sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

306 /
aphross aphross
ben kendimi dünyanın en panik, en kuralcı, en ciddi insanlarından birisi sanırdım. bugün ofiste yangın tatbikatı yapıldı. tamamen habersiz ve nasıl becerdilerse yangının kokusu bile var. önce koridora bir bakıp, odama dönüp özel eşyalarımla birlikte yeni gelmiş olan filtre kahvemi de alıp kimsenin kullanmadığı arka merdivenlerden aşağı indim. kahve kupasını alırken aklımdan havanın çok soğuk olduğu geçiyordu sanırım, emin değilim.

oha kahveni de mi aldın diyenlere "yeaa ben biliyordum tatbikat olduğunu" diye ağzımı eğe eğe cevap verdim ama hangi ara bu rahatlık mertebesine erişmiş olduğuma olan şaşkınlığımı hala üzerimden atamadım.

vurula vurula, vurulacak yerim kalmamış galiba.
kasirga41 kasirga41
yine uyku düzenim altüst oldu. rapor yaramadı. resmen depresyon halindeyim. duvarlar üzerime geliyor. evden çıkıp sokağa atıyorum kendimi. onbeş adım sonra nereye gideceğim ben diyip tekrar geri dönüyorum. melankoli kanıma işlemiş durumda. izlediğim dizileri tekrar izledim. okuduğum kitapları tekrar okuyorum. nasıl bir kısır döngünün içine düştüm bilmiyorum.

geçen gün parmağımda bağlı bir ip olduğunu farkettim. üç gündür neden onu parmağıma bağladığımı düşünüyorum. yüzleri, sesleri, sözleri unutmamak gibi bir lanetim var fakat neyi ne zaman yapacağımı çok çabuk unutuyorum. keşke anılarımı da bu kadar kolay unutabilseydim.

doktorum henüz halüsinasyonlarima bir çare bulamadı. şizofrenik tavırlarım olduğunu söylüyor ama henüz başlamamış. başlasa daha ne olacak acaba merak etmiyor değilim. büyük ihtimalle gördüğüm halüsinasyonlar benimle konuşmaya başlayacak. bari yanımda birileri olmuş olur. ona da razıyım yani. içki yasak kahve yasak çay az içeceksin diyor. ben bir saksıya gireyim günde 2 kere sulayın bari. ha bir de yeni bir arkadaşım oldu... zyprexa. ağzıma sıçsaydin daha iyiydi doktor. bunu kullanıp nasıl çalışmamı bekliyor anlamadım zaten.
mevsimbaharı mevsimbaharı
kardeşim yüzünden çocukluk anılarımı somut hale getiremedim. yazamadım. çünkü o hep, benim günlüklerimi bulup öğrendiklerini anneme babama ispiyonlamakla tehdit ederdi. ne zaman elimde günlük görse avını görmüş gibi dikkat kesilirdi. hatta onun yüzünden
günlüğümü saklamadığım yer kalmadı. bir keresinde sandığa koydum. asla aklina gelmez dedim ve akşamına "günlüğünü buldum ki" diye söylene söylene yanıma geldiğini hatırlıyorum. yatağın altı, dolap üstü, hali altı vs. bunları demiyorum bile ama sandiktan nasıl buldu. hala bilmiyorum.
gitti tüm anılar aheyytttt.
9
bilemeemm bilemeemm
şu aralar hayatım yurt dışı ortağı aramak oldu! ne zormuş ab projesi yapmak ya. bile isteye de yapmaya başladım. orası zaten ayrı bi aptallık.
eskiden bunu şirketler yapıyormuş ne güzel. meb şimdi ona da yasak getirdi. projeyi zaten kendimiz yazmalıyız, buna tamam da ben ortak nasıl bulacağım?! madem adam gibi bir yurt dışı ortağı havuzu oluşturacaksınız. olduğum yerde çırpınıyor gibi hissediyorum. adamlar utanmasa yarat diyecek. aradığım okul yok işte. varsa da ben onu nerden bulacağım, e twinning sitelerinde de bulamadım istediğim şeyi. şurda bir, bir buçuk ay vaktim kaldı. bu sene olmak zorunda bu!
bielametgeldi bielametgeldi
söyleyecek çok şeyimiz var ama hangimiz dinliyoruz bir başkasını? kaçımız okuduk en azından bizden önceki sayfada yazanları?

