sözlük yazarlarının hissettikleri

47 /
psamathe psamathe
yaşım 45. ölüm kavramını hala anlamlandıramıyorum. ölüm sonrası değil bahsettiğim. ölümümüz sırasında hangi duygu ve düşünceler içine girdiğimizi pek tabii ki deneyimlemek mümkün değil. daha doğrusu deneyimledikten sonra gelip çevrenizdekileri bunu anlatmak olası değil. ama benim merak ettiğim kısım da tam olarak ölüm anı.

aslında son derece basit ve düz düşününce, ölen varlığın bilincinin de öldüğü sonucundan yola çıkarak kocaman bir boşluk veya hiçlik kavramı benim için ölüm. ne yaşanmışlıklar ne de hayattayken anlam yüklediğimiz sayısız şey, ölmüş biri için hiç bir şey ifade etmeyecektir. çünkü hisleri ve düşünceleri ortaya çıkaran şey bilinçtir ve beyin dediğimiz organda gerçekleşir bu. en azından bilimsel açıdan durum bundan ibaret. çünkü tüm yaşadıklarımızı bilime göre bilinç, teistlerin ise ruh diye adlandırdığı kavramın, somut bir bir madde olan vücudumuzdaki fonksiyonunun sona ermesi veya kaybı şeklinde değerlendirilebilir.

ben ateist olduğum için bilincin, zaman dediğimiz, ancak çalışma prensipleri konusunda halen hem fikir olunamayan dilimindeki mutlak sonu olarak görüyorum ölümü. teistler ise ruh kavramına inanmaları nedeniyle beden ve ruh ayrımını yaparak ölümü bir son olarak görmüyorlar. hatta bir başlangıç olarak görüyorlar. dolayısıyla bir ateist için ölüm aslında dindar bir insana göre çok daha acı veren bir gerçektir. ben dindarların cenazelerde döktükleri göz yaşlarını samimi bulmuyorum. madem aslında mutlak son olmadığını düşünüyorsunuz neden kaybettiklerinizin için bu kadar acı çekiyorsunuz. tamamen bencilce bir duygu bu. ölene değil kendinize üzülüyorsunuz bence. oysa bir ateist için ölüm az önce bahsettiğim zaman kavramı içinde başka bir başlangıcı olmayan birinin temelli kaybıdır. o nedenle gerçekten üzülünen yegane şey ölen varlığın kendisidir. ve evet ateistlerin hepsi adına konuşamam belki ama ölüm ateistlerin geneli için daha acıdır. zira ne ölen için ne de kendiniz için avutabileceğiniz bir kavram yoktur ateizmde. en fazla iyi ve mutlu yaşadı diyebilirsiniz. ayrımcılık yapma adına söylemiyorum bunu. yine basit bir mantık ile düşünürseniz ateistlerin yaşamı, dindarlardan daha fazla sevdiği ve ona daha fazla değer verdiğini idrak etmeniz de mümkün.

yine çoğu inananın aksine ben ölümsüzlük kavramına ulaşılabileceğini düşünüyorum. ama organizma olarak değil, bilinci başka bir bir ortamda muhafaza ederek. bu konuya ilişkin düşüncelerimi belirten bir yazım olmuştu. zaten bilim adamlarının ve nöro bilimcilerin çalışmalarının bir kısmı bu yönde. yoksa hücre yenilenmesi veya bilincin başka bir bedene aktarılması tarzı yaklaşımlar hem çok masraflı hem de ucunda ışık olacak kadar umut verici değil. bazı din ve felsefi görüşlerde buna reenkarnasyon deniyor. ama benim bahsettiğim şey ile uzaktan yakından alakası yok tabii. zira reenkarnasyonun gerçekleşmesi de "ruh" denilen ve inanılan şeyin başka bir bedene transferi ile alakalı. üstelik orada süreç insan faktöründen bağımsız işliyor. neyse inanan inansın tabii o kısmı beni ilgilendirmiyor.

