sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

321 /
rose whisper rose whisper
selamınello.

eylül sonu gibi işten çıktım. ekim boyunca çalışmadım. ekimin başında eylül ayı maaşımı aldım. bugün bi baktım mailime ekim ayı bordrosu gelmiş. dedim bunlar niye hala bana bordro çıkarıyo ki artık çalışanları değilim. bir şey yatırmamışlardır heralde, geçmişten kalan 3-5 lira kesintim varsa belki o yatmıştır dedim içimden. çünkü zaten eylül ayı maaşımı çekmiştim ekimin başında.

hesap bakiyeme bakmamla 1000 liraya yakın para yatırdıklarını görmem bir oldu. halay çekiyorum an itibariyle.

ben mi kısmetliyim, yoksa çıkış primi ya da çalışılan süre boyunca biriken bi prim falan mı var.

edit: 1 yılı aşkın çalıştığım için hak kazandığım fakat kullanamadan işten ayrıldığım yıllık izin ücretimmiş.
geceninmavikızı geceninmavikızı
şimdi bir göl kenarında dinleniyor ruhum .. hafif bir rüzgar dolanıyor saçlarıma .. uyku huzurla harman olmuş güzel rüyalara kapılar açıyor içimde .. en güzel anındayım yaşamımın . zira en güzel an henüz içinde olduğum an . şu ana ve getirdiği güzelliklere talibim .
saçlarınkadarbeyninolsakeşke saçlarınkadarbeyninolsakeşke
bazı hatalar zorunda kalındığı için yapılıyor. göz göre göre yapıyorsun. ama zorundasın işte. kesip atamıyorsun ki o an doğrusunu yapasın. akıl veren de ne çok mübarek.. vaktinden sonra gelen, olan herseye karşı geç kalış hissi.. çaresizlik..
home is where the heart is home is where the heart is
"ihanet torpil yapmaz" diyen şairin kalemini öpmek istiyorum bazen.
ne güzel söylemiş. iyi niyetle yaklaştık diye insana/hayata, iyi niyet göreceğiz diye bir şey yok, ihanet de mümkün, üstelik çok da yakınımızda.
revoluce revoluce
mabel'in ünlü olmadan önceki hallerini anlatırdın. belki kimselerin bilmediklerini. içim erirdi seni dinlerken. her saniye erirdim hemde. çok gevezeydin evet ama sen konuşurken ben huzur doluyordum. seni inandıramadım hiç bir halime. artık zaten inandıramam da. ama hayal ederdim gitmeyeceğini. hep yanımda olacağını düşünür yapmadıklarımızı hayal ederdim. böyle işlemek ruhuma, senin suçun kusura bakma. o kadar güzel olmasaydı yaşananlar yalan olacağına inanacağım da, bu kadar iyi rol yapmış olamazsın. alışıyorum yavaş yavaş. insanın her şeye alıştığı gibi... ama günün belli saatlerinde gelip ruhuma çörekleniyorsun. işte o zaman nefes alamıyorum. o anlardan birindeyim. kim ne beddua ettiyse sağ olsun, ağzıma sıçılıyor. "artık yeter be canım" bakışları atıyor herkes. "toparlan" diyor canlarım, bu kadar uzun sürmemeli bir yıkım. insan ölüme alışıyor diyorlar. peki ölümden ne farkı var bunun? sadece yemek yiyip, nefes almak mı yaşamak? yaşıyorum evet.