söyleyecek bir şeyim var. kalabalıklar içinde çok sevdiğiniz olmasına rağmen dinleyeniniz olmaması, kabuslarınızda birinden yardım isteyecekken sesinizin çıkmaması gibi acıtıyor canı. keşke canımız hiç yanmasa.
iş bitiren frank iş bitiren frank
yaşadığımız olaylar tecrübelerimizi arttırırken öte yandan tükenmişlik katsayımızı da yükseltiyor. bunun sonucu iyi mi kötü mü bilmiyorum. hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacakta.

bir diğer husus hayatımdaki bir kadını adam akıllı kıskanma (koruma, sakınma anlamında) eşik değerim baya yükseldi. kıskan kıskan nereye kadar. zerre kadar anlamı yok.

biten ilişkilerin bizi tüketmesine izin vermemek adına son zamanlarda kadınlar konusunda normalden daha rahat takılıyorum. gelmek isteyen gelsin. yerimiz belli bizim..
veda busesi veda busesi
bazen inanın ki hiçbir şey söylemek istemiyorum. lafta sözde değil yani, onca şeye rağmen tüm yaşananlara rağmen tek bir kelam etmek istemiyorum. çünkü ağzımdan çıkacak her bir kelam büyük bir yıkıma sebep olabilecek nitelikte güçlü olurdu sanırım. işte tam da bu yüzden tamamen susmak istemiyorum. üzerine söylemek istediğim çok şey olmasına rağmen, bana tüm hissettirdikleriyle beraber gömmek istiyorum. geride kalsın gerçekten ve asla dönüp bakmayayım. içimde koca bir ziyan var. ziyan olan sevgiye, emeğe, fedakarlığa, çabaya üzülmekten ziyade içimde ziyan olanlara üzülüyorum.
fakin kebabmın vol 2 fakin kebabmın vol 2
bir insanın bahanesi/sebebi çalınır mı? vallahi benim çalındı. çok asap bozucu bir şekilde… hani tüm bölümün kaldığı derste o sene ilmek ilmek tüm sene not tutarsın, saatlerini verirsin, kritiğini yaparsın istatistiğini tutarsın ama o notların fotokopisini, bölümde çektirmek gibi aşırı aptalca bir hata yaparsın. bir hafta sonra bir kırtasiyede notlarının satıldığını öğrenirsin. notların, emeklerin göt altına gitmiş, emeklerin orospu olmuştur.

benim de bahanelerim; birilerinin orospusu olmuş, çok ucuza hoyratça, duvarlara vurula vurula kullanılıyor.

kısaca olay şu şekilde; ben geçen sene inat ettim bir tasarım yarışmasına katıldım. startup mantığıyla, var olan statükocu sikko düşünceye rest çektim. normal dönemin 3 4 katı daha fazla çalıştım, sinirden-stresten 15 kilo aldım, iş hayatında maliyeti belki milyonlar olacak olan hatalar yaptım, okulu uzattım. karşılığında yarışmayı düzenleyen jüriden insanlar ''eğer bir sıralama olsaydı birinci sizdiniz'' dedi(bizim takımdan insanlar, taşra üniversitelerindendi. geçtiklerimiz; itü, yıldız teknik'ten insanlardı. biz bi skype üzerinden çalıştık. takım arkadaşlarımı ödül töreninde tanıdım. gerçek hayatta beraber çalışsaydık, bu iş daha kolay olurdu ama skype üzerinden de halledebilmiştik.)
bölümün gülü oldum, hocaların hepsiyle aram çok iyi oldu. bana yardımcı oldular bir sürü konuda. bedeli ağır bir başarı.
okul uzadı. hem de ebesinin amına…
dışarıdaki, yani bu durumu algılayamayan insanlara bunlar laf kalabalığı gibi geldiği için anlatmıyorum. ayrıntı sorarlarsa dökülüyorum. zaten hiç algılayamayan insanlara anlatmıyorum. zaten bahanemi çalanlar yarım yamalak anlayan yavşaklar.

