sözlük yazarlarının özledikleri

10 /
kolaylokma kolaylokma
-dünya gündeminden mars gündemine kadar konuştuklarımızı,
-birbirimize her gün yeni bir şeyler öğretişimizi,
-ingilizce bilgimizi yarıştırıp kapışmalarımızı,
-şu yönetmen senin şu aktris benim diye bölüşmelerimizi,
-saçmalamamızı,
-birbirimizi sevişimizi,
-özel günleri nasıl da kutlamayışımızı,
-gözlerimizin içine bakmayı,
-yanındayken her seferinde ellerimin buz gibi oluşunu,
-yaşadığım ilkleri,
-tanıdığım seni,
-senle geçen her saniyeyi,
-kimsenin sen olmayışını görüp kahrolduktan sonra aklıma gelen anılarımızı,
-paylaştıklarımızı,
-seni sevişimi, öyle çok sevişimi,
-birbirimize hitap edişimizi,
-araba sürüşünü, yolları karıştırmanı,
-beni ısrarla aramayıp mesaj yazmayı tercih edişini,
-ellerini...

çok özledim, çok özlüyorum, özlemeye devam edeceğim, bitmeyecek bu özlem biliyorum.
la bocca della verita la bocca della verita
2 sene öncesine kadar sohbetinden çok fazla haz aldigim, içi dolu dolu 8-9 saat konuştuğum insanlar vardı. bu insanlar benden nereden baksan iz 20-25 yaş kadar büyük insanlardi. onları çok arıyor ve her ne kadar bununla baş edebilmek için kendime ozlemediğimi söylesem de, gizliden gizliye özlüyorum.
y all know me well enough y all know me well enough
babam.

yaşarken bir kere bile seni özledim baba diyemedim. o da, biliyorum ki çok özlediği halde bana diyemedi. yeri geldi 7-8 ay birbirimizi görmediğimiz oldu. kavuşmalarımızda gözlerimiz bize sarılmak istediğimizi anlatsa da gururumuza yediremedik ve yapamadık. çünkü geçmiş hesaplaşmalar vardı, serde erkeklik vardı. sarılan taraf mağlubiyeti kabul etmiş olacaktı.

böyle gurur olmaz olsun. cansız bedenine sarılmak çok koymuştu. toprağına sarılmak hala koyuyor.

keşke o günlere geri dönebilsem. sarılsam, öpsem. mesela 3 sene önce bugünlerde tedavi için yurt dışına çıkmamıza 1 ay vardı. yanlarında kalıyordum. her kahvaltıda, her fırsatta bana laf sokup takılıyordu. anneme, "zaten sucukları hep oğluna ver bize anca çarliston biber" diyordu. bu hala her gün kulaklarımda yankılanıyor istisnasız.

keşke 3 sene önceye dönsem. dünyanın bütün sucuklarını önüne yığsam babam. seni çok özledim.
loss loss
uzun zaman önce özlememek üzere kendime söz verdim. çünkü özlemek can yakıyor. acıtıyor. öyle ki, eskiler demişler, ölüm ile ayrılığı tartmışlar da ayrılık 50 okka ağır gelmiş. özlemek, özleyip de özleme varamamak zor aga, gerçekten zor. o yüzdendir yak bir cigara, yüzün acısı karışsın dumana.
10 /