home is where the heart is home is where the heart is
* hayatım boyunca kimseye "senden nefret ediyorum" demedim ama dün gece birinden bunu duydum üstelik tek sebebi onunla aynı duyguları, hisleri paylaşmıyor oluşumdu, zoruma gitti sözlük.
* uzun zaman sonra ilk defa edirne'nin batısına uçak bileti aldım, gitmişken geri dönmeyesim var.
* birden fazla gittiğim mekanlara/şehirlere her gidişimde "hayat buraya en son gelişimde nasıldı" diye düşünmek gibi bir huyum var. buna "hayatın deltası" diyorum.
* havaalanlarını, terminalleri hiç sevmem, bana ayrılık ve veda hatırlatır.
* oteller artık bana sınavdan önceki son gecelerimi hatırlatıyor işte öyle tiksindim hepsinden. 9 gün sonra bir dostumla kalırken bu hissi yenmeyi umuyorum.
* bir küçük kız kardeşim olsun isterdim, 10-15 yaşları arasında olsa çok hoş olurdu. elbette namümkün.
* saçma sapan twitter fenomenlerinin kitaplarını basmışlar, benim arkadaşımın edebî yönü kuvvetli kitabını basmamış olmalarına bir kez daha saydırdım. teşekkür sayfasında adımın yazacak olmasıyla hiç ilgisi yok.
* sanırım sevilmenin en güzel şekli sizi seven eş, dost her kimse o insanın ailesiyle birlikte sizi sevmesi, benimsemesi. bunu bir kez daha gönülden hissettim. arkadaşınızın anne-babasının sizin bir yemeği nasıl sevdiğinizi bilmesi, kardeşinin size içten bir şekilde "abla" demesi ve buna benzer tüm benimsenmişlik halleri...
sadecegunlukseyleryazicam sadecegunlukseyleryazicam
tatildeyken denizin dibinde yüzük buldum. instagram'da itiraf sayfaları yoluyla yüzüğün sahibini buldum. adresimizi verdik, telefon numaramızı verdik. adam kalktı yüzüğü ayağına götürelim istedi, biz götürmeyince de arayıp sormadı ya.

düşünüyorum da ne biçim insanlar var.
archketip archketip
hiç bir zaman barışamayacağınız kentsiz karanlığınızın dilsiz işkencesinden kurtulmaya yetmeyeceksiniz çünkü yakmaya çalıştığınız ateşler yalnızca başkalarını aydınlatmak için değildi.
beşbuçuk beşbuçuk
onunla olmamasını daha iyi biriyle olacağıma bağlayarak öfkemi, duygularımı bastırıyorum.
sanki duygularımı alıp yere fırlatıp üzerini taş ile ezip üstüne oturuyorum. tam olarak böyle hissediyorum.
bunun dışında insanların bir şeylerle, birileriyle bir süre sonra değişmesinden o kadar sıkıldım o kadar bıkkınlık geldi ki artık. sözümü yiyeceğimi bilmesem kimsenin yüzüne bakmayacağım. böyle insanlar böyle olduklarını da kabul etmezler vicdan muhabbeti falan yaparlar. hatta bu durumu sevmezler şikayet ederler. ama buna dönüştüklerinin farkında değiller. insanlar kendileri ile konuşmalı. ömründe de olsa birkaç defa birkaç saat kendi ile konuşmalı.
sevgili değişen insanlar,
insanların hayatında ya olun ya olmayın.
arası iğrenç, itici bir şey çünkü.
geçersiz kullanıcı adı geçersiz kullanıcı adı
annemin bir kaç garipliğinden bahsedip gideceğim misafir var.

sabahtan uyanıp kankalarını öğle yemeğine çağırdı sonra evi toplarken 'bu evin misafiri bitmiyor asla ömrüm bitti misafir bitmiyor' diye söylenip durdu.
şu an içerde benim misafir gelince gerginlik çıkardığımdan bahsediyor.

benim kalıplaşmış iğrenç espirilerim vardır onları normal zamanda yapınca 'gerizekalı gerizekalı konuşma' diyor ama kankaları espirime gülünce o da hunharca gülüyor.

geçen bir akrabamızı başka bir akrabamızın yanında çekiştiriyor ben de ' anne bak kadının kulağına gidecek hoş değil' dedim o da 'üff amaan ben de valla geçersiz söyledi derim anneni yalancı mı çıkarcan' deyince bok gibi kalıyorum.

tuvalet banyoya girince muhakkak seslenesi tutar tuvaletteyim deyince 'orada napıyorsun' der.

kredi kartına şiddetle karşıdır. 20₺ verip margarin almaya gönderir markete varınca arayıp 500₺ lik malzeme ister. bu kadar isteyecekse neden 20₺ verdiği sorulunca 'o kartı bok yemeye mi' taşıyorsun der.

arkadaşlarımın eve gelmesinden rahatsız olur. onlarla dışarı gitmeme alınır. arkadaşlarımla aram bozulunca 'geçimsizsin işte bak tek başına kaldın' diye söylenir.

neyse gidem de meyve soyam 'bütün hayatın o telefon olmuş' diye çıkışacak şimdi.
321 /