ulan ben iki senedir doğru düzgün oyun oynamıyor, dizi izlemiyorum. sürekli konferanslar dinliyorum, kitaplar okuyorum, hobi olarak yazmaya devam ediyorum, götümü yırtıyorum, üstüne başarıyorum da. ama gel gör ki; benim ''sorun olarak görülmeyen ama halledilmesi gereken sorunlarımı'' şerefsizler bahane olarak kullanıyorlar. adamlarla sohbet ediyoruz, aynı yerde yaşadığımızdan dolayı aşağı yukarı sorunlarımız aynı. düşünce şeklimiz de aynı. ama biliyorum pezevenk çalışmıyor. adam tüm gün oyun oynuyor yan tarafta da ''güldür güldür'' ya da başka siktiri boktan, komik olmayan türk komedi filmi açık oluyor. kitap okumuyor, kendisi bir şey üretmiyor ama soran olursa ''çalıştım olmadı'' diyor. ama çalışmıyor.

benim bu elemanla sohbetim yeni yeni ilerliyordu. çünkü dediğim gibi fikirlerimiz benzer. (zaten oturup muhabbeti saran adamların hiçbirinin yaptığı işten hayır gelmiyor amına koyum. böyle bir lanet olabilir mi ya? neyse, uzun zamandır insanları sohbetleriyle değil; işlerinin kalitesine, söylediklerinin gerçekleşme şekline ve oranına göre değerlendiriyorum). yazın babam kalp krizi geçirdi. memlekete döndüm. bir hafta kalmaya karar verdim. yaz okulundaydık o sıra. devam problem. bu arkadaşı aradım, meşgule attı. bir daha aradım yine meşgule attı, geri de dönmedi. ben de bir daha aramadım. arama mesafe koymaya karar verdim. okula döndüğümde bana ''ya kanka moralim bozuktu, ondan açamadım. acil bir şey yoktu demi'' dedi. ulan mq. seni iki defa aramışım, meşgule attığın halde. eğer acil bir durum olduğunu düşünemeyecek kadar malsan muhatap olma benle. yanımda mal adam istemem. ''babam kalp krizi geçirmişti. hocalarla konuşur musun diye aramıştım'' dedim. bilsin salak.

aradan aylar geçti, vizeler bitti. yazın konuştuğumuz şeyleri benim laflarımı aynen kullanarak, millete okulu neden uzattığını açıklıyor. lan yavşak, sen paso oyna sarmadın yanındaki şişkoyla? 5 senenizi ot gibi yaşayarak, bilgisayar başında oyun oynayıp, aptal aptal şeylere gülerek geçirmediniz mi?

üstüne bir de sırtımı sıvazlayıp ''sen de kaldın demi kanka'' diyor bıyığına attırdığım. ve bu salak ve diğer kankaları, beni kendileri gibi sanıyor, başarısızlıklarına beni de dahil ediyorlar.

sinir olduğum nokta ben götümü yırtıp başarı elde etmişim ve ben bu başarıyı kafama göre pazarlıyorum. sizin sikinizin keyfine niye başarım ve stratejim göt altına gitsin amk.

adamın derdini de çalıyorlar ya.
yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz
bugün iş yerinde bir sorun yaşadım. şaşırmadım alışkındım defalarca aynı şeyleri görmüştüm. gayet serin davrandım hatta umursamaz göründüm. buna rağmen bu kadar kabullenmişken bunları, yine de içim titriyor yaşayınca. bütün gün boğazıma bir yumru oturdu gülümsesem de içim buruktu- ki bunun altı çok dolu-. iş hayatında da sosyal hayatta da artık garipsemesem de bir şeyleri ,hala şemalarımı değiştiremiyorum. evet şaşırmadım ama yine yıkıldım!
306 /