gibi egolarına yenik düşebildiklerini yahut da hakikaten bildiğimiz "kör cahil" olduklarını gösterdikleri eylem.
1 /