sözlük yazarlarının ruh hali

214 /
proserpinax proserpinax
bu sabah facebook anılarımda gördüm adını ; duvarıma şöyle yazmış tam 4 yıl önce " seni sonunda buldum ne olur kopmayalım "
ilkokul arkadaşımdı , çok aşırı temiz titiz detaycı bir kızdı. defterleri sanat eseri gibiydi ,okula nadiren getirirdi. okulda başka defter kullanır eve gidince temize çekerdi. mateksan defterlerini severdi hani çizgileri mavimsi silik olan kapakları sert karton olanları.
onu hatırlayınca aklıma hemen defterleri gelir . benim bakkalların veresiye defterleri gibi özensiz hatta kendi yazımı bile zor okuduğum karalamacaların yanında onun mükemmel defterleri.
4 yıl önce buldu beni bir süre konuştuk .evlenmiş mersin'e yerleşmiş 2 çocuğu olmuş ev hanımıymış .eşiyle iletişimleri çok kötüymüş kendini yalnız hissediyormuş ,mutsuzmuş.
anlattı ı ben de her zaman yaptığım gibi ona farketmediği olumlu şeyleri göstermeye çalıştım.anne olmuşsun ne güzel , para kazanmak zorunda değilsin eşin var , bir hobi bul kendine oyalan , senin ruhun sanatçıydı küçükken kendine fırsat ver gibi şeyler söyledim.
ara sıra beni arıyor ya da yazıyordu . bu formatta devam ediyordu konuşmalarımız.
sonra hayatın kargaşası iş telaşı falan derken bir süredir konuşmadığımızı farkettim.
facebook sayfasına girdim . ilk gördüğüm iletiyi kardeşi yazmıştı eski bir foto paylaşmış . ablam bırakıp bizi gitti yazmış.
kalp krizi geçirmiş ölmüş arkadaşım.
eski bir öğretmeni yazmış güzel kızım neden erken ayrıldın bizden gibi şeyler
inanamayanlar şaka mı bu yazmışlar .ben birşey yazamadım annesini ya da kardeşini de arayamadım öylece bakakaldım sayfasına, fotolarına, gülümseyen yüzüne.
çok yalnız hissettiğini biliyordum . beni arayıp bulmak istedi.belki de istediği çocukluğuna dönmekti .tek tek fotoğraflarına baktım ne kadar neşeli görünüyordu ne kadar huzurlu.
hiçbirimiz kendimiz için ya da sevdiklerimiz için ölümü çok yakın hissetmiyoruz , hep uzak bir son gibi düşünüyoruz.
ölüm hep başkalarının başına gelecek sandığımız bir şey.
ölüm var biliyoruz .hepimiz öleceğiz biliyoruz ama her defasında şaşırıyoruz.
damdan akan damdan akan
her şeyin bu kadar çabuk tüketildiği bu dünyada ben tukenmemek için çok çabaladım. ama artık bitmiş hissediyorum. bu dünyada yaşamak istemiyorum artık. gerçekten istemiyorum.
home is where the heart is home is where the heart is
ruh halim, ıssız adada gün sayan robinson.
özgürlüğüme kavuşunca "şunu da yapacağım ve sonra şunu da..." diye düşünürken, oruçluyken "iftar olsun şunu da yiyeceğim ve sonra şunu da..." diyen insanlar gibi hissettim kendimi bugün.
ve ahdim olsun, şu sınavdan çıkıp bu şehre dönünce maddi değerleri umrumda olmaksızın ihtiyacı olan birine bedelsiz yollayacağım tüm kitaplarımı.
"yaklaşıyor yaklaşmakta olan". bir süre sonra görüşürüz sözlük. hoşça bak zatına.
aka diyaz aka diyaz
bekleyen kitap ayracından hallice . durup durup biraz ileri sarıyor. bazen uzunca bir süre orada bekliyor ; ama aklı hâlâ kitap bittikten sonra nerede olacağında. en başa, kapağın hemen arkasına konsa yine iyi. aynı yolu farklı duraklarla da olsa bir daha belki kaçıncı defa gidecek. en sona konursa , acaba bir daha başa sarıp farklı sayfalardan , yollardan geçip yolculuğama devam edebilecek miyim...
aslında, kitabın arasından çıkmak daha mantıklı. kendine yeni , kokusu farklı bir kitap bulur belki.
214 /