başlığa uygun bir yazı olmadı. sözlük yazarlarının hissettiklerinden ziyade, sözlük yazarlarının düşündükleri gibi bir başlığa yazmalıydım belki de. ama o kadarını da siz empati yaparak tamamlarsınız diye düşünüyorum. ölüme kaba hatlarıyla böyle bakan bir insan ne hisseder düşünmeye çalışın. zira ben inananların ölüm için ne hissedebileceklerini tahmin edebiliyorum. kolay olan yolu seçmişsiniz. hakaret veya hor görme maksatlı söylemiyorum bunu. ancak görüyorum ki hem hayat hem ölüm için gerçekten kolay olanı seçmişsiniz.
zirabenisizdelirttiniz zirabenisizdelirttiniz
arkadaşlar bu dünyadaki en güzel şeyler. beni gerçekten yıpratan, canımı acıtan bir haber aldım bir kaç saat önce, ve yirmi senedir sırtımda taşıdığım bütün kamburu kucaklarına döktüm. bütün yaralarımdan bahsettim, bütün yaralarını dinledim, çok gözyaşı döküldü ve ciddi miktarda sigara içildi. şimdi ise yatağımda uzanmış, gerçekten huzur ve kararlılık içinde uyumak üzereyim. ha bir de şey, yarın pasta keseceğiz birlikte, çünkü yarın yeni hayatımın ilk günü olacak. iyi ki doğdum!
the bridge of khazad dum the bridge of khazad dum
konfor.
tüm kış giyilen o ağır botlardan sonra sonunda spor ayakkabıya geçiş yaptım. ayaklarım bayram etti. bulutlara basarak yürüyorum adeta. bu imkanı bana layık gördüğü için mikail'e teşekkür ederim.
gecesaçlıkız gecesaçlıkız
kış aylarındaki üzerimdeki o umutsuzluk ve depresif ruh hali biraz da olsa kalktı.
şimdi de üzerimde endişe var.
eskiden çok sevdiğim, canım dediğim insanları artık tanıyamıyorum. her geçen gün farklı bir hayal krıklığı yaşatıyorlar. en kötüsü de yanımda değiller.
sizde oldu mu bilmiyorum, hani tam hayatınızda her şey tıkırında gider, düzelmişsinizdir veya canınızı sıkan, sevdiklerinize zaman ayırmanızı engelleyen etmenler ortadan kalkmıştır ama bir tatsızlık vardır üzerinizde. heh, o tatsızlık da "ah be şu zamanlarda yanımda olmalıydı" dediğiniz, tam her şey yolundayken onun da yanınızda olmasını istediğiniz kişidir ama yoktur ya. öyle bir tatsızlık.
keşke yanımda olabilseydi. sanırım en kötüsü de bir zamanlar her şeyini anlattığın insanla iki kelime edemeyecek hale gelmek.
kacakkat kacakkat
hayatımın en bunalımlı günlerini geçiyorum hiçbir sebep gösterilmeden kamudan ihraç edildiğimde bile böyle olmamıştı . çözümsüz hissediyorum . şükür şimdiki işim çok iyi ama saçma sapan problemler dağ gibi gelmiş önüme sosyal hayatta. yalnızım mutsuzum arkadaşlarımın çoğu evli ve işsiz onlar benden bi umut bekliyor iş bulmam için ama kriz inşaatı ağır vurdu ve onlar daha büyük sorunlarla cebelleşiyor. kendi kabuğuma çekildim fazlasıyla mutsuz hissediyorum bi çare arıyorum bu durumdan kurtaracak yaşama sevinci verecek bi çare umarım çıkar..
yüzbinbaloncukyuttum yüzbinbaloncukyuttum
pişmanlık..

bir daha asla kimseyle bunu yaşayamayacağım. o gün o kapıdan girdiğim zaman şükürler ettiğim o kapının bir daha hiç açılmamak üzere yüzüme kapanması. bir daha öyle huzurlu uykular uyuyamayacak olmam. insan bir horlama sesini bile bu kadar mı severmiş bu kadar mı özlermiş.

insanoğlu olmak böyledir işte. sevgiyi çabuk kaybediyoruz,pişmanlığı uzun sürüyor.
beste çalan mahur beste çalan mahur
insanın en sevdiği bile susmayı tercih edebiliyor.
insan en sevdiğine karşı bile sessiz kalabiliyor.
insan umuduyla karşı karşıya kalabiliyor.
arkadaşları sırt çevirebiliyor.
insanlar arkadaşlarına sırt çevirebiliyor.
toprağa can verebiliyor, topraktan can alabiliyor.
hayat öyle garip işte.

sanırım o bunu okuyor başlığına bir uğramak gerekecek.
the bridge of khazad dum the bridge of khazad dum
tuhaf bir boşluğa düştüm bu sabah uyandığımda. sanki gece uyurken farketmeden astral seyahat yolculuğuna çıkıp, astral boyutta sıkışıp kalmışım gibi. hani supernatural dizisinde sam winchester ruhunu kaybetmişti ya, heh tam olarak öyle. fiziksel olarak varım ama hiçbir şey hissetmiyorum. ne acı, ne hüzün, ne öfke ne de neşe... o kadar diyordum ben saksı değilim diye ama sanırım ben bugün bir saksıyım rıza baba.

gideyim de ülker çikolatalı gofret yiyeyim. (şimdi reklamlar)
17
47 /